--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dış siyasetin bir aracı olarak terör

Serdar Demirel
Serdar Demirel

Ankara’daki intihar saldırılarının hemen sonrasında henüz ne olduğunu kimse anlamamışken, HDP Eş Başkanı Demirtaş, katil devlettir dedi. İki gün sonra da bu sözümü düzeltiyorum, devlet sadece katil değil, “seri katildir” dedi. 

HDP, KCK’nın siyasi manivela olarak kullandığı bir araçtır. KCK, PKK’nın da patronudur. PKK ise 1984 yılından beri terörü siyasi sonuç almak üzere mütemadiyen kullanan bir yapıdır. Buraya kadar söylediklerimiz müsellemdir.  

Bunun çıplak manası şudur; PKK dünyanın en uzun ömürlü ve en tehlikeli terör saldırılarını yapan birkaç örgütten birisidir. “İstikrarlı terör”ün adı olan bir yapının sık sık azarlayıp çeki düzen verdiği bir siyasetçi bu yüzden olsa gerek ciddiye alınmıyor..

Malum, şiddetin çeşitleri vardır, lâkin her şiddet terör sınıfına girmez. Şiddetin siyasi sonuç almak üzere kullanılmasına terör denir. Bu yüzden de vicdanı ve ahlâkı tartışılsa da aklı başında gayet rasyonel birey, grup ve devletler terörü siyasi sonuç elde etmek üzere bir araç olarak kullanırlar...

Önceleri terör sadece illegal yapılarla anılırdı. Ama bu yüzyıl, en büyük legal yapıların terörü  dış siyasetin bir aracı olarak sistemli kullandığı yüzyıldır. Neden mi?

21. yüzyıl düzenini arıyor çünkü. Dünyanın düzen arayışı genelde büyük savaşlar sonrası tesis edilirdi. Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı hemen akla gelebilir. Ancak ikisi de özelde Batı Avrupa’ya genelde de bütün dünyaya büyük yıkımlar getirdi. 

Her ne kadar dünya gömlek değiştireceği zaman büyük hadiseler kaçınılmaz olsa da, artık o büyük savaşlar Batı coğrafyasında istenmiyor. Zira bedelinin ne kadar ağır olduğunu yaşayarak gördüler. 

Bu yüzden literatüre “proxy war”, yani vekaleten yürütülen savaşlar girdi. Büyük devletler ve bölgesel güçler terör üzerinden kozlarını paylaşıyor, dünya düzeni kurulurken maksimum düzeyde kendi maslahatlarını terör aracılığıyla garanti altına almaya çalışıyorlar. 

Meselâ; Afganistan, Irak, Suriye, Nijerya, Türkiye.. Müslüman coğrafyanın sınırları, terör aracı üzerinden yeniden çiziliyor, yeniden paylaşılıyor. 

21. yüzyıla, sırrının çözülmesine izin verilmeyen ve ABD’nin kendi topraklarında görebildiği en büyük terör saldırısı olan 11 Eylül’le girdik. Bu terör gerekçe gösterilerek olayla alakası olmayan Irak ve Afganistan işgal edildi. 

ABD ve şürekasının bu işgallerle yaptığı katliamların çetelesini kim tutabilir? Ebu Ğureybleri, Guantanamo Bayları, yerle bir ettikleri ülkeleri, kısacası insanlık dışı, hukuk karşıtı her eylemi, “terör” kavramıyla meşrulaştırdılar.. Bizler, kendi terör mitini siyasi hedeflerle üreten yeni emperyal dönemin insanlarıyız. 

Türkiye’ye gelelim. Ankara’daki terör eylemi öncesi güvenlik güçleri DHKP-C üyelerinin hem İstanbul’da canlı bomba hem Ankara’da Yargıtay’a yönelik eylem hazırlığı içinde olan teröristlerini engellemiş. Bunlar gibi daha nice terör saldırısı gerçekleşmeden önlenmiş. Türkiye’nin terörle birçok şeye zorlandığı açık değil mi? 

Soru şu: NATO üyesi Türkiye’ye bu kadar uzun ömürlü terörle saldırmak mümkün müdür? Hele de PKK, DHKP-C gibi örgütlerin Batı Avrupa ülkelerinde her türlü faaliyet içinde bulundukları bir sır değilken...

Güçlü, bağımsız, istikrarlı bir devlet olmak isterseniz terörle sizi hizaya getirmek isterler. Buna teslim olmak da terörün hedefine ulaşması demektir. Ancak Türkiye’nin teröre teslim olma lüksü yoktur.

Serdar Demirel Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle