--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İmam-ı GAZALİ

Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
14

 

Son yıllarda İmam-ı Gazali Hazretlerine bilimin gelişmesini önlediği gibi saldırılar olmaktadır. Hâlbuki Gazali yalnız İslâm dünyasının değil, dünyanın ender yetiştirdiği büyük insanlardandır. Muhteşem zekâsı, çok üstün bir tahlil ve terkip kabiliyeti olup emsalsiz bir kritikçi olarak tanınırdı. Hüccetül-İslâm unvanını hak etmiş bir dâhiydi.

Tûs’tan Nişabur’a geçen Gazali, burada Nizamiye Medresesi baş müderrisi İmamu’l-Haremeyn el-Cüveynî’den akaid, kelâm, tefsir, hadis, cedel, mantık, felsefe, hendese ve matematik gibi yüksek ilimleri okuyarak icazet aldı.

Gazali bu ilimleri sadece öğrenmekle kalmadı, derinliklerine nüfuz ederek muarızlarıyla mücadele gücünü de elde etti. Devrinin en ileri nazariyatçısı durumuna gelen Gazali, hocasının sağlığında onun kürsüsüne çıkarak ders verdi ve kitaplar yazdı. Hocasının vefatı üzerine gerek ilmin ve gerekse ilim adamlarının koruyucusu olan büyük devlet adamı Nizamü’l-Mülk’le yakınlık kurdu ve onun nezdinde önemli bir mevki aldı.

Gazali, tahsil ettiği ilim dallarında derinlik kazandı. Öyle ki zamanın neredeyse bütün aklî ve şer’i ilimlerini öğrendi, hatta onlar hakkında eser yazacak kadar maharet gösterdi.

Çünkü kendi ifadesiyle “Allah’ın kendisine doğuştan verdiği, hadiselerin özünü araştırma” isteği ile dopdoluydu. Şüpheyi, araştırmanın ve hakkı bulmanın bir şartı olarak görüyor ve şöyle diyordu: “Zira şüpheler hakka ulaştıran şeylerdir. Şüphe etmeyen araştıramaz, araştırmayan ise görmez. Görmeyen ise karanlık ve sapıklık içinde kalır. Bundan Allah’a sığınırız.”

Gazali ve Felsefe

Döneminin eşsiz dâhisi Gazali, o güne kadar çeşitli dalâletlere götüren Yunan kaynaklı felsefeye karşı yeni bir bakış açısı koydu. Yunan felsefesinin sebep olduğu düşünce tarzını, İslâm âleminin safiyetinin bozulması ve zihnî bağımsızlığının ortadan kaldırılması olarak görüyor ve filozofları tenkid ederken, Yunan felsefesi karşısında taklitçi, teslimiyetçi ve pasif kaldıklarını söylüyordu. Nitekim Farabî ve İbn-i Sina’yı eleştirirken onların da taklitçi olduğunu vurgulamış ve Sokrat, Eflatun ve Aristo gibi Yunanlıları sanki hiç hata yapmayan insanlar olarak aşırı yüceltmeye gittiklerini söylemiştir. Gazali, “Felsefecilerin doğruyu bırakıp serabın parlaklığına aldandıklarını, ilmin özünü bırakıp kabuğu ile uğraştıklarını ortaya koyacağım” demiş ve bunu yapmıştır.

Gazali, ilimleri önce dinî ve dünyevî ilimler olarak ikiye ayırır. Gazali’ye göre felsefe ve diğer ilimler sahasında ortaya konan bilgi birikimi ile varlık dünyasını kavramada güçlü bir vasıta olan akıl, açıklayıcı bir model olarak kullanılabilir ve bunun İslâmî açıdan hiçbir mahzuru olmadığı gibi bilakis teşvik edilmelidir. Ancak ilahiyat sahasında aklın izahtan aciz kaldığı konuları, aklı mutlak kabul ederek izaha kalkışmak doğru değildir. Şöyle diyordu:

“Şüphe etmeyen doğruyu göremez, doğru bakamayan basiret sahibi olmaz ve basiret sahibi olmayan da zulmette ve sapıklıkta kalır.”

“Tabiat ilimlerinden elde edilen bilgileri din adına tenkit etmeyi vazife sayan kişi aslında dine karşı suç işlemiş ve dine zarar vermiştir. Dinsizleri en çok sevindiren şey, fen ilimlerine din adına karşı çıkılması ve bu konuların dine aykırı olduğunun söylenmesidir, zira dini çürütmenin en kolay yolu budur.”

Çeşitli Konulara Bakışı

Araştırmayı şu sözleriyle teşvik ediyordu:

“İnsanoğlu küçük bir âlem olması bakımından kâinatın fihristesi hükmündedir. Onun vücut yapısı sadece hekim olmak isteyenler tarafından değil, Allah’ı daha iyi bilme, yani marifete ulaşmak isteyenler tarafından da bilinmelidir.”

“Aklın fonksiyonu, peygamberlik ve vahiy ışığıyla bize ulaşan bilginin seviyesinin farklılığını anlayabilmemiz için yol göstermek, nübüvvet gözüyle idrak olunan bilgiyi (duyu organlarımızın verileri ve mantıkla) tamamen ihata etmeye muktedir olmadığımızı (yine müşahede, tecrübe ve mantık vasıtasıyla) bize kavratmak, elimizden tutarak körleri kılavuzlarına, aciz hastaları müşfik hekimlerine ulaştıran emin bir kılavuz gibi bizleri nübüvvet makamına teslim etmektir. İşte, aklın görevi budur.”

“Riyaziye (matematik) hesap, geometri ve cebir ilimlerinden ibarettir. Bu ilimlerin müsbet veya menfi yönden dinî işlere herhangi bir surette zararı yoktur. Anlaşılıp öğrenildikten sonra, bunları inkâra mahal kalmaz.”

“Ay tutulması, Dünya’nın Ay ile Güneş arasına girmesinden ileri gelir. Çünkü Ay, ışığını Güneş’ten alır. Arz yuvarlaktır. Eğer Ay, Arzın gölgesine düşürse Güneş’in ışığını alamaz. Güneş tutulması da Ay’ın, Güneş’e bakan tarafıyla Dünya ile Güneş arasına girmesinden ibarettir. Bunlar, geometri ve matematik delillerle sabit olan şeylerdir. Dine aykırı sanıp bunları inkâra kalkan kimse, bunlara değil, dine şüphe sokmuş olur. Öylesinin dine faydasından çok zararı dokunur.” 

 

Yorumlar

(14)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kanber

24 Ağustos 2024 17:50

Selamlar Allah sizden ve sizin gibilerden razı olsun Amamı Gazali ve benzeri alimlere rahmet eylesin

aramızdaki islam düşmanlarına temennilerimiz:

24 Ağustos 2024 13:40

ömrünü hz Muaviye’ye söve hakaret ede ede bitiren Yaşar’ın kafasına kabirde hz Muaviye büyüklüğünde bir taş kalkıp kalkıp insin. Emevilere söven bu adamın üzerinden kabirde Emevi orduları geçip kafasını darmadağın etsin

gavur ilahiyatçılar

24 Ağustos 2024 13:29

hüseyin atay’dan tutun da taa en ayak takımı cemil kılıç’a kadar hepsi Gazali’den nefret ederler. İmam Şafii hazretlerini hatırlayın: “düşman oklarına bakın, onların gittiği yer sizlerin dostlarınızdır”

Salih

24 Ağustos 2024 12:36

“Hüccetül-İslâm” anlamı nedir sayın yazar?

Dönemini en sağlam duran alimi

24 Ağustos 2024 21:57

‘İslamın delili’ demektir. İslamı öyle savunmuş ki karşısında durabilecek ne bir yaşar nuri kalmış, ne de memet okuyan..

Hikmet Yılmaz

24 Ağustos 2024 12:28

Kim kime 'polim' yapıyor belli oluyor. Anlayan anladı. Nokta.

Mahir

24 Ağustos 2024 12:25

Çok güzel bir yazı

Özhan Kaymaz

24 Ağustos 2024 12:13

Gazali felsefeyi tamamen yasaklamıştır; ayrıca İbn-i Sina taklitçi değil tersine eski Yunan düşünürlerini tenkid eden bir dehaydı

Harun

24 Ağustos 2024 13:32

Gazali felsefeyi tamamen yasaklamamıştır.Tehafetül Felasife adlı eserinde din adına matematiğe , mantığa karşı çıkan cinayet işlemiştir der. Gazali METAFİZİĞE karşıdır.Aristo evreni Ay üstü evren ve ay altı evren olarak kabul eder.Gezegenleri ay üstü evrende olduğunu söyler ve onların melek olduklarını ve dönüşlerinin sonsuz olduğunu söyler.Gazali buna itiraz eder sayılı bir şeyin sonsuz olamayacağını belirtir.Gerçekte bir cismi büyüterek sonsuz yapamayız.Ezelik ve Ebedîlik Allah’ mahsustur.Dünyadaki parametreler uzaklık ,yakınlık,doğum ,ölüm ,gelişme ,tecrübe kazanma ,doğu batı gibi……Allah la ilgili parametri ezelîlik, ebedîlik , zamandan ve mekandan münezzehlik…..Dünya parametreleriyle Allah’ı , peygamberi ,melekleri anlayamayız.Werner Heisenberg (1901-1976) İnsana az bir ilim verildiğini matematik yolla ispatlamıştır.(Belirsizlik prensibi) , Einstein’nın Rölativite teorisi bilgilerimizin rölativ olduğunu gösterir.Bu konuda çok ayet vardır.Aristo, Descartes , Malebranche(1664), diğer pek çok filozof ruhun ayrı , maddenin ayrı cevhere sahip olduğunu söylerler.Cevher demek hiçbir yerden yardım almayan yaratıcı demek.Böyle olunca kaç tane yaratıcı olacak.İbn Sina Platonius ‘un sudur teorisine dayanır.Buna göre Yaratıcı güneş gibidir, ışık saçar ışık ta evrendir.Tabii bu İslam inancıyla bağdaşmaz.Farabi ise ahirette dirilmede yalnız ruhen dirileceğimizi söyler tabiiki bu İslamla bağdaşmaz.Ah yavrularım bu konular çok zor ve üzerinde çok çalışmak lazım, 10 yıldır yukarda bahsettiğim felsefe dersleri için mücadele ettim başarılı olamadım.Sizlerin böyle durumlara düşmesi beni çok üzüyor.Bu yazılarımı iyice okuyun ve saklayın.

Nedim

24 Ağustos 2024 10:39

Yazı çok güzel.Tevafuk bende şuan İmam Gazali nin,"Dinde kırk prensip"kitabını okuyorum.Hem yazar hem de yorumcuların İmam Gazali sözleri bende de bazı şeyler uyandırdı.İmam Gazali nin ehlisunne itikadı nin yılmaz savunucusu devlet adamı olan Nizamulk kanatları altında çalışmalarınin desteklenmesi ve o ana kadar İslam adına ortaya çıkmış bütün akımları firkalari Kur'an sünnet ve iki kaynağın sahih meşru anlamı olan sahabe icmaina göre değerlendirmesi onu zamanının âdeta antivirüs pardon anti ehlisunne yakaliyicisi kılmıştır.Benim en çok etkikendigim hem nizamulk gibi bir devlet adamının tehlikeyi görüp ehlisunne yani peygamber ve ashab i itikadı yoluna aykırı akideleri araştırılması için imam Gazali ye görev vermesidir.Ve âlimin bu görevi Allah cc takdiri ile bu işi en iyi yapacak olması ve bu görevi güzel yapmasıdır.imam Gazali rahimullallah'in kendilerine müslüman diyen şahadette bulunan ibadet eden fakat inançlarında üç nokta peygamber ve ashab İslamina yoluna göre küfür olduğunu tesbit etmesi on yedi noktadan ise küfre varmayan bidat icinde olduklarını görüp ümmeti uyarması çok çok önemli dir.Hem müslüman toplumu bu sapkın itikadlerden korumak âlimlere farkındalık oluşturmak ve bu tür sapkın itikad sahiplerine Tevbe etmeye zorlamak aksi takdirde ummette ki mesruiyyyetlerini dindaslik muessesini kaybedecek lerini onlara hatırlatması çok çok önemli.. Çünkü Resulullah sav ümmetinin itikaden 73 fırkaya yani birçok fırkaya akideye ayrılacağını ve yalnızca itikadı yolu peygamber ve ashab gibi mota mot aynı olanların kurtulacağını CENNETE gireceklerini bildirmişti.imam Gazali ve onun gibi Mesala milel vennihan ve el fark beynel firak kitapları sahiplerinin bu mucizevi haberin sağlanmasını yapmaları da önemlidir

Ömer

24 Ağustos 2024 10:20

Gazali felsefecilerin tutarsızlıklarını bir bir açıklamış inkara giden felsefeye karşı savaş açmıştır . Bugün Yunan felsefesi okullarımıza kadar girmiştir . Öğretilsin tamam da islam alimleri de unutulmamalıdır . Blr hocamızın sözünü hiç unutmam felsefe ile kalkınma çağdaşlık olsa Yunanlılar süper güç olurdu . İnkara giden her yol batıldır .

Harun

24 Ağustos 2024 08:57

Hucurat Suresi 13.ayetinde :”Birbirinizle tanışasınız diye sizleri kabileler ve şubeler halinde yarattık” buyrulur.Niye tanışacağız ?Medeniyet Adem as ile başlamıştır , o zamandan beri oluşturulan medeniyetlerden istifade edip , insanlığı rahatlatacak güzel işler yapmak için.571 de Jüstinyen tarafından yapılan Ayasofya dan faydalanarak İslam mimarisine kubbe girmiştir.Bu ruha sahip İslam alimi azdır, bunlardan en ünlüsü Gazalidir(1058-1111) .Gazali yukarda bahsettiğim anlayış ışığında Felsefeyi ele almış, Tehafetül Felasifiyi yazmıştır.Bu eseri ne Selçuklu alimleri ne Osmanlı Alimleri anlayabilmiştir.Bugün hala bu eseri anlayabilecek alim sayısı 4-5 kadardır. Michael .E. Marmura , eseri İngilizceye çevirmiş , Spaulding yorum olarak eseri şöyle değerlendirir: Bu, klasik İslam skolastik düşüncesiyle ilgilenenler için mükemmel bir kitaptır. İmam Ebu Hamid el-Gazali, birçok yönden ortodoks Sünni İslam düşüncesi için St. Thomas Aquinas'ın Roma Katolik teolojik ve felsefi düşüncesi için olduğu şeydir. Çeviri iyidir, ancak bu kitabı klasik felsefi (hem Yunan hem de İslam) argümanlara aşina olmayan birine önermem. Platon, Aristoteles, Farabi ve İbn Sina'nın (Avicenna) yazıları ve argümanlarına aşina olan biri, bu kitabı paha biçilmez bir entelektüel ve felsefi kaynak olarak bulacaktır. Eseri ilahıyatçılarımızın anlayamamasının sebebi felsefe tarihini ve modern fiziği Rölativite , Kuantum teorilerini bilmemeleri.Felsefe proflarının anlamamalarının sebebi İslamı, Kur’an-ı ve tefsiri bilmemeleridir. Aslında liselerimizde haftada 3 ders Gazalinin bu eseri esas alınarak yazılacak felsefe dersleri Çocuklarımızı ezbercilikten kurtaracak ve onları DÜŞÜNEN FERTLER haline getirecektir.Eğitimde en önemli yapılacak iş budur.

Sefa Saygılı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle