--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hadisleri Kur’an’a arzetme yanılgısı

Serdar Demirel
Serdar Demirel

Modernite ve sömürgeciliğin keşif kolu oryantalizm sınır tanımaz saldırılarıyla geniş müslüman kesimleri tasavvur dünyalarında kendi bilgi sistemlerine ve daha da tehlikelisi dinî bilgi kaynaklarına dair şüphelere, kimi yerde de inkâra itti.

Yeni dönemde Müslümanların tarih boyunca kullandıkları usûlü tefsir Kur’an-ı Kerim’i kavramaya ve onu çağın algısına hitap ettirmeye kâfi gelmiyor dendi, bu kimi kesimlerde etkili oldu. 

Usûlu fıkıh artık modern dönem müslümanların karşılaştıkları sorunları çözmeye yetmiyor dendi. Alternatif arayışlara girildi. 

Usûlü hadis sadece senet tenkidine yoğunlaşmış ve dolayısıyla miadını doldurmuş bir disiplindir iddiası öne sürüldü. İslâm’ın ikinci teşri kaynağını oluşturan Sünnet, rivâyet kültürü diye küçümsendi, hırpalandı ve acımasız tenkitlere maruz kaldı. 

Alternatif hadis metotları öne sürüldü. Metin tenkiti yapmak önerildi. Bu meyanda da “hadisler Kur’an’a arz edilsin”, teklifi sloganlaştırıldı. Bunun manasını bilen de bilmeyen de kullanmaya başladı.. Rivâyetlerden kaçanlar teklifi güçlendirme sadedinde, Kur’an’a arzetmeyi akıllarına getirmedikleri bir rivâyeti bayraklaştırdılar.

Güya Efendimiz şöyle buyurmuş: “Muhakkak ki siz benden sonra ihtilafa düşersiniz, aranızda fikir ayrılıkları çıkar; öyle ise benden size bir hadîs rivayet edildiğinde, onu Allah’ın kitabına arz ediniz, onunla karşılaştırınız, ona muvafık olan bendendir, muvafık olmayan benden değildir.” Oysa bayraklaştırılan bu rivâyetin aslı yoktu. Bu rivâyetin aslı olmasa da Hanefi ve Malikiler bir usûl prensibi olarak arzı, hadîslerin Kur’an’la çelişmesi hâlinde geçerli görmüşlerdir. Dikkat edilmesi gereken husus, çelişmesi hâlinde ifadesidir. Yoksa Sünnet tek başına delil olmaz şeklinde bir iddiayı asla öne sürmemişlerdir. 

Hadisleri Kur’an’a arz etme meselesinde tarihsel olarak arzı kabul eden Müslümanların anladıkları ve uyguladıkları ile modern arzcıların anladıkları ve uyguladıkları muhteva itibarıyla çok farklı olmuştur. 

Arzı kabul eden Müslümanlar; eğer Allah’ın kitabı bir meseleye ak diyorsa, buna mukabil bir rivayet de gelip hayır bu ak değil karadır diyorsa bunu çatışma olarak anlamışlardır. Böyle bir şeyin zaten kabûlü mümkün değildir. 

Klasik usûlde sahih hadisin mütavatir hadise ters düşmesi kabul edilmez. Güvenilir râvinin kendisinden daha fazla güvenilir bir râvinin rivayetine ters düşmesi de kabul edilmez, “şaz rivâyet” sayılır. Hâl rivâyetler zemininde böyle iken bir rivâyetin Kur’an’a ters düşmesi, Kur’an’ın açık bir hükmünün aksini söylemesi mümkün müdür? Böyle bir rivâyet elbette kabul edilemez.

Ancak modern dönem arzcıları, rivâyeti Kur’an’a arz etmeyi, eğer bir hüküm Kur’an’da yoksa, hadis ona zait bir hüküm getiriyorsa, bunu çelişki olarak anlamaktalar. Meselâ erkeğin altın yüzük takması. Kur’an buna dair bir hüküm bildirmiyor. Hadislerde ise Efendimiz (sas) bunu yasaklamıştır. Modern arzcı ben bu rivâyeti Kur’an’a arz ettim, ancak hükmünü orada bulamadım, öyleyse bunun aslı yoktur, uydurmadır kolaycılığına sapmaktadır. 

Hadis eğer Kur’an’ın dediğini tekit ediyorsa o zaman itiraz etmemekteler. Velev ki, o rivâyet zayıf olsun. Her bir haberi Kur’an’a doğrulatmak veya Kur’an’da o haberin aynısını aramak gibi bir yöntemle hadisleri itibardan düşürme yoluna gitmekteler. Bu ise Hz. Peygamber’e ittibayı emreden Kur’an âyetleriyle açıkça çelişen bir tutumdur.

Bu pratik, iddiasına rağmen hadisleri Kur’an’a arzetmekten çok, rasyonel akla, modern önyargılara ve kimi meşreplerin spesifik Kur’an algısına arz etmektedir. Meşrep ve kültürüne uyan rivâyetleri Kur’an’a uyanlar, uymayanları da Kur’an’a aykırı olanlar listesine kaydetmekte, adını da arz koymaktadır. 

Bu içselleştirilmiş oryantalist bakış açısı sonuç olarak İslâm’ın merkezi kriterleriyle sürekli bir kavga içerisine girmektedir. 

Serdar Demirel Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle