--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bayram’da dahi birleşememek

Serdar Demirel
Serdar Demirel

Dünya Müslümanları Ramazan Bayramı’nın ilk gününü farklı günlerde kutladılar. Gönül isterdi ki en azından Ümmet’in önemli bir bölümünün ateş çemberinden geçtiği ve onca acıların yaşandığı bu kritik dönemde Bayram vesilesiyle Müslümanların birliği sağlansın. Maalesef olmadı. 

Oysa geçen Mayıs ayında Diyanet İşleri Başkanlığı, Avrupa Fetva ve Araştırma Meclisi, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve İslam Hilal Gözlem Projesi (ICOP) iş birliğiyle düzenlenen ve 3 gün süren ‘Uluslararası Hicri Takvim Birliği Kongresi’nin sonuç bildirisini açıklayan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez; “Yaklaşık üç yıllık bir çalışmayı bugün neticelendirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Aynı beldelerde yaşayan Müslümanların aynı camide namaz kılan Müslümanların bayram gününü birbirinden ayırmasına bu toplantı son vermiştir” demişti. 

Dini bayramların aynı gün yapılabilmesi için ortak karar imkânının arandığı kongreye Türkiye, Malezya, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, ABD, Katar, Fas ve Ürdün’ün de aralarında bulunduğu 60’a yakın ülkeden temsilci katılmıştı. 

Ama amaçlanan olmadı. Ümmet yine ihtilaftan kurtulamadı. Ru’yeti hilal ihtilafı sınıldığı gibi çözümü mümkün olmayan fıkhî bir mesele değildir. Dolayısıyla bu ihtilafın fıkıhtaki farklı görüşler öne sürülerek meşrulaştırılmasını biz doğru bulmuyoruz. Çünkü bu ihtilafın ana sebebi Müslümanların siyasi birliğini yitirmiş olmasıdır. Bu ihtilaf fıkhî bir ihtilaf olmaktan çok ulus devletlerin siyasi karakterinden kaynaklanmaktadır.

Osmanlı sonrası coğrafyamızda inşa edilen onlarca ulus devlet her biri kendi meşruiyetini pekiştirmek ve sınırları içinde yaşayan toplumları benimsediği ulus tanımı içinde kaynaştırmak ve tektipleştirmek üzere halklarının üzerinde sosyal mühendislik projeleri uygulamaktadırlar. Ulus devletler siyasi egemenliklerinin bir parçası olarak halkın dinî tercihleri üzerinde de tasarrufta bulunma hakkını kendilerinde görürler.

Ulus devletler iç birliklerini, kendi halklarını biraz da ötekilerden (yani Ümmet’ten) ayrı tutarak yaparlar. Bu yüzden hem bir egemenlik hem de bir ulusal birlik göstergesi olması açısından dinî bayramların başlangıç gününü berirlemeyi önemserler. Ulus devletlerin kurduğu resmi dinî kurumlar da tabiatı gereği kendilerini kuran devletlerin politikalarına pek karşı çıkamazlar.

“Önemseme” dediğim şeyi bir iktidar tezahürü olarak gören ulus devleti de dinî kurumlar önemser ve fıkhı da ihtilafları önemsenen şeye göre araçsallaştırabilirler. Bu basit ama derin sebep yüzünden Müslümanlar ru’yeti hilalde ittifak edemezler. İttifak edemeyen aslında fıkıh disiplini değil, ulus devletlerin ister hakiki olsun ister göstermelik olsun bağımsız ve egemen olduklarını gösterme hassasiyetleridir.     

Eğer siyasiler bu meseleyi çözmek için biraraya gelebilirse siyasete tabi ilgili ülkelerin dinî kurumları da çözüm geliştirmekte zorlanmayacaklardır. ‘Ru’yet mi, bilimsel hesaplama mı?’ gibi tartışmalar da anlamını yitirecektir. 

İnsanlar genelde bu birliği sağlayamamanın vebalini ya ulemaya ya da fıkhın kendisine yüklüyorlar, ama yanılıyorlar. İhtilaf siyasidir. Bizi bölenler bizi birleştirecek her şeyden çekinirler.

Anadolu’da Vakit gazetesinde tâ 29 Ekim 2005 tarihinde “Ru’yeti hilalde ittifak mümkün mü?” başlıklı bir yazı yazmıştık. O yazının bir bölümünde hilal ihtilafını çözme sadedinde basit bir teklifte bulunmuş, özetle şöyle demiştik:

İslâm ülkelerini çatısı altında toplayan İslâm Konferansı Örgütü (Bugünkü adıyla İslâm İşbirliği Teşkilatı) adı altında bir üst yapı vardır. İKÖ’ne üye ülke sayısı 55’tir. İKÖ, eğer izin verilirse, hilal meselesini Müslümanların genelinin kabulüne mazhar olacak şekilde rahatlıkla çözebilir. 

Her üye ülke, biri ru’yet fıkhında diğeri astronomi ilminde mutahassıs iki kişi tavzif ederek toplam 110 âlimi biraraya getirebilir. Bilimsel olarak hilalin hangi bölgelerde gözükeceği önceden biliniyor. Hilalin gözükeceği bir veya birkaç yere uzmanlar topluca gönderilebilir. Uzmanlar gerek çıplak gözle ve gerekse teleskoplarla hilali izleyebilir ve tüm bu gelişmeler canlı yayında ümmete gösterilebilir. 

Sözün özü Müslümanları ru’yet  ve hesap arasında bir tercihe zorlamak yerine iki kesimi de rahatlatacak, iki kesimin de duyarlılıklarını tatmin edecek çözümler bulunabilir. Yeter ki ulus devlet anlayışları esnetilsin.. 

Not: Tüm Müslümanların Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle tebrik ediyorum. 

 

Serdar Demirel Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle