--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Biz kimiz?

Serdar Demirel
Serdar Demirel

Son dönemlerde “Biz ve Bizimkiler” vurgusunu çok duyar olduk. Dolayısıyla “Biz kimiz?” sorusunun üzerinde durmak elzem oldu. 

“Biz” ifadesi, ifade edene göre kimi zaman anlamı daralan kimi zaman da genişleyen bir mesajla karşımıza çıktı. Kimisi bununla etnik bir kimliğe atıf yaparak ait olduğu etnik kimliğin bütün fertlerini kastetti. Kimisi vatan vurgusunu öne çıkararak vatandaşlık esasında daha kuşatıcı bir “Biz”e gönderme yaptı. 

Benim gibiler de coğrafi sınır tanımayan, ırk, dil, kültür ve renk farkı gözetmeksizin İslâm ailesine ait olmayı ifade eden evrensel bir kimliğe vurgu yaparlar, “Biz” ifadesiyle. Bizim dünyamızda “Biz”, bu dine müntesip olmayanları da dışlamaz, aksine onları da aynı çatı altına davet eden tevhit ve adalet eksenli bir anlam dünyasını teklif eder. 

Bu inancımızın zaruri sonucudur. Zira tevhit akidesi, bütün kâinatı yoktan vareden tek bir Mutlak Varlık inancını esas alır. Allah Teâla güzel isimlerinde ve sıfatlarında birlendiği gibi yaratmada da birlenir. Tek bir yaratan vardır, o da Allah sübhânehu ve teâladır.

O Allah (c.c) ilk insanı yaratarak bütün insanlığın onun zürriyetinden çoğalmasını irade etmiştir. Dolayısıyla bütün insanlık, insanlık üst kimliğinde kardeştir. Aynı Rabb’in kulları, aynı anne babanın çocuklarıdır. Vasat bir Müslümanın ‘insan tasavvuru’nu bu hakikat belirler.

İsteyen hür iradesiyle bunu kabûllenir ve ona göre davranır, isteyen de yine hür iradesiyle bunu reddeder ve hesabını Allah’a (c.c) verir.

Ancak eşitleyerek birleştiren bu temel kaideyi zedeleyen ırk temelli ayrıştırıcı tasavvurlar içkinin şişede durmadığı gibi nüfuz ettiği aklı bulanıklaştırmakta ve zehirlemektedir. Bölünmüşlüğümüzün, zayıflığımızın, iç çatışmalarla boğuşmamızın, fakirliğimizin ve dolayısıyla düşmanların üstümüze çullanmasının ana sebebi de budur.  

Ulusalcı reflekslerin zaman zaman dindar kimlikli kişilerden sadır olması ise bizi şaşırtmaktadır. Zira bir insanın hem muvahhid, hem de etnik milliyetçi olması, isim ve sıfatlarıyla birlediği Allah inancına aykırı düşer. 

Etnik milliyetçilik sahip olduğu iddia edilen üstünlüğü, kerameti kendinden menkul özel kavmin kanını kutsamaya ve bu ırk etrafında üretilen bir mite dayanır. Kimileri bunu daha da ileriye götürerek işi kan tapıcılığına kadar götürür. 

Adını böyle koymaz elbette ama kendi ırkını diğer ırklardan üstün görme psikolojisi; iktidarı, zenginliği, huzuru kendi ırkının tekeline alma teori ve pratikleri başka anlama gelmez. İktidarı diğer ırklardan izole ederek ve paylaşmayarak elde etmeye çalışır. Kudret damarlardaki akan kanda aranırsa kan kutsanmıştır. Bu refleks kimden neşet ederse etsin hüküm değişmez.

Bu seçim döneminde ulusalcı zeminde yapılan “Bizimkiler” vurgusu maalesef birçok şeyi mübahlaştıran bir manivelaya ve toplumda kutuplaşmayı artıran negatif güce dönüştü. 

Oy isterken yahut oy vereceği adresi belirlerken “Bizimkiler” hissiyatıyla davranılması sadece ülke bütünlüğü duygudaşlığı açısından değil, birleştiren inanç prensiplerini de zayıflatan bir unsur oldu çünkü.

Türk ulusalcılarının “Türkiye Türklerindir” sloganıyla Kürtleri ötekileştirerek zulmettiği günlerin henüz unutulmadığı bir dönemde ulus devlet ve onun her türlü organlarının kurbanı olmuş Kürt ulusalcılarının “Biz”e sarılmaları ve bunun kimi dindarlarda da itibar görmesi tarihin bir ironisi olsa gerek. Celladını taklit etme ironisi..

Ben bu satırları yazarken bir aile büyüğüm, Yusuf İslam’ın; “Müslümanlar birbirleriyle savaştıkça ağıtlar Kürtçe, Türkçe ve Arapça, zafer çığlıkları ise İngilizce ve İbranice olacaktır” sözünü paylaştı. Başka söze gerek var mı?

Serdar Demirel Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle