Rol modelinize iyi bakınız
Bir bireyin bulunduğu hâlden daha iyi bir hâle geçmeye niyetlendiğinde soyut öğretilerden çok somut örnekliğe ihtiyacı vardır. Somut örneklik kişinin nerede ne yapacağını ve sonunda nereye ulaşacağını görebileceği, ara ve ana hedeflerinin işaretlendiği bir yol haritası hükmündedir.
Bu hakikat fertler için geçerli olduğu kadar toplum ve devletler için de geçerlidir. Zayıf toplumlar kendilerinden daha güçlü gördükleri toplumları, zayıf devletler de daha güçlü devletleri ilerlemek ve ideal bir noktaya varmak üzere rol model alıp taklit ederler. Onların izlerinden gittiklerinde onların vardıkları yere varacaklarını düşünürler.
Bunun aksi de doğrudur. Birey ve toplumlar yapılarına uygun olmayan yanlış rol modeller seçtiklerinde durumları daha da kötüleşebilir, kimlik krizine maruz kalabilirler. Zira adapte edinilen yeni kültür ve değerlerin doku uyuşmazlığı durumu aidiyet duygusunu zayıflatır ve öze yabancılaşmayı kaçınılmaz kılar.
İslâm da güzel örnekliğin insanların hayatındaki önemine binaen dünya ve âhiret hayatlarında huzur ve mutlu olmaları için onlara peygamberleri yaşayan rol modeller olarak gösterir. Allah (c.c) insanlara ahlâklarıyla ahlâklanacakları, ibâdetlerini taklit edecekleri, her daim kendilerine ölçü alacakları peygamberleri rahmetinin bir gereği olarak göndermiştir.
İnkâr edenler kendi içlerinden seçilmiş insanların peygamberler olarak gönderilmesindeki hikmeti idrak edemediklerinden neden bir “melek”in gönderilmediğini (Furkan: 21) bir itiraz olarak öne sürmüşlerdir.
Hz. Peygamber’in rol model olma özelliğini kavrayamayan Mekkeli müşrikler de meselâ, “Elçi olarak neden bir melek gelmedi?” diye Allah Resûlüne itiraz etmişlerdi. (En’am: 8-9)
Hâlbuki Allah’ın (c.c) muradı sadece ilahi mesajı insanlara ulaştırmak değildi. Böyle olsaydı Kitab’ı bir melek ile gönderir ve böylece inkârcıların elinden de inanmama gerekçelerini almış olurdu. Lâkin, Allah (c.c) dinini kendileri gibi bir beşerle göndererek insanların hidayetini kolaylaştırmak ve kolay anlayıp kolayca tatbik etmelerini irade etmiştir.
Aksi taktirde inkarcılar bizler melek gibi olamayız, melekler itaat üzere yaratılmışlardır, isteseler dahi günah işleyemeyecek varlıklardır, onların güç yetirdiğine biz güç yetiremeyiz diye haklı itirazlar yönelteceklerdi. Tabiî olarak mesaj kime gönderilmişse yaşayan örneklik de onların arasından seçilecekti.
Bunun için Kur’an’ı Kerim özelde Müslümanlara genelde de tüm insanlığa Hz. Muhammed’i (sas) canlı rol model olarak (gudvetun hasene) işaretlemiştir. O; sözleriyle, amelleriyle, duruşuyla ilahî mesajı en iyi açıklayan ve temsil eden korunmuş mercidir.
“Andolsun ki, Resûlullah’da, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örneklik vardır.” (Ahzap: 21)
Allah’ı ve âhiret gününü umanlara, Hz. Peygamber’i örnek almaları emredilmiştir. Çünkü o, insanlığa sadece teorik içerikli bilgi ileten bir filozof değil, mesajını evvelemirde kendisi yaşayan ve yaşayan bir mesaji insanlığa ileten bir peygamberdir. Hayatlaşmış mesajın gücü insanların gönül terazisinde sözün gücünden daha ağırdır.
Hz. Peygamber bir baba, eş, arkadaş, komşu, tâcir, imam, âbid, müftü, komutan, devlet reisi ve rehber olarak mesajını hayatın farklı çehrelerinde yaşayan bir model olarak insanlara aktarmış ve getirdiği dinin yaşanabilir bir din olduğunu insanlara hayatıyla göstermiş son peygamberdir.
Peygamber demek, yaşayan Kur’an demektir. Zira Kur’an yaşayan hayata aktarıldığında Resûlullah’ın siretinden başka bir sirete ulaşmak mümkün değildir.
Bugün kimi insanların onun modelliğini ellerinin tersiyle itmesi yahut onun modelliğinin önüne kendi elleriyle icat ettikleri rehberlerini geçirmesi dinin sahih anlaşılmasının önünde bir engeldir.
Tâbiun ulemâsından İbn Sirin (r.a), “Dini kimden aldığınıza dikkat ediniz” (Müslim: 1/14) demişti. Biz de dininizi kimden aldığınıza ve kimi rol model edindiğinize dikkat ediniz diyoruz.


