--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dinini kendi hakikatinle öğren

Serdar Demirel
Serdar Demirel

Bugün İslâm’ı anlama ve anlamlandırma faaliyetlerinde hercümerc yaşanıyor. Her kafadan bir ses çıkıyor. Uzman olan da konuşuyor, olmayan da. Ortaya hoca diye çıkmış kimi kişiler de İslâm adına ama her meselede ahkâm kesiyor. Bunların “bilmiyorum”u yok, her şeyi biliyorlar. 

Her önüne gelenin din adına ahkâm kestiği bir vasatımız var. Öyle cüretkâr, öyle sınırsız, öyle ölçüsüz, öyle gün yüzü görmemiş yorumlara şahit oluyoruz ki, bu vasatta doğruyu bulmak kolay olmasa gerek.

Öğrencilerimin ve okurlarımın bana en çok sorduğu sorulardan birisi de ‘bu vasatta İslâm’ı nasıl anlamaya çalışalım?’ sorusudur. Bunlara hep ilmî geleneğe bağlı kalın, merkezi kriterlerden ayrılmayın. Bu zeminde de ihtilafları müsamaha ile karşılayın cevabını veriyorum. 

Akılcılık meselesinde ifrat ve tefritin yaşandığı bir ülkede yaşıyoruz. Akılcılıkta aşırıya kaçanların ise oryantalist çalışmalardan direkt yahut dolaylı etkilendikleri şüphe götürmez bir hakikattir. Bunun için aynı soruya bu yazıda farklı bir düzlemde cevap vereceğim. 

Ancak bu cevap bana ait değildir. Yıllardır aynı düşünüyorum. Muhtevaya tamamen katıldığım için dikkatlerinize sunuyorum.

Dünyaca ünlü Müslüman âlim Prof. Dr. Mustafa Azami, 2006 yılında Türkiye’de düzenlenen Uluslararası Oryantalizm Sempozyumu’nda “Müslümanlar İslâmî Çalışmalar Üzerindeki Müsteşrik Otoritesini Niçin Reddetmelidirler?” başlıklı sunumunda son derece önemli tesbitler yapar ve şunları söyler: 

“Edward Said’in hatırasına hürmeten düzenlenen Uluslararası Şarkiyat Sempozyumu’nun açılış konuşmasında Prof. Şerif Mardin, John Hopkins Hastanesi’nde tedavi gören Prof. Said’i ziyarete giden bir Türk öğrencinin hikâyesini nakleder. Çalışmalarını kapsamlı bir şekilde açıkça yapmış olan hevesli talebeyi dinler ve ona tavsiyede bulunarak; “Bana bunları okuma, sen kendi kültürünü oku” der.

Prof. Mardin daha sonra oryantalizmin nasıl ele alınması gerektiği üzerine kendi önerilerini ortaya koymuştur. Konuyu üç parçaya ayırmıştır:

Ontolojik düzey (oryantalizmden kendini ayırmak); epistemolojik düzey (kendini bilmek için çaba göstermek) ve üçüncü düzey, bir kültürü anlamak için doğru metodolojiyi ortaya çıkarmak. 

Azami sonra şu tesbiti yapar: Oryantalizm ile karşılıklı iletişime nasıl geçileceği hakkındaki benim tavrım ise Müslümanların müsteşrik araştırmalarının otoritesini reddetmeleri gerektiği şeklindedir. 

Bu fikir ne Edward Said’in ne de Şerif Mardin’in ki –ikisine de saygım sonsuzdur- görüşlerinden çıkarılmamıştır. Bu fakir neredeyse yarım yüzyıldır müsteşriklerin Kur’an, hadis, tefsir, siret ve fıkıh üzerine yaptıkları çalışmaların titizlikle gözden geçirilmesi neticesinde doğmuştur. Bu yüzden Said’in ‘Kendi kültürünü oku’ nasihatına ilave ediyor ve diyorum ki ‘Kendi dinini kendi gözlerinle kendi aklınla ve kendi yüreğinle’ oku.” 

Şu kısaca aktardıklarım üzerinde derin tefekkür edilmesi gereken bir tesbittir. Taşıdığı mesaj son derece önemlidir. Belki birkaç satırdan oluşmuştur ama ömürlerini oryantalizmi incelemeye adamış saha uzmanlarının tüm çalışmalarının hâsılasıdır.

İşi gücü oryantalist çalışmalardan fikir araklayıp kendi malı gibi piyasaya sürenler ne oryantalistlerin emeğini takdir edebilmişlerdir ne de kendi dinlerini kendi gözleriyle, kendi akıllarıyla ve kendi yürekleriyle okuyabilmişlerdir.  

Şu cümleyi tekrar okuyup üzerinde derin derin düşünün derim:

Ontolojik düzey (oryantalizmden kendini ayırmak); epistemolojik düzey (kendini bilmek için çaba göstermek) ve üçüncü düzey, bir kültürü anlamak için doğru metodolojiyi ortaya çıkarmak.. 

Ontolojik, epistemolojik ve doğru metodolojik düzeyde ve Müslüman gözüyle okursa Müslüman, o zaman Allah’ın (c.c) bak dediği yerden bakabilir, O’nun görmemizi istediği hakikatleri görebilir.

 

Serdar Demirel Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle