--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İdamların gölgesinde seçime giderken

Serdar Demirel
Serdar Demirel

7 Haziran seçimleri kuşkusuz sadece Türkiye’yi ilgilendiren bir seçim değil. Batı da, Doğu da bu seçim sürecini yakından takip ediyor. Özellikle de Müslüman dünya. Farklı kesimler kendi perspektiflerinden farklı beklentiler içindeler. Neredeyse tüm kesimlerin Türkiye ve bölgeye yönelik stratejik kaygılarına uygun desteklediği bir ya da birden fazla parti var. 

Mısır’daki son idam kararlarından sonra Türkiye’deki seçimler bu idam kararlarının gölgesinde yapılacaktır. Halk Mısır’ın başına getirilenlerin Türkiye’nin de başına getirilebileceğini hissederek sandığa gidecektir. Oy kullanan seçmenler Mısır’da sergilenen oyunlara bakarak oyunu kullanacaktır. 

Bu, Ak Parti’ye oy verecekler için geçerli olduğu kadar karşıtları için de geçerlidir. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a açıktan; ‘senin de sonun ya Menderes ya da Mursi gibi olacak’ diyenler başka ne anlatmak istiyor olabilirler ki?  

Mısır darbecilerinin dünyanın sessizliğinden ve küresel güçlerin desteğinden cesaret alarak halkın hür iradesiyle seçtiği bağımsız ve  bağlantısız siyasileri, dinî önderleri ve aktivistleri idama mahkum etmesi, elbette bizdeki darbeci ve ihanet çetelerini de umutlandırmış, aynısının Türkiye’de de yapılması hâlinde küresel meşruiyet sorunu yaşamayacakları umutlarına kapılmalarını sağlamıştır. 

Batılı devletler biraz mahçup edayla “kaygılıyız” açıklamalarıyla meseleyi geçiştirmeye çalıştılar, biliyorsunuz. Kesinlikle kaygılı falan değiller, külliyen yalan, bunu da biliyorsunuz. Hukuka riayet edilmesi gerektiğini falan söyleyenler darbeye darbe diyemeyen ve onları darbeye iten güçlerdir.  

Bizim darbe severler iyi bilirler ki, Batı’nın direkt desteğini almayan darbeci Sisi ne darbe yapabilirdi ne binlerce sivil insanı pervasızca katledebilirdi ne de bunca insanı hukuk cinayeti işleyerek idama mahkum edebilirdi. Yapılanların arkasında Ortadoğu’nun demografik, siyasi ve iktisadi coğrafyasını yeniden çizmek isteyenler var. 

En az Batı kadar bu günaha iştirak etmiş bir de Doğu vardır. Suudi Arabistan’ın başını çektiği petro-dolar şeyhleri var. Lalu ebkem kesilmiş ve neye yaradığı meçhul olan İslâm İşbirliği Teşkilatı (İİT) da var.

Şu aşikâr ki, Batı ve onların bölgedeki yerli şürekasının İslâm’ı bir hayat nizamı olarak gören Müslümanları da kuşatacak bir gelecek projesi yok. Bu da bölge adına kaostan başka bir manaya gelmez. Sömürge sonrası tesis ettikleri düzen sürüp gitsin istiyorlar. 

Beraber yaşamayı değil esir almayı, bölgeyi birleştirmeyi değil bölmeyi, paylaşmayı değil tekeline almayı esas almaktalar.

Bunun için de siyasi ve iktisadi bağımsızlıktan, bölgenin birliğinden, hürriyetine kavuşmuş bir Filistin’den yana olan siyasi partileri, dinî cemaatleri, STK’ları ve kanaat önderlerini hedeflerine almış bulunmaktalar. Bizi heyecanlandıran her proje onları ürkütmektedir. 

Gezi olaylarını hatırlayınız. Gezici temsilcileri hükümet yetkililerine çıkıp, üçüncü köprünün, üçüncü havaalanı inşaatının, nükleer tesisler yapma anlaşmasının vs. durdurulmasını istemişlerdi. Gezi’yi deruhte eden üst aklın derdinin yeşili ve üç beş ağacı korumak olmadığı halkımıza böylece fâş olmuştu. 

7 Haziran seçimleri için halkın önüne çıkmış liderlere bakınız. Hangisinin kalbi Ümmet için, tam bağımsızlık için atıyor? Ahmet Davutoğlu Hoca’nın kalbinin bu Ümmet için attığını biliyoruz. Zaten ona düşmanlıkları da bu yüzden. Bu Ümmet için kalbi atan başka bir parti lideri var mı ortada? 

Gazze’ye, Suriyeli mültecilere, Mısırlılara sorun, onlar cevap versinler. Bu türden yazılar yazıyoruz diye bizi Ümmetçi olmakla suçlayan kişilere de bir sözümüz var. Sizin suç gördüğünüz şey, bizim için şeref madalyasıdır. 

Serdar Demirel Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle