--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Aile politikaları iflas etmiştir!

Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
46

 

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2023 yılı doğum istatistik verilerine göre; Türkiye’deki doğurganlık oranının tarihin en düşük seviyesine gerilediği açıklanmıştır.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine baktığımızda, doğurganlık hızının 2001 yılında 2.38 iken; 2023 yılında 1.51 olarak gerçekleştiğini görmekteyiz. Bir ülkede nüfusun azalma eğilimine girme oranının üst sınırı 2,1 olarak kabul edildiğine göre aile ve neslin geleceğinin alarm verdiğini söyleyebiliriz.

Nüfusun azalması sadece ekonomik sebeplere bağlanamaz. Türkiye’nin kıtlık yıllarında bile nüfusumuz artmıştır. Ailenin çökmesi ve nüfusun azalması 2001 yılından itibaren kadın hakları bahanesiyle başlayan feminist politikaların sonuçlarıdır. Varoluşsal beka sorunu deyin, ülkenin güvenliği deyin, sonuç değişmeyecektir. Rüzgâr ekildi, fırtına biçilecektir!

2001 yılından itibaren yeni devrim yasaları yürürlüğe konulmaya başlanmıştır. Radikal feminist önderlerin ifadeleriyle “..noktasına, virgülüne kadar yaptırdık! Değiştirttik!dedikleri yasalar ve uygulama sonuçları bu vahim tabloyu oluşturmuştur.

Başta 2001 yılında yürürlüğe giren Medeni Kanun, 2005 yılında yürürlüğe giren yeni Ceza Kanunu, 2010 yılında Anayasa değişikliğinin arasına katılan referandum ile kabul edilen POZİTİF AYRIMCILIK hükmü ve Stratejik derinlik uzmanı olduğunu iddia eden Ahmet Davutoğlu’nun başımıza bela ettiği İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ve türevi/uygulama yasası olan 6284 sayılı kanun bağlamında “kadının beyanı esastır” kabulü ile aile ve toplum çökertilmiştir. Toplumlar ve insanlar yasalara göre davranır ve yaşarlar.

Tüm bu yeni devrim yasalarının uygulama sonuçları; evliliklerin azalmasına, evlilik yaşının kadınlarda 30, erkeklerde 35 seviyelerine yükselmesine, boşanmaların artmasına ve nüfusumuzun tehlike sınırının çok altına düşmesine neden olmuştur. Her ne kadar İstanbul Sözleşmesi sağduyulu halkımızın ve sivil toplum kuruluşları ile aydınların tepkileri karşısında iptal edilmiş ise de İstanbul Sözleşmesi dayanak alınarak hazırlanan, dünyada eşi ve benzeri bulunmayan 6284 sayılı aileyi tahrip eden kanun daha da sert biçimde uygulanmaya devam etmektedir. Hatta aileyi, ahlakı, nesli koruması beklenen bir kısım siyasiler haykırarak! 6284 sayılı yasayı kırmızıçizgileri ilan etmişlerdir.

Pozitif ayrımcılık ilkesi yeni kılıklarla karşımıza çıkmaktadır. 8 bakanlık ve STK’lar işbirliği ile genç kadınları asgari ücretle, ücreti devletin ödediği proje kapsamında zor ve meşakkatli işlerde çalışmaya sevk etmektedirler. (Otellerde temizlik elemanı, güvenlik görevlisi, tezgâhtar ve kasiyer gibi işler) Eskiden demir perde ülkelerinin sokaklarında gördüğümüz temizlik işçisi kadınlar artık bizim ülkemizde de görülmektedir. Bunun yanında, benzin istasyonlarında pompacı olarak çalıştırılan kadınlar gibi örneklerle de karşılaşmaktayız. Evlenme ve annelik rolü değersizleştirilerek kadın onuruna yakışmayacak zor işlerde çalışmak değerli gösterilmektedir. Bu projelerle aile parçalanmakta ve nüfus alarm seviyesine gerilemektedir.

Nüfus planlamasının diğer aparatı olarak eğitim kullanılmaktadır. 12 yıl zorunlu eğitimde 20 milyon öğrencimiz vardır. Üniversite enflasyonu ile birlikte yaklaşık 9 milyon üniversite öğrencisi bulunmaktadır. Plansız programsız açılan özel üniversiteler ve kontenjanları artırılan devlet üniversiteleri işsiz gençler üretmektedir. Ara eleman, zanaatkâr, teknik elemanlar, çırak, kalfa ve usta kıtlığı çekilirken; iş bulamayan üniversite mezunları ile karşılaşmaktayız. Bu plansız ve programsız eğitim politikaları, gençlerin evlenememesi sonucunu doğurmaktadır. Genç nüfusun gerilemesiyle yaşlı bir topluma dönüşmekteyiz. 20 yılı aşkın süreden beri gerek yeni devrim yasaları, gerek aile ve eğitim politikaları aileyi ve toplumu uçurumun eşiğine getirmiştir. Vahim hatalardan dönülmediği takdirde bozulma ve çözülme kaçınılmaz olacaktır. 

Feministlerin saldırılarına maruz kalan insanımızı korumak vatani görevimizdir. Seçime endeksli siyaset anlayışı terk edilerek başta milli ve manevi değerlerimize uygun olan yasalar yapmalıyız. Eğitim ve aile politikalarını ehil ve bu toprakların değerlerine inanan insanlara emanet etmeliyiz. Üstad  Necip Fazıl’ın ifadesiyle, “..bu cadde çıkmaz sokak..!” Emaneti teslim ettiğimiz kişiler vebal altındadırlar. Onlara yol yakınken hatalarınızdan dönünüz diyoruz…

 

Yorumlar

(46)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Osman

13 Temmuz 2024 22:32

Sadece Ahmet Davudoğlumu sorumlu.... Sadece AKP kurucu kadrolarımı sorumlu.... 3 Kasım 2002 de merhum Erbakan hocayı bırakıp karşı tarafa geçen Milli görüşçüler masummu.... Onlar Hüseyine şiirler yazıp medhiye düzen sonra Kerbelada karşı tarafa geçen KÜFE liler gibi sattılar..

Hamza

13 Temmuz 2024 10:53

Günümüze kadar Türkiye nüfusunun yüzde 99 unun dininin İslam odugunu söylemek bir avuntu, hatta gafletti. Neden böyle bir çarpıtma yapıldı onu da bilmiyorum Melih Gökçek'in tesbitine göre ülkemizde 15 milyon başka din mensubu varmış. Olabilir, fakat neticede bunlar tabii ki kendi dinlerine bağlı olacaklar, İslam'a fobi takıntısı ile dinimize saldiracaklardir. Önemli olan onların dinine saygı gösterilirken, yaşadıkları ülkede İslamiyet'e saygılı olacaklar, edepsizlik yapmayacaklar, hadlerini bilecekler. Müslümanlar da bu dingillerin peşine takilmayacaklardir.

Oktay Korkmaz

8 Temmuz 2024 19:06

Çok güzel bir yazı olmuş Sefa bey. Konuyu çok güzel özetlemişsiniz. Adem Çevik beyle Şimdi Deva Partisi başkanı olan, yerlerde sürünen Ahmet Davutoğlu ile bizzat görüşmüştük. Bu atmaz adam "bu kanun gene önüme gelse gene onaylarım"demişti. Bu ahmak adamın cezasını çekiyoruz....

Fatih emlik Kahramanmaraş

8 Temmuz 2024 10:21

Bbu yazının noktası virgülle tamamen katılıyorum inşaallah mevcut iktidarın da bu uyarıları adame rağmen kayıtsız şartsız dikkate alarak uygulaması tek dileğim. Artık toplum ateizme koşuyor Suriyeli mülteciler diğurmasa bizim oaran sıfır yada sıfıra yakın evlenme ve çocuk büyütme çok zoraldı.iktidar bunu dikkate almalı.acı ama gerçek bu

Cihat Derici

7 Temmuz 2024 01:54

AK Parti iktidarda.

Zaman yok

7 Temmuz 2024 01:02

Bu konuda hiç zamanımız yok.Biran önce çözümler yürürlüğe alınmalıdır.Ülkemizin en önemli sorunu ailedir. Zamana yayılacak bir dakika bile yoktur.Konun ciddiyetinin farkına varamamiz gerek. ***Dünyanın en kalabalık ülkesinden olan Çin nüfus azalisini tehdit olarak görüyor, Rusya tehdit olarak görüyor, güney kore aile ile ilgili bakanlık kuruyor.vs *** Bizim ülke olarak hiç vaktimiz yok ve çözümler hızlıca uygulanmalıdır.

Teşekkürler

7 Temmuz 2024 00:50

****Bu yazıyı yazarak bizlerin, toplumun yarasına değindiğiniz için teşekkürler. ****Ailenin geleceği, ülkenin geleceğidir. Aile biterse, toplum ve ülke biter. *******Avrupada aile kavramı bitince , problemli çocuklar, artmayan nüfuz , asker bulmakta zorlanan devletler, göçe muhtaç bir duruma gelen ülkeler bize ders olmalıdır. ****BUGÜN GERÇEKTEN ÇÖZÜM ÜRETMEZSEK YARIN ÇÖZÜMLER ARTIK İŞE YARAMAZ, İŞ İŞTEN GEÇER.

Üzülmemek elde değil

7 Temmuz 2024 00:39

Kimse sorunun çözümünü yazmıyor.Aile sorunu çözülmezse, bunun ciddiyetine varılmazsa ülkemizin geleceği büyük tehlikede kalır. *Çalışan anneye 4 yaşına kadar ücretsiz izin verilmelidir.Bu süreçte sigortası yatırılarak teşvik edilmelidir.Ülkemizin ekonomisi el verdiğinde kreş desteği verileceğine anneye ücretli izin verilmelidir. BUNLAR OLURSA COCUKLAR SAGLIKLI OLUR,AILE HUZURLU OLUR VE NUFUS ARTIŞI HIZLANIR. ** Ayrıca maddi durumu olmayanlara verilen destekte yaş sınırı kaldırılmalıdır. Nice insanlar varki parası olmadığı için ileriki yaşlara kadar evlenemiyor, bunlar da tesviğin içine alınmalıdır. *****TV, İnternet ortamında aileyi yıkacak rezil programlar kaldırılmalıdır, gelin kaynana , evlenme programları, aldatma, en ufak durumda boşanma gibi rezaletleri teşvik eden programlar kaldırılmalıdır. Örnek program ve diziler yapılmalıdır. ******Haber kanallarina AİLE ile ilgili güzel ornek olacak haber vermeleri teşvik edilmeli, gerekirse kamu sporları, reklamlar hazırlanmalı, sürekli topluma bunlar gösterilmelidir.

Köylü..

7 Temmuz 2024 00:38

Bu Milletin en büyük Düşmanı Chp ve onun Zihniyetidir.Türkiye ve Türkler İslam aleminin ümidi olmuştu ama şimdi herşey degişti:Tayyip bey 20 Seneyi Milleti zengin etmek için harca'dı sonuç;Millet soĝana,Patatese Reisi sattı.Türkiyenin hiç bir köklü problemi çözülme'di.Okullar da dini egitim sıfır.Evet seçim kazanmayı biliyorsunuz ama hakkını vermiyorsunuz.Kayseri de utanılacak olaylar oldu...Kayseri halkı hiç iyi imtihan vermedi ve devlet ne yaptı merak ediyorum...Chp iktidara gelsin ilk yapacaĝı Ayasofya'yı kapatmak olacaktır. Bu Millet seyredecektir.Gelecek seçimi unutun ve Dini güclendirin, Müslümanlar azınlıĝa düşecek,niçin Müslümanlar azalıyor bunu dert edinin.Tayyip bey böyle devam ederseniz Köprü de kimseyi göremezsiniz.Cesur olun işini yapmayandan hesap sorun ve Size hakaret eden Bolu belediye başkanı gibi adamlardan hesap sorun ve Ümit gibi halkı birbirine düşüren fitnecilerine dur deyin.Zalime merhamet mazluma zulümdür.Kayseriyi ciddiye alın.......

Vehbi Köşker

7 Temmuz 2024 00:26

Sefa bey, İstanbul Sözleşmesini kim imzaladı. Ahmet bey başbakan devlet başkanı Sn Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan değil miydi? Türkiye, 11 Mayıs 2011'de Sözleşmeyi ilk imzalayan ve 24 Kasım 2011'de parlamentosunda onaylayan ilk ülke oldu. Sonra sözleşmeden çıktık. Ne değişti? Sefa bey sen esas 20 yılda ülkenin nasıl ahlak zafiyeti içine düştüğünü yaz. İnsanların yeni çocuk yapmak değil mevcudu nasıl besleyeceğini ve okutacağını düşündüğü bir zamandayız. Bu politikaların sahibi kim ona bak. Hatalı olan partiyi görürsün.

Sefa Saygılı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle