Obama restorasyon görevini tamamladı
Obama’nın ABD başkanı seçilmesi bir Hollywood masalı senaryosunda bir restorasyon projesiydi. Demokrasi ve insan haklarını temin, medeniyetler çatışması teori ve pratiklerini ret, Afganistan ve Irak işgaline son, Filistin meselesine adil çözüm gibi nice vaatlerle gelmişti.
Hele siyahî bir kişinin ABD tarihinde bir ilk olması bütün dünyada kitleleri heyacanlandırmıştı. Zira Amerika başkanları ve müesses nizamı; “WASP” (Beyaz, Anglo-Sakson, Protestan) üyelerden oluşur, diğerlerine geçit verilmezdi..
Kenyalı ekonomist bir Müslüman babayla Kansaslı Hıristiyan beyaz bir annenin çocuğu, isminde baba tarafını temsilen Hüseyin olan İllinois Senatörü Obama’nın daha senatörlükte 3. yılını bile doldurmamışken Demokratların başkan adayı olması kişisel bir başarı hikâyesi değildi.
Obama başkan seçilmesinin 9. ayını idrak ediyordu ki, dünya bir sürprizle karşı karşıya kaldı. 2009 Nobel Barış Ödülü kendisine verilmişti. Dünya barışını tesis adına neyi başarmıştı ki ona bu ödül verilmişti?
Oysa Obama’nın başkomutanlığını yaptığı ordu Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerde pilotsuz uçaklarla katliamlarını sürdürüyor, Irak’ta işgal bütün acımasızlığıyla devam ediyor, Guantanamo gibi bir utanç anıtı ortada duruyor, Filistin meselesinde siyonist İsrail zulmü bütün hızıyla devam ediyordu..
Küresel sistem Nobel üzerinden Obama’ya neler yapması gerektiğini göstermek, motive etmek ve toplum psikolojisini buna hazır etmek üzere onu seçmişti. Nobel Komitesi, uluslararası diplomasiyi ve halklar arasındaki işbirliğini güçlendirme konusundaki olağanüstü çabalarından, dünyada nükleer silah stokunun azaltılması çağrıları ve dünya barışı için çalışması nedeniyle ödülü verdiğini açıklamıştı.
Obama önüne konan bu hedefi geçen hafta İran’la anlaşma yaparak gerçekleştirdi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi de (BMGK), İran ile P5+1 ülkeleri arasında imzalanan nihai anlaşmayı ve Tahran yönetimine uygulanan yaptırımların kaldırılmasını içeren karar tasarısını oybirliğiyle kabul etti.
Sonra diğer başkanların cesaret edemeyeceği Küba’yla iyi ilişkiler dönemini başlatarak kendisine tevdi edilen bir diğer görevi başardı. 2014 sonlarında Obama’nın başlattığı görüşmelerle onyıllardır süren düşmanlıklarından vazgeçen Küba ve ABD geçen Pazartesi gecesi itibarıyla iki ülkedeki diplomatik temsilciliklerini tam kapsamlı büyükelçilik hâline getirerek bir dönemi daha kapattılar.
Obama, Irak ve Afganistan’dan önemli ölçüde ABD askerlerini geri çekti. Ortadoğu’da ateşi maşayla tutmaya başladı..
Dünya halklarına bir rüya gibi gelen ve ABD’nin önemli ince gücü (soft power) olan demokrasisinin yara alan imajını düzeltmeyi de önemli ölçüde başardı. Çünkü ABD başkanları WASP üyesi spesifik ailelerden gelmeye başlamıştı. Meselâ Bush ailesi; önce baba Bush arkasından da oğul Bush hem de iki kez başkan oldu. Şimdilerde aynı ailenin vali çocuğu aday adayı.
Yine Clinton ailesi. Bill Clinton iki kez başkanlık yaptı. Sonra da bayan Clinton başkan adayı oldu. Yine aday. Siyahi bir başkanın seçilmesi hakikati tartışılmaya başlanmış ABD demokrasisi imajını tashih etti.
Dünya halkları Amerikan beyaz protestan küstahlığına öfke beslemeye başlamıştı. Obama’nın seçilmesi yerlerde sürünen işgalci ABD imajını da düzetmeye matuftu.
Obama öncesi dünyanın farklı ülkelerinde yapılan kamuoyu yoklamaları ABD’nin sevilmediğini ve nefret edildiğini ortaya koyuyordu.
Obama’nın başkan seçilmesinden bir hafta önce yapılan araştırmalar dünya kamuoyunun yüzde 10’nunun ABD’yi sevdiğini ortaya koymuştu. Bu oran Obama’nın seçilmesinden bir hafta sonra yüzde 60’a çıkmıştı. ABD’nin imaj gurusu olarak öne sürülen kişinin rengi, anne ve babasının kimliği, hukukçuluğu ve dışlanmış kesimlerden gelmesi yetmişti.
Obama mensubu olduğu siyah topluma karşı ayrımcılığı ve polis şiddetini bitiremezse de kendisine verilen restorasyon görevini başardı diyebiliriz.


