--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

79 doların anlattığı İslâm birliğinin gücü

Serdar Demirel
Serdar Demirel

Bir önceki yazımda “Mutedil Sünni bir devlet yapılanmasına geçit yok” demiş ve bunun sebeplerini özetle izah etmeye çalışmıştım. Bugün ise dünya Müslümanlarının yüzde 90’nını temsil eden Sünni paradigmaya bağlı Müslümanların birliğini neden tehlikeli gördüklerini yakın tarihten bazı örnekler vererek izah edeceğim.

Diyanet İşleri Başkanlığı 13-16 Ekim  tarihleri arasında İstanbul’da “Kesret İçinde Vahdet: “Hikmet ve Barış”ı Birlikte Düşünmek” konulu “I. Asya ve Pasifik Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi” toplantısı tertiplemişti. Toplantının açılış konuşmasını Başkan Prof. Dr. Mehmet Görmez yapmış ve önemli mesajlar vermişti.

Başkan, toplantıdan iki gün önce edindiği tarihi bir belgeyi paylaşmak istediğini söyledi. Bu belge 1913 yıllarında İngiliz sömürgesi altındaki Malaya topraklarındaki Selangor eyaletine bağlı küçücük Ululanga kasabasında yaşayan Müslümanlardan kalma bir belgeydi. 

Ululanga kasabasının Müslümanları kendi aralarında topladıkları “79 dolar”ı kendilerini yöneten İngiliz şeflerine götürüp, Balkan savaşlarında şehit düşen Türk askerlerinin yetim çocuklarına ve dul eşlerine göndermek istediklerini söylerler. Başkanın bizimle paylaştığı belge işbu bağış makbuzunun belgesiydi. 

Arkamda Süleyman Demirel Üniversitesi’nden Endonezya uzmanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Göksoy Hoca oturuyordu. Kendisine dönüp bu belgeden haberdar olup olmadığını sordum. O ise, arşivlerde bu tür belgelerden çok olduğunu söyledi.   

1913 yılından bahsediyoruz. Bugün bize unutturulan Malaya coğrafyasında küçücük bir kasabada Balkanlar’da Müslümanların yaşadıkları acıyı içlerinde hisseden, kardeşleriyle maddi ve manevi yardımlaşmaya koşan Müslümanların varlığını simgeliyor bu belge.. 

Bir başka misâl de Hint alt kıtasından. Biliyorum, Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü ve hilafetin otoritesini savunmak üzere Hindistan’da oluşturulan “Hilafet Hareketi”ni duyanınız azdır. Ben de ilk kez 90’lı yıllarda Pakistan’da öğrenmiş, sonra kitaplardan konuyla ilgili bilgi edinmiştim. Bugün için çıkış yolu arayan Müslümanların bu hareketi okuyup öğrenmesinde fayda vardır. Çok özet olarak meselenin özünü zikredeyim. 

Birinci Dünya Savaşı sonrası yılları. İslâm dünyasının büyük bölümü işgal altında. Müslümanların son kalesi Osmanlı parçalanma ve yıkılma tehdidi karşısında. Hint Müslümanları halifeliği korumak, hilafet merkezinin nefes almasını sağlamak amacıyla bu hareketi başlatıyorlar.

Osmanlının baş belası olan İngiltere ve müttefiklerini zayıf düşürmeleri gerekiyor. Bu yüzden de Hindistan’ı işgal altında tutan İngilizlere bir taraftan yazılı başvurular yapmak ve heyetler göndermek suretiyle hilafeti koruma taleplerini iletiyorlar, diğer taraftan gösteriler tertip ederek, vergi vermeyi ve askerlik yapmayı reddederek pasif direnişe başlıyorlar. Hindistan’ı elden çıkarmak istemeyen İngilizler buradan asker kaydırmak yerine buraya daha fazla asker yığmak zorunda kalıyor.  

Hindistan Müslümanları bir taraftan da milli mücadeleyi desteklemek için halktan önemli miktarda bağış toplayıp Türkiye’ye gönderiyorlar. Bugünkü İş Bankası da bu paralarla kuruluyor. Bu değerli duruş bugün yaşadığımız krizleri aşmanın yolunun da İslâm birliğini sağlamaktan geçtiğini gösteriyor..

Çanakale Şehitliği’ni ziyaret edin, şehitlerimizin mezar taşlarına bakın. Yemen, Mekke, Medine, Kudüs, Şam ve Diyarbakır’dan Bosna’ya kadar uzanan Ümmet coğrafyasının dört bir tarafından gelen civanların mezarlarına tanıklık edeceksiniz.

Bütün bunlar Ümmet evlatlarının, Osmanlıyı korumak üzere dünyanın dört bir tarafından hem de dönemin o zor şartlarına rağmen nasıl seferber olduklarını göstermektedir. 

Türkiye’ye bugün Osmanlı ruhuyla hareket etmesinden dolayı saldırıyorlar. Müslüman halklar arasında bu şuurun gelişip kök salmasını ve bilahare ortak hareket stratejileri geliştirmelerini istemiyorlar. Zira o 79 dolarlık bağışın simgelediği ittihadı İslâm Müslümanların tam bağımsızlık için yegane şansıdır. 

Serdar Demirel Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle