Endonezya gezimizin bize gösterdiği
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’ne bağlı Osmanlı-Malay Dünyası Çalışmaları Merkezi adına Doç. Dr. İsmail Hakkı Kadı ile beraber akademik temaslarda bulunmak ve üniversitelerimiz arasında işbirliğinin geliştirilmesi imkânlarını görüşmek üzere 14-24 Ağustos tarihlerini Endonezya’da geçirdik.
Görüştüğümüz her kurumda muhataplarımız tarafından FETÖ darbe girişimi gündeme getirildi ve meseleyle ilgili birçok sorular soruldu. Endonezya’da 9 okulları bulunmakta. Bunların yönetimine ise yerel kişileri getirmişler. Bu da önemli bir korunma kalkanı sunuyor okullara. Gülen’e bağlı ve onların nüfuz ettiği kişiler Ak Parti ve özellikle de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan aleyhinde karalama propagandaları yapmışlar/yapıyorlar.
Orada modernist yapılara Erdoğan’ın gelenekçi, gelenekçi yapılara da mezhepsiz olduğu söylenmiş. Kim, hangi yapı nelerden hoşlanmıyorsa aradaki tezata bakmaksızın hep Erdoğan’ın üzerine boca edilmiş. Erdoğan’ı karalamak ülkeyi karalamaya dönüşmüş.
Bunları; Cakarta’daki Şerif Hidayatullah Üniversitesi’nde, Endonezya Üniversitesi’nde ve Semarang’da Sultan Agung Üniversitesi’nde yakînen gördük. Ülkenin sivil toplum yaşamında etkin olan Nahdatul Ulama, Muhammadiyye gibi iki önemli dini-sosyal hareketin liderleriyle yaptığımız görüşmelerde de gördük. Türkiye üzerine akademik çalışmalar yapan kişilerle, ANTARA editor yardımcısı (Endonezya Haber Ajansı / bizdeki AA’nın muadili) ve ülkenin önde gelen yardım kuruluşu PKPU yöneticileriyle yaptığımız görüşmelerimizde de gördük.
Okurlarımızın meselenin ehemmiyetini tasavvur etmekte zorlanacaklarını düşünerek Endonezya’nın önemini özetle izah edelim.
Endonezya, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği’nin (ASEAN) kurucu ülkelerinden. Türkiye ile beraber İslâm İşbirliği Teşkilatı, G-20 ve D-8 içinde yer alan bölgesinin en önemli ülkelerindendir. Batı’dan Doğu’ya beş bin kilometrelik bir adalar topluluğundan meydana gelmektedir. Sumatra Adası’ndan başlayıp Papua’ya kadar uzanan ülkede resmi verilere göre 17.508 ada bulunmaktadır. Bunların büyük bir bölümünün adı bile bulunmuyor.
Bu adalardan sadece 6 bin civarındaki adada insan yaşadığını öğrendik. Ülke 250 milyon nüfusa sahip. Yüzde 90’a yakını Müslüman olarak kayıtlı. 300 etnik grup ve bu anlamda dil mevcut.
Ülkenin bir ucundan diğer ucuna uçakla altı saatte gidiliyor. Bu geniş coğrafyada 150 milyon nüfusuyla Cava Adası merkezi bir yere sahip. Kuruluştan bu yana devlet başkanlarının çıktığı yer Doğu Cava. Sumatra, Kalimantan, Sulavesi, Papua Bali, Lombok diğer önemli adalar arasında bulunuyor.
Devlet, Cakarta merkezli yönetimin yanı sıra 33 eyaletten oluşuyor. Her eyalet bir vali ve yardımcısı tarafından yönetilirken, daha alt düzeyde belediye başkanları görev yapıyor. 17 Ağustos 1945’de Hollanda’dan bağımsızlığını kazanmış. Biz oradayken bağımsızlık günü kutlamalarına tanıklık ettik. Ülkenin her tarafında ve her düzeyde coşkuyla kutlanan bir bağımsızlık günüydü.
Ülkenin sivil toplum yaşamında çok etkin olan Nahdatul Ulama (NU) ve Muhammadiyye gibi iki önemli dinî-sosyal hareketi bulunuyor. Bunlara Endonezya’nın kurucu yapıları da denebilir. NU, bölgede ‘pondok/pesantren’ olarak adlandırılan geleneksel dinî okulları ve geleneksel toplum kesimlerinin temsilcisi olarak 1926 yılında kurulmuş. Ülke genelinde etkinliği olan bu yapının aşağı yukarı 40 milyon üyesi olduğu belirtiliyor. 28 üniversite, 5 binin üstünde okulları bulunmakta. Sadece üniversitelerinde 300 bin talebe okumakta. Yapının dinî söylemi Eşari, Şafiî ve tasavvuf üzerine kurulu.
Muhammediyye ise, Ortadoğu (Hicaz bölgesi) eğitimli kurucusundan hareketle modern İslâmî anlayış esasları üzerine 1912 yılında kurulmuş. Mısırlı Muhammed Abduh bu yapının din tasavvurunun şekillenmesinde önemli bir kişiliği teşkil eder. Daha çok modern eğitim kurumları, sağlık kuruluşları vb. yapılanmalara konuşlanan bu hareket bugün 35 milyonun üzerinde üye sayısına sahip. Ülkenin her eyaletinde faaliyet gösteren 60 civarında üniversitesi mevcut.
Bu iki yapı dini-sivil inisiyatifler olarak bilindiği kadar ülke siyasal yaşamında da bağlılarının kurduğu siyasi partilerle de kendilerini ortaya koymuşlardır. Ancak burada hiyerarşik bir siyasi yapılanma olduğunu söylemek güç. Grupların bağlılarının kime hangi partiye oy verecekleri konusunda daha ‘esnek’ bir yapı sergiliyorlar.
Endonezya’da son derece müsbet karşılanan bu iki yapının varlığı Gülen yapılanmasının anlaşılmasında hayli zorluklar oluşturmaktadır. Zira Gülen yapısını bunlarla kıyaslayarak anlamaya çalışıyorlar.
Gelecek yazıda konuya devam edelim.


