“Müslümanların Tarihi”
Cuma günü, Türkiye Ehl-i Sünnet Âlimler Birliği (ESAB) Genel Başkan Yardımcısı Abdul Vahap Ekinci Hoca ve Kuveyt Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nurullah Kurt’la beraber Cağaloğlu’ndaki Beyan Yayınları’nda siyaset tarihçisi Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma Hoca’nın misafiriydik. Beraber kahvaltı yaptık, Türkiye Müslümanlarının içinde bulunduğu siyasi krizi, dünyevîleşme tehlikesini ve Türkiye üzerinde oynanan oyunları konuştuk.
İhsan Hoca hiç kuşkusuz bugün siyasette olan, önemli mevkileri işgal eden kadroların, yazar, davetçi ve kanaat önderi kesimin, onların çocuklarının ve genel olarak camianın üzerinde eserleriyle emeği olan fedakâr ve vefakâr ilim ehli bir dava adamıdır.
Doğu’da bir ilimizde konferans vermekten yeni gelmişti. Aynı günün akşamı da ayağının tozuyla Almanya’ya konferans vermeye gidecekti. İlerleyen yaşına rağmen her zamanki gibi dinç, hizmet heyecanıyla dolu ve cevvaldi. Rabbim sa’yını artırsın!..
İhsan Hoca’yla bir araya gelip de onun son kitabı, belki de tüm ilmî hayatının hâsılası olan 5 ciltlik son eseri “Müslümanların Tarihi”ni konuşmamak mümkün değildi.
Yıllar önce Malezya’da misafirim olduğunda, yine yıllar önce Viyana’da onun misafiri olduğumda bu çalışma hakkında konuşmuştuk. Doğrusu heyecanla bekliyorduk. Sadaka-i cariye sadedinde onca eserlerini bu eserle taçlandırdı.
Eser, kadîm ilmî geleneğimizde olduğu gibi Hz. Adem (as)’la başlayıp Hilafet’in kaldırılmasına kadar olan tarihî süreci ele almış. İhsan Hoca, eserini tarih boyunca tevhit ve şirk mücadelesi ekseninde kaleme alarak insanoğlunun tarihini ‘varoluş gayesiyle’ de irtibatlandırmış. Sahih bir tarih şuuru insanın özgürleşmesine yardım eden ve başka medeniyet havzalarının kötü taklitçileri olmasını da engelleyen bir güce sahiptir.
Son asırda Müslümanlar tarihlerini daha çok Batılıların yazdığı kitaplardan öğrenmekteler. Oryantalist önyargılar, oryantalist algı operasyonları birer bilimsel hakikat gibi kabullenilmiş ve kendi tarihimize maalesef yabancılaşmış ve neredeyse öz tarihimize oryantalistler gibi yaklaşmışızdır. İnsanımıza ya körü körüne özünden nefret hâli ya da körü körüne tarihi kutsamak gibi ilkel bir kavmiyetçilik musallat olmuş. İki dar parantezin arasına sıkışarak genel manada tarihle sahih bir diyalog kurma imkânını da yitirmiştir.
Bu yüzden kök değerlerine bağlı, bunun hâkimiyeti için mücadele veren ve aynı zamanda da alanında derin birikime sahip İhsan Hoca’nın bu çalışması büyük bir boşluğu doldurmuştur. Öyle inanıyorum ki, Hoca, ilerleyen yıllarda yeni baskılarında yeni eklemelerde de bulunarak daha da zenginleştirecektir eserini.
Kitabın arka kapağında şu tanıtım yazısı kitabın yazılış gayesini de izaha yetiyor sanırım:
“Hz. Âdem ile başlayıp kıyamete kadar devam edecek olan tarih, sadece okullarda okutulan geçmiş hadiseler kronolojisi değildir; bilâkis insanoğlunun yaşamıyla çok yakından ilgilidir, yaşanan hayatın kendisidir.
Tarihlerini bilmeyen birey ve toplumlar, başkalarına bağımlı ve uydu olmaya mahkûmdurlar. Çünkü onlar kendilerine öğretilenden başka bir hakikati göremezler, algılayamazlar. Görmeyi, algılamayı isteseler de buna müsaade edilmez. Dolayısıyla insan sadece tarihi bilerek hürriyeti tanır, bağımsızlığa âşık olur ve onun için mücadele eder. İnsanın hayattaki tek hedefi, örnek insan olmak, Allah’ın rızasına kavuşmak olmalıdır..”
Her birimize imzalayarak eserinden bir set hediye eden muhterem Hocama teşekkür eder, Rabbimden sağlıklı bir ömür ve bereketli nice çalışmalar dilerim.
Not: Müslümanların Tarihi’ne ulaşmak isteyen okurlar detaylı bilgi için Beyan Yayınları’nın resmi internet sitesini ziyaret edebilirler.
http://www.beyanyayinlari.com/tr/prddet.php?pid=703438


