--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Batı da batar

Serdar Demirel
Serdar Demirel

Eritre, Somali, Libya, Suriye, Irak, Afganistan ve diğer fakir ülkelerden bütün engelleri aşarak Avrupa’ya illegal yollardan girmek isteyen yüzbinler sıra bekliyor. İnsanlar canlarını ve mallarını ortaya koymuyor sadece. Çoğu, çoluk çocuklarıyla bu ölümcül yola çıkıyor.   

Sadece Ocak ayından bugüne Avrupa’ya ulaşmak için yasa dışı yollardan denize açılan 1600 kişiden fazla insan Akdeniz’in sularına gömüldü. Geçen hafta da 800 kişi Akdeniz’in soğuk sularında hayatını yitirdi..

Göç etmek isteyen insanlar bu haberleri görmüyorlar mı da tehlikeli sulara eş ve çocuklarıyla beraber açılıyorlar? Elbette görüyorlar. Bu ölümcül haberler ölü olarak yaşadığını düşünen insanları vazgeçirmeye yetmiyor işte. Zengin ve müreffeh ülkeler kapıları kapatsalar göçmen dalgaları pencerelere vuracak, pencereleri kapatsalar bacadan içeriye sızacak.. 

Batı isterse İsrail’in Filistin’de inşa ettiği tarzda etrafına duvarlar örüp kendisini kapatsın yine bunun önüne geçemeyecektir. ABD, Meksika’yla arasına böylesi duvarlar planlıyor zaten. Engelleyemeyecekler, çünkü insanlar aç, susuz, perişan. Oysa gezegenimizin sunduğu imkânlar bütün insanlığa yeter. 

Dünyada âdil bir paylaşım yok. Şişman kediler diğerlerinin durumuna pek aldırmıyor. Dünyada âdil bir paylaşım olmadığı, zenginler fakirleri düşünmediği sürece de bu göç dalgaları Batı kıyısına vurmaya devam edecek.

Batı kendi içinde âdil paylaşımı hatırı sayılır ölçüde sağlamış olabilir. Kendi içinde müreffeh bir vasat da inşa etmiş olabilir. Ama bunu Batı dışı dünyada istemiyor, olması için de çaba göstermiyor. Aksine birçok ülkenin açlığının, siyasi türbülanslarının, iç savaşlarının sebebi de Batı’nın ta kendisidir. 

Kenya’nın kurucu Devlet Başkanı Jomo Kenyatta’nın meşhur bir tesbiti vardır. Şöyle der Kenyatta: 

“Batılılar geldiklerinde onların elinde İncil, bizim elimizde ise topraklarımız vardı... Bize gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrettiler... Gözlerimizi açtığımızda baktık ki; İncil bizim elimizdeydi, topraklarımız ise beyazların olmuştu.”

Bu acı realite değişmedi. Sömürü eskisi gibi kaba yöntemlerle olmasa da daha sofistike ve soft yöntemlerle devam ediyor. Oysa insanlığın kurtuluşu insanlığı ilgilendiren meselelerde beraber hareket etmekte. Beraber hareket etmeyenleri de engellemek gerek. Bir hadis demek istediğimizi o kadar güzel anlatır ki, hadisin uyarısını nazarlarınıza veriyorum. 

“Allah’ın koyduğu sınırları gözeten ile gözetmeyenin durumu bir gemide yolculuk eden insanların durumuna benzer. Bunlar, kimler geminin üstünde (güverte), kimler de altında (ambar kısmı) kalacaklar diye kendi aralarında kur’a çekerler. Bir kısmı alta, bir kısmı da üste yerleşir. 

Geminin ambarında kalanlar su alabilmek için yukarıya çıkıp-iniyorlar ve her çıkış hem onlara, hem de yukarıdakilere zahmet veriyordu. Bu problemi çözmek için aşağıdakiler ambardan bir delik açmak istediler. 

Bunlardan birisi bir balta ile geminin en aşağı bir yerini delmeğe başladı. Bunun üzerine yukarıdakiler aşağıya inip; ‘Ne oluyor sana?’ itirazında bulundular. Adam ise, ‘Su almak istiyoruz ama sizi de rahatsız etmek istemiyoruz’ der.

Hz. Peygamber (sas): “Yukarıdakiler aşağıdakilerin yapmak istediklerine engel olduklarında hem kendilerini, hem de onları kurtarmış olurlar. Engel olmadıklarında ise hem onlar, hem de diğerleri helak olur” der. (Buhâri: 2/954, hn: 2540)

Hz. Peygamber’in (sas) iyiliği emretmek, kötülüğü de yasaklamak sadedinde anlattığı bu temsili misal göç dalgalarının nasıl önlenmesi gerektiğini de anlatır. Efendimizin (sas) bu temsili nasihati anlaşılıp buna uygun davranılsa insanlar bu problemi de çözebilirler.

Serdar Demirel Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle