--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Mezhep çatışmasında asıl suçluyu görebilmek

Serdar Demirel
Serdar Demirel

Mezhep çatışması Ümmet’e kurulmuş bir tuzaktır. Aynen etnik çatışmaların kurulmuş birer tuzak olması gibi. Dolayısıyla Ehli Sünnet ve Şia çatışması, Ehli Sünnet içi mezhep ve meşrep çatışmaları, bugün Irak’ta gelinen yeni aşamada Şiîlik içi çatışmanın duyulan ayak sesleri hepsi birer tuzaktır.

Tuzak kuruluyor ve maalesef aklıevvel Müslümanlar da buna lades diyor. Durumdan çıkar sağlamaya çalışıyor. Dar mezhep çıkarlarını Ümmet’in geleceğine takdim ediyor.   

Müslümanlar tarihte istisna dönem ve olaylar sayılmazsa ötekisiyle beraber yaşamanın en güzel örneklerini vermiş bir Ümmet’tir. Güçlerinin zirvesinde oldukları dönemlerde hakim oldukları topraklarda gayrimüslimlerle dahi beraber yaşamanın, onlara adil davranmanın güzel örnekliğini sergilemişlerdir. 

Onlara İslâm’ın emrinin bir gereği olarak dinlerini yaşama, kendi kültür ve geleneklerini koruma, mabedlerini muhafaza etme hakkı vermişlerdir. Onları korumayı da bir görev bilmişlerdir. 

Doğu’dan Batı’ya; Yeni Delhi’den, Tahran’a (eski adıyla Rey), Kudüs’ten Kahire’ye, İstanbul’dan Saraybosna’ya kadar bu anlattıklarımı rahatlıkla görebilirsiniz. Cami, kilise ve sinagog Müslümanların iktidarında yan yana çatışmadan yaşayabilmiştir. Aynı dönemlerin Paris’ine, Londra’sına, Viyana’sına bir bakınız; tek bir cami bile gösteremezsiniz. 

Bugün dahi uygar ve demokrat dünyanın ülkeleri cami yapılmasına izin vermiyorlar. Kerhen izin verdikleri camilere minare yapılmasını engelliyorlar. Kimisi ezan okunmasını yasaklıyor vs.. Endülüs’ün Hıristiyanların egemenliği altına düşmesinden sonra bir medeniyetin nasıl hunharca yok edildiğine, Müslümanların nasıl bir soykırıma tabi tutulduğuna tarih şahittir. 

Oysa ötekisini tanıma ve bunun gereğini yapma kültürü Müslümanların tarih tecrübesinde inkâr edilemeyecek bir hakikattir. Bunları niçin yazıyoruz?

Müslüman tarih tecrübesinde gayrimüslimlere bu haklar tanınırken İslâm içi mezheplere müsamaha gösterilmez mi sanılıyor? Ehli Sünnet’in hâkim olduğu coğrafyalarda Şia, Mutezile ve diğer fırka müntesipleri nasıl varlıklarını sürdürdüler sanılıyor? 

İslâm tarihi genelde Ehli Sünnet’in hakimiyetinde yazılmıştır. Ehli Sünnet’in en güçlü olduğu dönemlerde bidat fırkaları tarihten silme imkânları doğmuştur, ama bu yapılmamıştır. Soyut iddialara gitmeden somut örneklikten yola çıkarak bunları söylüyorum. 

Müslümanlar itikadî ve amelî farklılıklarından dolayı çatışmak zorunda değillerdir. Bunun yolu da Müslümanların birbirlerinin hak ve hukukuna riayet etmekten, birbirlerinin aleyhine düşmanla ittifak içine girmemekten geçer. İtikadî ve amelî ihtilaflarının dışındaki sahalarda, ittifak ettikleri hususlarda yardımlaşmalı, özellikle de siyasî ve iktisadî işbirliğinin yollarını aramalıdırlar.

Müslümanları zayıf düşürecek, Hıristiyan, Yahudi, Budist, Hindu, lâ dini ne kadar düşman varsa onların müdahalesine açık hâle getirecek mezhep çatışmasından uzak durmalıdırlar. Hem bu hayatî sebeplerle hem de ahlâkî duruşumuzun bir gereği olarak mezhep çatışmasına sonuna kadar karşı durmalıyız. 

Ancak bir mezhep grubunun temsilcisi olarak davranan bir devlet yapısının bunlara rağmen ısrarla Ehli Sünnet’e yönelik tasfiye hamlelerine girişmesini, dar mezhep çıkarları uğruna Ümmet’i ateşe atmasını, sürekli kendi mezhebi lehine ve Ehli Sünnet aleyhine alan açma çabalarını da görmezden gelemeyiz. Zira bunun kendisi beraber yaşama iradesine kezzap dökmektedir. 

Daha açıkça söyleyelim. İran ve avanesi yanlış yoldalar. “Büyük Şeytan ABD” ve Rusya’nın desteğini alarak bölgede yayılmacı politikalar güdüyor. Esed’in bütün katliamlarına destek veriyor. Fiilen Suriye’yi işgal ediyor. 

Bunlara Şia müntesiplerinin de geniş kitleler hâlinde itiraz etmesi gerekiyor. ‘Bizi, İran’nın ulusal çıkarları için mezhep savaşına sürükleme’, demesi gerekiyor. Diyenler elbette var ama bunlar epey azınlıkta kalıyorlar.

Gelinen aşamada Irak, İran’ın mezhepçi politikaları yüzünden Şiîlik içi bir iç çatışmaya da gebe. Bunlara hayır demek mezhepçilik yapmak değildir. Aksine bunları görmezden gelmek suçluyu daha fazla suça teşvik etmek olur. 

 

Serdar Demirel Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle