• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Serdar Demirel
Serdar Demirel
TÜM YAZILARI

İstikâmet imtihanı

19 Nisan 2015
A


Serdar Demirel İletişim: [email protected]

Müslümanların farklı zamanlarda dönemin karakterine has imtihanları olmuştur. Osmanlı’nın son döneminde farklı, Cumhuriyet’in ilk yıllarında farklı, darbe dönemlerinde farklı, 28 Şubat döneminde farklı ve Ak Parti döneminde farklı..

Ama imtihan hep vardı, sınanan hep teslimiyet ve istikâmet iddiamızdı.. “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” (Hud: 112) ilâhi hükmüne uymak hep zor olmuştur. Ve Arap Baharı.. Yepyeni bir istikâmet imtihanıyla karşı karşıya kaldık..

İslâm’ı bünyesinde canlı yaşayan bir toplum inşa etme hayâlleri kuran kesimler, ister siyasetin sağladığı imkânlarla ister siyaset dışı yöntemlerle bunu yapmak istesinler, bu süreçte müthiş savruldular.

Birkaç yıl içerisinde Müslüman dünyada taşlar yerinden öyle oynadı ki, köklü altüst oluşlar yaşandı. Birbirine beddua etmeler, silah çekmeler, boğazlamalar, mezhep savaşları, düşmanla işbirliği yapmalar, iftira kampanyaları.. 

Suriye’nin durumu ortada. Irak, Yemen, Libya, Mısır hep aynı... Halkını satan sözde kanaat önderleri, dinini pazara çıkaran alim müsveddeleri gördük. Diktatör ve darbecilerin bir numaralı savunucuları kimi sözde sufî meşrepli alimler oldu..

Müslüman cemaat ve grupların, din alimi ve aydınların savruluşuna şahitlik ettik. Sokaktaki insandan çok kanaat önderlerinin savruluşuydu asıl acı olan..

Birçoğusu meğer bedel ödemeye hazır değilmiş, büyük fırtına bunu açığa çıkardı.. Birçoğusu yıllarca edindiği bilgi ve analiz yeteneğini şahsi hesaplaşmaları uğruna böylesi kırılgan ve tarihî dönemde ideolojik akrabalıkları olan kişi ve kesimlere karşı ideolojik hasımlarının yanında birer mermi olarak şarjöre sürdü. Bunları vuku bulmadan tahmin etmek mümkün değildi..

İslâm dünyasında yaşanan büyük savruluştan Türkiye’yi istisna tuttuğumuz sanılmasın. Elbette Türkiye de payına düşeni alacaktı..

İhvan hareketinden bir yönetici, bahusus Suriye’yi kastederek; bizi yaralayan hususlardan birisi de Saadet Partisi’ni yanımızda görmememiz oldu, demişti.  

Hakları gasbedilmiş dindarların hakkını almak için çaba sarf eden bir partiyi İslâm için varolduğunu söyleyen bir Cemaat kumpaslarla iktidardan düşürmeye çalıştı... 

Uzun yıllar okuduğum gazetelerden birisi olan Zaman gazetesini artık elime alamıyorum. STV’yi açamıyorum artık. Bir dönemler vicdanına ve analiz yeteneğine saygı duyduğum yazarların köşelerine bakamıyorum artık..

Sünni ve Kadiri gelenekten geldiğini iddia eden Bağımsız Türkiye Partisi başkanı halkı Şiîleştirmeye çalışıyor. İran ve Esed’in yanında saf tutuyor.. Hele Adnan Oktar’ın kendi kanalındaki şovları... 

Türkiye’de kimin nerede durduğu insan hafsalasını zorlamaktadır. Dil ve uslûp felaket.. Yalan dersen gırla.. Okur ve dinleyicileri üzerinde alenen algı operasyonları yapıyorlar..  

Özellikle de Gezi ve 17-25 Aralık olayları sonrası toplumun zorlandığı kutuplaşma, ‘Su uyur düşman uyumaz’ dedirtti. 

Türkiye aleyhine kurulan küresel ve bölgesel tuzakların elbette farkındayız. Bunlar bizi yaralamıyor, aksine biliyor. Gavur gavurluğunu yapacak. Küfür tek millettir. Güçlü, bölgesinde sözü dinlenir, kök değerleriyle barışmak isteyen ve Ümmet’i koruyup kollayan bir Türkiye’yi asla istemezler.

Ama tabanları bizden farklı olmayan Anadolu çocuklarını birbirine düşüren kanaat önderlerinin yaptıklarıdır asıl bizi yaralayan. 

Seçime çok az kaldı. Kazanmak adına her şey mübah. Hayır, hayır, yanlış söyledim. Ak Parti’nin oy kaybetmesini sağlamak için yalan ve iftira dahil her şey mübah..

Mesele salt bir yöntem meselesi ve bir zihniyete karşı olma durumu değildir. Mesele istikamet meselesidir.. 

“Rabbimiz! Bizi istikametli yoluna ilet” (Fâtiha: 6)

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23