Güldüreyim derken iğrençleşenler
Güldüreyim derken iğrençleşenler
SEFA SAYGILI
Ortaokul yıllarındaydım. Bir gün rahmetli babam arkadaşlarının ısrarını kıramamış, ‘çok güleceksin’ tavsiyesine uyarak bugünkü stand upçıların o zamanki benzeri bir gösterisine izleyici olarak katılmıştı. Sahneye çıkan Öztürk Serengil adlı oyuncuymuş. Dönüşünde nasıl bulduğunu sordum. “Tam bir saçmalık ve zaman israfı” şeklinde morali bozuk olarak cevap verdi. Pişman olmuştu gittiğine.
Ne gibi espriler yapıldığını sorduğumda ismini söylediğim artist sözgelimi eline bir çiçek almış, koklamış ve yüzünü buruşturarak, “Herhalde bunun adı .suruk çiçeği” demiş. Maalesef salonun çoğu da bu ilkel ve banal söze kahkahalar atmışlar.
Şimdi de bu tipin günümüzdeki versiyonları olarak modern stand upçı komedyenler ortalığı sardı. Çok sayıdaki bu komedyenler karşısındakileri güldürmeye çalışıyorlar. İnsanlar da zamanlarını ayırarak, ücretler ödeyerek salonları dolduruyorlar. Genelde babamın yüzünü buruşturduğu türden saçma sapan, seviyesi düşük sözlere gülüyorlar. İzleyince şaşırıyorum niçin gülündüğüne…
Tabii sırf güldürmek için aklı başında görülen komedyenler bile küfürlere, çirkin ve müstehcen laflara yer veriyorlar. Sadece mide bulandırıcı espriler olsa neyse bir de buna cinsel ve küfürlü ifadeler eklemeleri de cabası. İşin ilginç yanı böyle iğrenç sözler komedyenin ağzından çıktığında dinleyenlerin yüzleri kızaracağına, hep birlikte üstelik kadınlı erkekli seyirci kitlesi yüksek sesle gülüyorlar.
Bir de erkeklere has olan bazı sövgüleri kadınlar da erkekmiş gibi söylemiyor mu? Bu acınacak ve şaşılası durumda bile yine kahkahalar izleyici grubunu sarıyor maalesef. Milletimiz ne hale düşmüş böyle diye üzülmemek elde değil.
Küfürleri söyler ve dinlerler, bu iğrenç ifadelere hep beraber gülerler kendi bilecekleri iş. Ancak son zamanlarda bu konu da artık sıradanlaşınca ve insanlar bunlara alışınca stand upçılardan bazıları çok tehlikeli bir yola yöneldi: Milletimizin inançlarıyla, ilahi mesaj olarak iman ettiğimiz kutsal kitabımızla, dinimizin temel prensipleriyle, ibadet şekillerimizle hatta söylemeye dilim varmıyor yüce Yaratıcımızla ilgili iğrenç ve aşağılık espriler, çirkin yorumlar yapmaya başladılar.
O sırada dinleyenlerin tepkilerine bakıyorum: Ne göreyim manevi değerlerimize adice saldırıldığı, bayağı ve tiksindirici şekilde laf atıldığı böyle rezilce durumlara bile itiraz edeceklerine, topluca protesto yapacakları yerde yine kahkahalarla gülüyorlar.
Moralimizin bozulmaması, ağlayacak hale gelmememiz mümkün değil. Ne oluyor? Nasıl bu duruma geldik biz?
Bildiğimiz bir tarihi olaydır: Sultan II. Abdülhamit devrinde Fransa’da dini değerlerimizle alay eden bir tiyatro sahneye konulacağı haberi İstanbul’a gelince, Hakan hemen itirazını diplomatik yolla bildirmiş ve engellemişti.
Şimdi ise dinimize, imanımıza, mukaddes değerlerimize belki de o tiyatro oyunundan daha ağır hakaretler, alay ve aşağılamalar içeren gösteriler kendi ülkemizde yapılabilmektedir.
Son zamanlarda medyada tartışılan komedyen olayında da böyle iğrençlik vardı. Yine bu tiplerin bir benzerinin aşağılık esprisine üstad mütefekkir Yusuf Kaplan sert tepkide bulunmuştu.
Söylemek istediğim inançlarımızla, ibadet tarzlarımızla ve manevi değerlerimizle kimsenin oynamasına fırsat vermeyelim. Demokratik tepkimizi hemen ortaya koyalım.
İnandığımız kutsallarımız bu aşağılık insanlara meze olursa yaşamayalım daha iyi…
Not: Yazımız bu sahada görülen bazı seviyesiz tipler içindir. Yoksa bu işi düzeyli ve hassas davranarak yapan kaliteli sanatçılarımız elbette vardır. Manevi değerlerimize özen gösteren... Onları kast etmediğimizi söylemeliyim.