--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yine 12 yıllık zorunlu eğitim üzerine

Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
14

Yine 12 yıllık zorunlu eğitim üzerine

SEFE SAYGILI

Geçtiğimiz günlerde önemli ve ülkemiz için daha da özen gösterilmesi gereken zorunlu eğitim üzerine yazmıştık. Çok ilgi gören bu konu hakkında saygıdeğer hocamız, yılların eğitimcisi Prof. Dr. Osman Çakmak başkanlığındaki Maarif Platformu yeni bir bildiri hazırlamış. Baştan sona merak ve dikkatle tetkik ettiğim bu açıklamaları oldukça tatmin edici bulduğumu söylemeliyim. Gerçekten biz çocuklarımıza yazık ediyoruz. Okumak istemeyeni veya kapasitesi sınırlı olanı zorla sınıfa hapsediyoruz. Bu gençler ise yetenekli olanları aşağı çekiyor ve eğitimin kalitesini düşürüyor.

Geçen aylarda dünya teknoloji devleri Japonya ve Güney Kore’ye iki haftalık seyahatim oldu. Oralarda birçok yetkili ve ilgili kişilere sorduğumda her iki ülkede de zorunlu eğitimin 8 yılla sınırlı olduğunu öğrendim. Bizdeki mecburiyetin ne garip bir durum oluşuna şaşırdım ve bu dayatmadan dolayı gençlerimize inanın acıdım. Çünkü bunalıma giren, hayatı anlamsız gören, başka yetenek ve ilgilerinin körleştiği çok sayıdaki gençle ve çaresiz ebeveynleriyle, mesleğim icabı karşılaşıyorum ki…

Maarif Platformu’nun bu doyurucu ve çözüm odaklı bildirisine dönmek istiyorum:

“Zorunlu eğitimin kaldırılmasına yönelik tekliflerden rahatsızlık duyanlara hatırlatmak gerekir ki; zorunlu eğitimi her kademeye yaygınlaştırmak, pedagojik ilkelere ve eğitim biliminin gerçeklerine uygun bir yaklaşım değildir. Temel eğitimin bireyin biyolojik varlıktan sosyal ve bilinçli bir insan haline gelmesi için zorunlu olması, insan fıtratının bir gereğidir. Ancak bu zorunluluğun tüm eğitim basamaklarına aynen uygulanması, bireysel farklılıkları ve sosyolojik gerçeklikleri göz ardı etmek anlamına gelir” cümleleriyle başlayan raporda çok önemli konulara değinilmiş. Şöyle ki özet olarak;

“12 yıl kesintisiz zorunlu eğitim – daha doğru bir ifadeyle, öğretim süreci – devletin tüm çocukların zihinsel formasyonunda mutlak belirleyici olma iddiasının somut bir yansımasıdır. Öğrencilerin fıtrî gelişim hakkını ve ailenin temel terbiye sorumluluğunu göz ardı eden bu anlayışa göre yetişkinlik yaşına kadar öğrenciler velilerinin eline bırakılmamalıdır. Oysa temel eğitim çocuğun asgari insani yeterlikleri kazanabilmesi açısından bir zorunluluk arz ederken, bu zorunluluğun tüm eğitim kademelerine aynen teşmil edilmesi, ebeveynlerin çocuklarını kendi dünya görüşü, değer sistemi ve hayat tasavvuru doğrultusunda yetiştirme hakkını ciddi şekilde sınırlamakta ve ihlal etmektedir.” 

“Türkiye’de mevcut zorunlu eğitim sistemi, tarihsel süreçte çeşitli yabancı fikir akımlarının (pozitivizm, materyalizm, Darwinizm) ve bu fikirlerin ülkemizdeki yansımalarını temsil eden ideolojik yaklaşımların etkisi altında şekillenmiştir. Bu ideolojik belirlenim eğitimi bireyin fıtrî gelişimini destekleyen bir süreç olmaktan uzaklaştırarak çocukların kişilik inşasına, hayatı anlama ve anlamlandırmalarına katkı sunmadığı gibi onları amaçsızlık, mutsuzluk ve kimlik bunalımı gibi ciddi sorunlarla baş başa bırakmıştır.” 

“Bugün zorunlu eğitim süreçleri büyük ölçüde genç kuşakları hayata hazırlamakta yetersiz kalmakta, onlara gerçek bir meslekî yeterlik kazandırmak şöyle dursun, çoğu zaman üretkenlikten ve hayata etkin katılımdan uzaklaştıran bir oyalama işlevi görmektedir. Öğrencilerin zihinsel, duygusal ve meslekî gelişimini merkeze alan bir eğitim yaklaşımı inşa edilmediği sürece sistemin temel amacı olan nitelikli ve mutlu insan yetiştirme hedefinin gerçekleşmesi mümkün görünmemektedir. Bu nedenle eğitim politikalarının ideolojik gölgelerden arındırılarak, insanın fıtratına, toplumsal ihtiyaçlara ve çağın gerçeklerine uygun şekilde yeniden yapılandırılması bir zorunluluk haline gelmiştir.”

“İnsan fıtratında öğrenmeye yönelik doğuştan gelen bir merak ve öğrenme arzusu bulunmaktadır. Ancak bu doğal potansiyelin zamanla körelmesinde, seküler temelli ve merkeziyetçi bir müfredat yaklaşımının etkili olup olmadığı, dikkatle değerlendirilmesi gereken bir husustur.”

“Çocuklarımızın doğuştan gelen girişimci ruhunu, yeteneklerini ve merakını tekdüze kalıplar içinde törpülemek yerine, onları sanatla, bilimle ve marifetle buluşturan dinamik bir eğitim yapısı inşa etmek en büyük ülkümüzdür.”

“Eğitime değil, tek tipleştirici zorunlu eğitime karşı duruyoruz. Çünkü maarif, insanın doğası gibi zengin, farklı ve sürekli gelişen bir süreci ifade eder.”

Raporda ilginç ve aydınlatıcı daha pek çok husus vardır ve makul, mantıklı açıklamalarla izah edilmiştir. Bilim ve düşünce insanlarımızın, bilhassa da eğitim camiamızın bu sözlere kulak vermesi büyük arzumuzdur.

Maarif Platformu’nu tebrik ediyor, ülkemiz eğitimine yaptıkları hizmetler için teşekkür ediyoruz.

Yorumlar

(14)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kanber

17 Mayıs 2025 20:32

Selamlar hocam. Görüşlerinize, fikirlerinize katılıyorum ama; Gördüğüm kadarıyla aileler gençlik çökmekte, çürümekte. Bir sürü organize suç örgütleri almış başını gidiyor. dolandırıcılık, soygun vb. ahlaksızlığın her çeşidi azdıkça azıyor. Buna çözüm olarak kameraları sokaklara, iş yerlerine, caddelere yerleştirmekle ve güvenlik güçlerini büyük sayılara çıkartmakla bu sorun çözülmez. Cezaevlerinde yer kalmadı. Çalanın, çırpanın yapanın yanına kalıyor. İslâm ahlakı, İslâm yaşantısı ve gönüllere beyinlere vicdanlara Allah sevgisi, Allah korkusu, Mahşer sorgusu ve cennet cehennem şuurunu yerleştirmek tek çözüm.

Ali Erkan

17 Mayıs 2025 18:15

Kıymetli Profesör, çok önemli bir konuya yazmışsınız! Cesaretinizi tebrik ederim! Zorunlu eğitim yedi seneyi geçmemeli! Akademik eğitim alacak öğrenciler lise okumalı! LGS‘de bu öğrenciler belirlenebilir! Geriye kalan öğrenciler ya meslek lisesi okumalı veya doğrudan meslek öğrenmeye yönlendirilenmedi!

Eğitim heryerde

17 Mayıs 2025 18:12

Teniki meslek edinmeyi zeka, bilgi, beceri, tecrübe gibi vasıfları gerektirmeyen birseymiş gibi anlayanlara hayret ediyorum. Okumazsa sanayiye çırak diyen toplum bir yere varamaz... Bu yorumumun zorunlu eğitimle ilgisi yoktur. Liselerin 4 yıl olması da zorunlu olması da yanlıştır.

ÖZCAN ŞAHİN

17 Mayıs 2025 10:26

GÜNAYDIN MUTLU SABAHLAR MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN KURDUĞU LAİK DEMOKRATİK CUMHURİTETİ VE ÇIKARDIĞI TEVHİDİ TEDRİSAT KANUNU BOZMAK İÇİN 1950 DEN BERİ BÜTÜN SAĞ İKTİDARLAR VE BUGÜNKÜ İKTİDAR ÇEŞİTLİ OYUNLARLA ÇALITIYSADA BOZAMADI ÇÜNKÜ AZİZ VE MUHTERE HALKIMIZ LAİK DEMOKRATİK MODERN CUMHURİYETİ BENİMSEMİŞTİR DİN DERSLERİNİ KREŞ ÇOCUKLARINA KADAR İNDİRDİNİZ AKSİ TESİR YAPTI İNSANLAR DİNİNİ BİR YAŞA GELİNCE ÖĞRENMELİ HİÇBİRŞEY EMPOZE EDİLMEMELİDİR LAİK DEMOKRATİK ATATÜRK CUMHURİYETİ İLELEBET PAYİDAR OLACAKTIR EFENDİM

Vay vay

17 Mayıs 2025 09:52

Akp bunu getirdiğinde de ove öve bitiremediğiniz bir sistem diyordunuz...

Ali

17 Mayıs 2025 09:43

Bir eğitimki Allah'ın adıile başlarsan suç işledın. Bunun adı: eğildim.

ALİ

17 Mayıs 2025 09:33

Kaleminize sağlık Hocam. Cumhurbaşkanımız şimdilik dünya sorunlarını çözmekle meşgul. Bana ne Rusya. Ukrayna savaşından. Halk ızdırap içinde. 1. Süresiz nafakadan insanlar ızdırap içinde. 2. Evden uzaklaştırma kanunu ile devlet bilerek yuva yıkıyor. 3. Kadının beyanı esastır.( Erkeğin değil) 4. Lisenin zorunlu olması. 5. İşsiz üniversite mezunları. 6. Emekli maaşları. Tabii ki bu sorunlar hükümeti ilgilendirmez. Trump R.T.Erdoğanı övdü ya bu önemli.

BU DA BİR ABD KAZIĞIDIR

17 Mayıs 2025 09:04

çok güzel yaıyorsunuz hocam da sürekli daha kötüye didiyor. bu kadar üniversite, bu kadar anadolu lisesi bu kadar fen lisesi, meslek lisesi mezunlarının devletet işe alınmaması, liselerin zorunlu ve 4 yıl olması, zaten eğitimde kalite diye bir şey bırakmadı. EĞİTİMİMiZ HALE EMİiN ELLERDE DEĞİL, KOMİNİST DİN DÜŞMALARINDAN BAKAN OLDU. ABD NİN GÜDÜMÜNDE . ONUN İÇİN 8 YIL ZORUNLU 5 E İNMESİ GEREKİRKEN FİL VAKASI YAŞANDI, İKİNCİ FİL GELDİ,12 YILA ÇIKTI. YETMEDİ LİSE 4 YILA ÇIKTI. meslek lisesi mezunları atama dışı bırakılıp çöp yapıldı, hale üniversiteler sadece terösitlerin elinde , terörist ve fuhuşhane.

Ahmed

17 Mayıs 2025 08:59

Liseyi zorunlu bitirenlerin çoğunluğu üniversiteye gidiyor. İşsiz üniversiteliler milyona yaklaştı. Torunum İngilizce bölümünü bitirdi. Kpss kazanamadı. Sanayide oto parça satan bir yerde çalışıyor. 3 ay sonra askere gidecek. 12 ay yedek subay olarak asker. Yaşı şu an 25. Ne zaman evlenecek. Devlet vatandaşın sorunlarına çözüm bulmak için vardır. Devlet şimdilik gençlerin sorunlarını arttırıyor.

Öğretmen

17 Mayıs 2025 06:24

Ortaokul öğretmeni olarak kesinlikle mesleki yönlendirme yapılmalı diyorum. Misal okulumda 400 öğrenci var. Yaklaşık yüzde onu 50 kişi diyelim LGS ile hadi bir o kadarı da not ortalaması ile iyi bir liseye gitsin. Kaldı 300 kişi bu rakamın yarısı hatta okulun yarısı aile zoru ve zorunlu eğitim nedeniyle okula geliyor. Ne ders ne eğitim ne de disiplin kuralları umurlarında. Çocuk diyor ki hocam benim burada işim yok MESEM e gitmek istiyorum ama ilçede ortaokullara yönelik MESEM olmadığı için bize geliyor. Sonra tut tutabilirsen öğrenciyi. Disiplin cezası da bitmiş. Hakkında onlarca tutanak olan öğrenci kınama cezasını zar zor alıyor . Veli deseniz genel anlamda öğrencisinin hatalarına sahip çıkan her koşulda okulu suçlayan tarzda genel olarak. Cidden zorunlu eğitim zulme dönüştü.

Sefa Saygılı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle