--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Etnik milliyetçilik yükselişte mi?

Serdar Demirel
Serdar Demirel

Seçimin sonuçları ve seçmenin mesajları üzerine çok şey duydunuz ve okudunuz. Bazen birbirine yakın bazen de zıt görüşlere tanıklık ettiniz. Ancak yapılan seçim yorumlarının kahir ekseriyetinin kişilerin meşrep ve ideolojik hassasiyetlerinin bir yansıması olduğu da gözlerden kaçmıyor.

Yapılan doğru tesbitler ise gerçeğin tümünü değil sadece bir tarafını işaretliyor, o kadar. İşin garip tarafı da her partinin seçimlerden zaferle çıktığını iddia etmesi oldu. Seçimlerin yenileni yok gâliba. Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış zaten! 

Nihayetinde AK Parti seçimden birinci parti olarak çıkmayı başardı. Kazandı ama ciddi yara da aldı. Zira oylarını yüzde 9 düşürerek kendi başarılarının gerisine düştü. Seçimden dördüncü parti olarak çıkmış HDP ise, seçimin birinci partisi edasıyla zafer sarhoşluğu yaşıyor.  

Dikkat çeken tehlikeli husus ise etnik milliyetçi partilerin oylarının ciddi olarak artması realitesidir. Seçim öncesinden sezinlediğim bu trende dikkat çekmek üzere seçim günü “Biz kimiz?” başlıklı yazımı kaleme almıştım. 

Çünkü etnik milliyetçilik bizim coğrafyada hep bir bölen olmuştur. Ortak tarih tasavvurumuzu ve ortak gelecek beklentimizi parçalamıştır. En önemlisi de Ortadoğu halklarının kimliğini şekillendiren kök değerleri zayıflatmış, beraber yaşama iradelerini erozyona uğratmıştır.  

Etnik milliyetçiliğin yükselmesiyle coğrafyamızda ümmet şuuru zayıflamış, sömürgeci güçlerin kolayca yutacakları lokmalar hâline gelmiştik. Kur’an ve Hz. Peygamber’in (sas) yasakladığı asabiyet hortlamış, muhataralı durumlar peydâ olmuştu. 

Ulus devlet teori ve pratiklerinin geriletildiği bir dönemde etnik milliyetçiliğin bu seçimle tekrar yükselmesi alarm veren cinstendir. Hele de bölgemiz ateş çemberinden geçerken.

Seçmenin yüzde 30’unun Kürt ve Türk milliyetçiliği yapan partileri tercih etmesi hangi sosyolojik gerekçelere bağlanırsa bağlansın ilerideki günlerde ciddi krizlerin meydana geleceğinin habercisidir. 

Hâlihazırda AK Parti karşıtlığı bu iki partiyi birbirine sessiz kalmaya itse de gelecek günlerde durum böyle devam etmeyebilir. HDP elde ettiği seçim başarısı sebebiyle tahrik edici bir özgüvenle hareket edebilir. Ulusal karakterli Kürt siyasetinin taleplerini parlamentoda 80 milletvekili ile daha agresif bir tonda gündeme getirebilir ve yine 80 milletvekili ile temsil edilen MHP’yle karşı karşıya gelebilir. 

Analizcilerin çoğu bu seçim sonuçlarının HDP’yi normalleştireceğini, Türkiye partisi yapacağını söylüyor. Aldığı oy oranının dağdakilerin silahı bırakmasına vesile olacağını ve bunun barış sürecine ivme kazandıracağını iddia ediyor. 

Bir temenni gibi duruyor. Umarım öyle olur. Ama olmayacağını düşünüyorum. Bu ihtimali gündeme almak isteyen pek yok. Ne seçmen bunu düşündü ne de analiz yapanlar bunun üzerine kafa yormak istiyorlar. 

Muhafazakâr Kürt oylarının AK Parti’den HDP’ye gittiğini ileri süren kimileri de AK Parti’nin barış sürecini terk etmesi gerektiğini, MHP’ye kaptırdığı muhafazakâr Türk oylarını kazanmak için oraya yönelmesi gerektiğini tavsiye ediyorlar.

Bunlar sanırım ne AK Parti’ye küsen muhafazakâr Kürt seçmeni, ne de MHP’ye kayan muhafazakâr Türk seçmeni anlayabilmişler. Kaldı ki AK Parti iki partiyle de etnik milliyetçilikte yarışamaz. Yarışmamalı da. 

Yapılması gereken ilkesel davranmaktır. AK Parti kendisini güçlü ve cazip kılan prensiplere daha fazla yapışmalı ve Türkiye’nin çimentosu olmaya devam etmelidir. 

Serdar Demirel Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle