--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

ABD, Türkiye’nin müttefiki mi?

Serdar Demirel
Serdar Demirel

Türkiye’de bir kamuoyu yoklaması yapılsa sevilmeyen ülkelerin ilk sıralarında ABD’nin yer alacağını daha önceki araştırmalardan biliyoruz. Aynı kamuoyu araştırması özel duruma sahip Kosova gibi birkaç istisna hâricinde tüm Müslüman ülkelerde aynı sonucu vermektedir. 

Bu durumu bilen Amerikalılar, ‘Müslümanlar neden bizden nefret ediyor?’ sorusunu sorarlar. Bu soruyu kitap ve makale başlığına kadar çekerek mağduriyet edebiyatı da yaparlar. Bunu da geri kalmış Müslümanların uygar dünyanın değerlerinden nefret etmesine bağlarlar. 

Aslında bunun sebebi dünyaya şaşı bakan Amerikalıların sandığı gibi onların hayat tarzı değildir. Onların kültürü, demokrasisi, inançları da değildir. Zira Müslümanların da çoğunluğu ABD’yi bu manada kendisine rol model almakta ve taklit etmektedir. Hollywood filmleri izlemekte, McDonald’s ve Coca Cola kültüründen nasiplerine düşenleri almakta, ABD’nin kontrolündeki moda trendlerini takip etmekteler.

ABD’nin ürettiği suflî yaşam tarzından nefret eden yahut mesafe koyan Müslüman sayısı ise Müslümanlar arasında azınlıktadır. Buna rağmen ABD’ye karşı hissedilen nefretin sebebi ne olabilir ki?  

Siz onların şaşırmış görünmelerine aldanmayın, zira bu sorunun cevabını özellikle de yöneticiler gayet iyi biliyorlar. Mağdur psikolojisine yatarak algı operasyonu yapıyorlar. İnsanları ABD’nin ahlâkî üstünlüğe sahip olduğuna ikna ederek görülmesi gerekenleri örtme yolunu tercih ediyorlar. Hiçbir zaman gerçeği görmek ve gereğini yapmak istemiyorlar. 

Müslümanların ABD’yi sevmemesinin sebebi; ABD’nin Müslümanlara karşı âdil olmamasından kaynaklanmaktadır. Mesele bu kadar basittir ve fakat sonucu Müslümanlar için kandır, gözyaşıdır, yıkımdır... 

İnsan haklarının korunması, halkların iradesinin siyasete yansıması, eşitlik vs. sloganları atar ama tam aksini yapar. ABD tarihi bir yönüyle de bu sahalarda çifte standart uygulamaların tarihidir. Müslüman dünyadaki diktatörlerin, petro dolar şeyhlerin, askeri darbelerin arkasında onlar vardır. Bunlar yazmakla bitmez. Meselâ Mısır’da askeri darbeye, darbe dememe hürriyetlerini kullandılar. 

ABD’nin Themis adalet heykelini bilirsiniz, bir elinde terazi, bir elinde kılıç ve de gözleri bağlı bir bayan heykeli. Bu sembolik anlatım aynı zamanda hukukun evrensel ilkelerini de anlatmaktadır. Buna göre terazi; adaleti ve adaletin ölçülü olarak dağıtılmasını, kılıç; adaletin verdiği cezaların caydırıcı gücünü, gözü bağlı olması da; kanunların ayırım yapmadan herkese eşit tatbik edilmesini simgeler. 

Ancak ABD’nin mesele Müslümanlara taalluk ettiğinde adalet erkinin gözlerinin bağlı olmadığını, terazisinin adaletli tartmadığını, kılıcının da tek taraflı kestiğini görüyoruz. Sadece Siyonist İsrail’i canhıraş müdafaasını hatırlatmak bile kâfidir. İnsanların vicdanı bu zulmü nasıl kabullensin?

Son olarak ABD’nin terör örgütü PYD ile yaptığı işbirliği ülkede epey tepkilere yol açtı. Zira ABD bir taraftan PKK’ya terör örgütü diyor, diğer taraftan onun Suriye uzantısı olan YPG’yi  silahlandırıp kara gücü olarak kullanıyor. Bu silahlar aynı zamanda Türkiye’ye karşı da kullanılıyor. 

ABD, bu çelişkiyi izah edemiyor. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, terör örgütü PKK ve YPG’ye ilişkin “Bazı bağların olduğunu göz ardı edemeyiz, kategorik olarak hiçbir bağ yok diyemeyiz fakat YPG, PKK’dan farklı bir oluşumdur” diyerek terörde bile ilke tanımadığını ortaya seriyor. 

Dolayısıyla ‘ABD ve Türkiye müttefik mi?’ sorusu gereksiz yere cevap bekliyor. Cevap açık çünkü. ABD, Türkiye’nin ikiyüzlü müttefikidir. Türkiye’nin de buna göre stratejisini geliştirmesi ve tedbirlerini buna göre alması elzemdir.

 

Serdar Demirel Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle