--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hendek şiddetinden beklenen

Serdar Demirel
Serdar Demirel

7

 Haziran seçimleri sonrasında PKK’nın çözüm sürecini bitirip, Kürt halkına hayatı cehennem kılan hendek şiddetinden beklediği kazanımlar ne olabilir?

Bu sorunun idealler ve mümkünat dengesi içerisinde makul bir cevabının olmadığı aşikârdır. Zira inkârcı eski devlet dönemi bitmiş bulunmaktadır. O dönemde ortaya konan Kürt haklarına dair talepleri, yeni dönemde siyaset yoluyla dillendirmek ve gerçekleştirmek mümkündür. Bu meyanda siyasetin önü açıktır.

Yeni siyasetin tarzı da, üslûbu da farklıdır. Kürt kimliği tanındı, Kürtçe yasağı kaldırıldı, harf yasağı son buldu, Kürtçe neşriyata izin verildi, üniversitelerde Kürt Dili ve Edebiyatı kürsülerinin kurulmasına müsaade edildi, bizzat devlet Kürtçe televizyon kanalı kurdu vs..

Henüz yasal zeminde atılması gereken adımlar olsa da; yeni dönemde Kürt meselesinde nereden nereye gelindiğini gösteren büyük açılımlar kimsenin gözünden kaçmaz. Bugün bu yasal adımların atılmasını da bizzat PKK terörü geciktirmektedir.

Suriye’de akan kan, bir ülkenin topyekûn yıkımı, Irak üzerinde oynanan uluslararası oyunlar, İran’ın emperyal siyaseti, Rusya’nın bölgeye inmesi, NATO ülkelerinin savaş gemilerinin Akdeniz’de toplanması realitesi gibi yakıcı gerçekler, gelmekte olan daha büyük belâları haber vermektedir. Bu durum Kürt ve Türk halklarının birliğini elzem kılmaktadır. Bu ahvâl çerçevesinde PKK’nın şiddeti tırmandıran siyasetinin makul bir izahı olabilemez.

Denebilir ki; PKK, Arap Baharı sonrası ortaya çıkan fırsatları değerlendirerek “tam bağımsızlık” elde etmek istiyor. Bunun için barış sürecini bitirdi ve kanlı bir süreci başlattı.

Suriye’de kantonlar elde etmenin, dünya tarafından DAEŞ’e karşı laik bir güç olarak desteklenmenin, Rusya-Türkiye gerginliğinden doğan avantajları da kullanarak bunu gerçekleştirme şansı doğmuştur. Bir manada PKK kurulup terör eylemlerine başladığından beri ilk kez bu kadar müsait bir zemine sahiptir.

Bölgesel ve küresel güçlerin PKK’nın üst aklının kulağına böyle fısıldadığını tahmin etmek zor olmasa gerek. 30 sene sadece şiddetle yaşamış ve zihin kodları bu şiddet atmosferinde şekillenmiş PKK üst düzey kadrolarının da aynı minvalde düşündüğü aşikârdır. Yetmedi PKK ve HDP’ye nüfuz etmiş marjinal Türk solu da bunu öğütlüyordur.

Hendek siyasetinin bir başka izahını da Diyarbakır’dan görüştüğüm bir din âlimi şöyle izah etti: Amaç devleti provoke ederek yanlış adımlar atmasını sağlamaktır. Çünkü PKK üst aklı devletin hendek kazılan yerleşim alanlarını uçak ve helikopterlerle, tanklarla bombalamasını istemektedir.

Böylece ortaya çıkacak sivil ölümler ve yıkılan mahalleler, Suriye tarzı görüntüler hem bölge halkını öfkelendirecek hem de uluslararası propaganda yapma şansı verecektir. Böylece devlet gayri ihtiyari PKK şiddetinden bıkmış halkı onların yanına itecektir.

Bütün bunlar PKK’nın şiddeti niçin tırmandırdığına bir cevap oluştursa da mantıksal tutarlılık çerçevesinde, idealler ve mümkünat dengesi içerisinde makul bir izahı teşkil etmiyor.

Çünkü Kürt halkının onayını almadan dayatılan bu şiddetin ne meşruiyeti vardır ne de kazanma şansı. Olan bölgede yeni güç dengeleri oluşturulurken, Türkiye’yi bölgesiyle gerektiği gibi ilgilenmekten alıkoymak, ülkenin ve bölgenin maslahatına uygun hamleler yapmasını geciktirmektedir. Bu da bölgesel ve küresel diğer aktörlerin işine gelir ama Türk ve Kürt halklarının maslahatına asla uygun düşmez. 

Çünkü hendek siyaseti evvelemirde bölgede yaşayan Kürt halkını mağdur etmektedir. Bölge halkının can ve mal emniyeti kalmamıştır. Kimlik şuurunu oluşturan camiler ve tarihî mekanlar yok edilmektedir. İşyerleri kapanmakta ve halk göçe zorlanmaktadır. Bütün bunların Kürt halkından onay alması mümkün müdür? İşin manidar tarafı da göçe zorlananların PKK’ya değil, gelip devlete sığınmalarıdır.  

Serdar Demirel Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle