--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Aile nasıl kurtulur?

Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
32

Aile nasıl kurtulur?

SEFA SAYGILI

2025 senesi “Aile Yılı” olarak ilan edilmiştir. Ailenin korunması, evliliklerin teşvik edilmesi ve nüfusun artırılması yönünde çalışmalar yapılacağı vaat edilmektedir. İlk teşvik (belirli şartları taşıyan) evleneceklere 150 bin TL kredi verilmesi olmuştur. Ailenin geldiği vahim durumu, hâlihazır sorunları ile çare ve çözümleri tartışmamız gerekmektedir.   

Milli Savunma Üniversitesi Rektörü/tarihçi Prof. Dr. Erhan Afyoncu, katıldığı televizyon programında Türkiye’de düşen nüfus artış hızını “kâbus” olarak niteleyerek büyükşehirlerde aile başına düşen çocuk sayısının 1’e, ortalamada ise 1.51’e gerilediğini  “Nüfusun kendini yenilemesi için aile başına düşen çocuk sayısının 2.09 olması gerekir. Böyle giderse ne olur ben açık ve net söyleyeyim. Anadolu’da yaşlı bir Türk nüfus olur. Kendisini toparlayamazsa da bu topraklardaki yaşama kabiliyetini kaybeder. Bu çok ciddi bir risk! Bu bir beka sorunudur” ifadelerini kullanmıştır. 

Prof. Afyoncu’nun nüfus artış hızındaki düşüş karşısındaki önerisi ise, “Dünyanın farklı yerlerinden varlıklarını devam ettirme şansı kalmayan Türkleri Türkiye’ye getirmeliyiz. Mesela Çin’deki Uygur Türkleri gibi. Türkiye belli ölçüde Türklerden göç almak zorundadır”  olmuştur. 

“Anayasa Madde 41 – Aile, Türk toplumunun temelidir.” net ve kesin biçimde tanımlanmıştır. Özellikle son 25 yılda 3. dalga feminist politikalar, yeni devrim yasaları ve uygulamaları sonucu aile tahrip edilmiş, nüfus artışı eksiye düşmüş, evlilikler azalmış, evlilik yaşları yükselmiş, boşanmalar artmış ve şiddet ise boyut değiştirerek artmaya devam etmiştir. 

Evlilik sayısında had safhada görülen azalma sadece kredi sağlanması suretiyle çözülemez. Evliliklerin ekonomik nedenlerle azaldığı tezi doğru değildir. Ülkemizin en sıkıntılı yıllarında (1970/80) dahi evlilik ve nüfus artış oranlarına baktığımızda sorunun ekonomik zorluklarla izahı mümkün değildir. Öncelikle evliliğin önündeki engellerin kaldırılması gerekmektedir. Feminist politikalardan vazgeçilmelidir. 

Feminist önderler Medeni Kanun’u ve Ceza Kanunu’nu “…. noktasına, virgülüne kadar… biz yazdık”  demektedirler. Son 25 yılda feministlerin tüm hedeflerine ulaştığını görmekteyiz. Feministlerin kazanımları; 

2001 yılında yürürlüğe giren Yeni Medeni Kanun,

2005 yılında yürürlüğe giren Yeni Ceza Kanunu,

2010 yılında referandum ile kabul edilen(10.m) pozitif ayrımcılık,

Yargıda “kadının beyanı esastır” kabulü ve uygulaması,

2011 yılında imzalanan İstanbul Sözleşmesi,

2012 yılında 6284 Sayılı Kanun’un kabulü ve yürürlüğü, 

Feminist ve LGBTİQ+ bireylerinin manifestosu olan ve derin strateji uzmanı olduğunu iddia eden Ahmet Davutoğlu’nun halkımızın başına bela ettiği İstanbul Sözleşmesi’ni Sayın Cumhurbaşkanımızın yüksek iradesiyle kaldırması sonucu LGBTİQ+ bireylerinin tahribatından kurtulmuş olmamıza rağmen İstanbul Sözleşmesi’ne dayanılarak hazırlanan 6284 Sayılı Kanun halen yürürlüktedir. Aileyi dağıtan, ahlak ve inanç değerlerini tarumar eden kanunlar maalesef muhafazakâr camiada zuhur eden akademisyenler tarafından tercüme ve redakte edilerek hazırlanmıştır.

Zina ve fuhuş yapmak ceza yasalarında suç olarak tanımlanmamıştır. Feminist örgüt ve önderlerinin üstün gayretleri sonucu çıkarılan yasalar onların arzu ve istekleri doğrultusunda düzenlenmiştir. İstanbul Sözleşmesi ile uzantı yasası 6284 sayılı yasa ve yeni Ceza Yasası cinsel özgürlüğü sağlamaya yönelik kurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesi  “Fuhuş yapmak ceza mevzuatında suç olarak tanımlanmamaktadır” şeklinde karar vermiştir.

Aileyi tahrip eden yeni yasal düzenlemeler ve uygulama sonuçlarının yanı sıra televizyonlarda ve sosyal medyada müptezel yayınlarla, marjinal örneklerle halkımız zehirlenmektedir. Kötülüğü tasvir, temiz zihinleri bulandırmaktadır. Bir kısım kurgulanmış ve merak duygusu ile yüksek reyting alan yayınlar aldatmayı, şiddeti, sapık ilişkileri normalleştirerek aile mahremiyetini ve kişilik haklarını ihlal etmektedir. 

Aile Mahkemeleri ile kadına şiddet bürolarında dava ve şikâyetlerde büyük artışlar yaşanmaktadır. Kadına ve aile içi şiddeti önleme maksadıyla çıkarılan yasalar beklenen olumlu sonuçları verememiştir. Bu yanlışlardan bir an önce dönülerek milli ve yerli yasalar çıkarılmalıdır. 

Büyük aile tükendiği gibi çekirdek aile de yok olmak üzeredir. Yaklaşık 6 milyon kişinin yalnız yaşadığı topluma dönüştük. Toplum atomize olmaktadır. Çarpık kentleşme, 12 yıl zorunlu eğitim ve devamında yaklaşık 10 milyon üniversite öğrencisinin varlığı evliliğin ertelenmesine sebebiyet vermektedir. Evlilik yaşı yaklaşık olarak kadınlarda 30, erkeklerde 35 yaş seviyelerine ulaşmıştır. Halen telafisi imkânsız haksızlıklara sebebiyet veren süresiz nafaka sorunu çözülmemiştir. Kadın istihdamını artırma gerekçesiyle zorlama iş alanları ihdas edilmesi evlilikten uzaklaştırmaktadır.

Sonuç itibarıyla evlilikler azalmış, boşanmalar artmış, nüfus geriye gitmeye başlamıştır. Sayın Erhan Afyoncu’nun ifade ettiği gibi “Bu çok ciddi bir risk! Bu bir beka sorunudur.”Ailenin güçlendirilmesi, evliliğin artırılması, sağlıklı nesiller yetiştirilmesi ve temiz toplum hepimizin görevi olmalıdır. Çare ve çözümleri yazmaya devam edeceğiz. 

Yorumlar

(32)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ali Rıza

15 Mart 2025 13:13

Sanal ortamda oynanan kumarlardan vergi alınmadığı için gündemde kalıyor. Ya devletin kontrolünde malüm destekçilerin bayilerinde ayak üstü oynanan kumarlarda insanlar cebindeki son kuruşa kadar emeklerini, birikimlerini veriyor. Kazıyor da kazıyor. Devlet neden müdahale etmez. Şaşıyoru m.

Hafız

9 Mart 2025 01:40

Çözüm Kur'an ve Sünnet'tir.

Şaban

8 Mart 2025 22:30

Sefa bey problemi tespit güzel fakat bu problemi doğuran sebepler konusu daha objektif dile getirilmeli son 25 yıl bu ülkeyi kimler yönetiyor. İlim adamları problemleri de bu problemleri doğuran sebepleri de kayırıcı olmadan dile getirmeli. Bu gün aileyi bozan proğramlar yayınlayan kanalların sahipleri kimler. Bunlara müsamaha gösteren yöneticileri kim uyaracak. Bütün olup bitenler inançlı insanların eliyle ve inançlı insanların körü körüne destekleriyle oldu. Samimi eleştirenler hain ilan edildi. Özellikle ilim adamları politize olmadan gördüğü yanlışları ucu kime dokunursa dokunsun dile getirmeli şayet yöneticiler samimi ise bu onlar için isabetli karar almalarına vesile olur.

Ekonomiyle

8 Mart 2025 22:14

Nasıl ilgisi yok? 2 çocuk için 3+1 ev lazım. Kira ne kadar? Özel okullar dünya para. Yz, otomasyon gelişiyor. İş sayısı azalıyor. İnsanlar aptal değil, zenginlere köle doğurmak istemiyor. Zenginler fakirlerin yerine bol bol çocuk yapabilir. Çocuk işini de fakirlerin sırtına yüklemeyin.

İyi kötü çirkin

8 Mart 2025 19:27

Ortalık yetkiden yetkiliden yıkılıyor,,ortada bi sorumlu İSE yok...!? Ne iyi,,ve ama ne kadarda çirkin birşey bir topluluk için,,bu iş "İSTİKRARLI" bir şekilde "İSTİKRARLI" bir bitişe götürür her kavramı,,tünelin sonuna yaklaştık sonu göründü görünecek az kaldı az kaldı derken çukurun dibine doğru ilerliyor olmakta var,,oturup nereye gidiyoruz diye az soluklanılsa..düşünülse,,akledilse.

A.Yücel

8 Mart 2025 18:23

Kapitalist bir toplum olduk. Kız tarafı evleneceği kişinin işinin olmasını yeterli görmüyor.

Ebubekir.

8 Mart 2025 15:34

Dilinize sağlık sayın yazarım ve diyorum. Anliyana sivrisinek saz anlamiyana Davul zurna az. Müsebbib kim?

Dertli

8 Mart 2025 14:31

Allah razı olsun bu hakikatleri dillndirdiğiniz. Vallahi bizde farkındayız ama sesimizi ulaştıramıyoruz.. Korkunç bir gidişat var bu anlamda. Ama her seçimde oylarımızı verdiğimiz, bu muhafazakar hükümet bu ecnebi kanun ve yasaları neden çıkarıyor?Anlamakta zorlanıyorum...

Abdullah

8 Mart 2025 14:31

''Son 25 yılda feministlerin tüm hedeflerine ulaştığını görmekteyiz.'' demişsiniz.! ZİNA da serbessstttt!!! Haydi düğüne... Siz bunların müsebbibini gördünüz mü? Haydi hesabaaa!!!

M. Seyfeddin Ulucak

8 Mart 2025 13:14

Sefa bey çok güzel yazmışsın ama iktidar yandaşlığı yapmak yerine konuya adil bir şekilde yaklaşsan daha iyi olurdu. Başta en baştaki olmak üzere, onların sözleri yerine ayaklarının gittiği yöne bakman gereklidir. En baştakinin "küresel sisteme entegre olmak" hedefine uygun icraatlar yaptığını görmezlikten gelmemelisin. DSÖ'ye tam teslimiyet, ısrarla iklim kanununu çıkartma çabaları bunlara örnektir. İstersen, ilgilenirsen başka örnekler de verebilirim. Allah sen ve ben dahil herkese adil olmayı nasip etsin!...

Sefa Saygılı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle