“Tüpçü” patron, Ahmet Hakan’ı neden Hürriyet’in başına getirdi?
Biz Yıldırım Demirören Ahmet Hakan’ı ne zaman kovacak diye beklerken olanları gördünüz.
Hergele, “Şutlanması an meselesi” denilen Hürriyet’te Vahap Munyar’dan boşalan genel yayın yönetmenliği koltuğuna oturtuldu.
Hürriyet’in tarafsız, bağımsız çizgisinin korunacağını söyleyen ve geniş yetkilerle donatılması şartıyla bu görevi kabul ettiği konuşulan Ahmet Hakan, yeni dönemle ilgili hedefini ise “Hürriyet’in güçlü markasını daha da yukarıya taşıyacağız” sözleriyle açıkladı.
•
Babıali için “puşt tarlası” yakıştırması yapanlar haksız mı şimdi Allah aşkına?
Hakikaten “puşt tarlası” bu Babıali.
Öyle olmasa, Demirören henüz patronu değilken (yani Beşiktaş başkanıyken) “Ben Galatasaray’a başkan olursam tüpçü Beşiktaş’ta kalamaz” diyen Ahmet Hakan, Hürriyet’te kalmayı bırakın, nasıl en tepe noktaya gelirdi değil mi?
Düşünsenize, adam(!) daha sonra patronu olacak kişi için “tüpçü” diyor, “tüpçü patron” da gelip o adama genel yayın yönetmenliğini emanet ediyor. Ortada hiçbir şey yokmuş gibi üstüne bir de “destek mesajı” yayınlıyor. “Hürriyet’in yeni Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan’ın Hürriyet markasına büyük katkı vereceğine inanıyoruz” diyor.
Çok ilginç gerçekten.
Evvelce, Yıldırım Demirören için “Ne zaman çalıştı ki yorulsun” diyen Ahmet Hakan, “Ulan, sakın beni de ‘Ne zaman çalıştı ki bu adam?’ deyip kapı önüne koymasınlar?” diye endişe içinde bekleyeceğine, birden genel yayın yönetmeni yapılıyor.
Demirören’in, Tayyip Erdoğan istediği için bıyık bıraktığını ileri süren Hergele’nin şimdi bize bıyık altından güldüğüne adımız gibi eminiz.
Evet, kesin “Onlar da bir şey mi” diyordur içinden.
Öyle ya, bu sıraladıklarımız Ahmet Hakan’ın patronuna yakıştırdığı cümlelerden sadece birkaçı.
Daha neler var neler!
Mesela, “Demirören denilince aklıma yüzleşme eksikliği geliyor” demiş zamanında bu yüzsüz.
“Demirören’in hesaplaşma korkusu içinde olduğunu” yazmış aynı korkak.
Örneğin, “Allah hiç kimseyi başarısızlığı tescil üstüne tescil yiyen bir adam durumuna düşürmesin” ifadelerini kullanmış.
•
Söylesenize, “dönekliği tescil üstüne tescil yiyen” bu eleman, neden “Geçmişte istifasını istediğim bir adamın gazetesinde köşe de yazmam, televizyonunda ekrana da çıkmam” diyerek istifa etme erdemini gösteremedi sizce?
Samimi olarak soruyoruz: Demirören’in “yönetme sancısı” çektiğini, “bırakıp da gidememe” hastalığıyla malul olduğunu söyleyen Ahmet Hakan, niçin onurlu bir tavır takınıp da “bırakıp gidemedi”?
Hergele, “İdare-i maslahatı bile kıvıramıyor” dediği patronunun karşısında nasıl dansöz gibi kıvırdı doğrusu çok merak ediyoruz.
•
Nereden nereye değil mi?
Aydın Doğan’ın “garsonluğundan” genel yayın yönetmenliğine uzanan bir “başarı hikayesi”(!)
Hazret “bukalemun” Ertuğrul Özkök’ün talebesi nihayetinde.
Onca yıldır atmadığı takla kalmadı.
Burada tek tuhafımıza giden, Hürriyet’in 70 küsur yıllık tarihinde ilk defa bir “devşirme”nin yani “eski bir karşı mahalle sakini”nin genel yayın yönetmenliği yapacak olması.
Onun da bir hikmeti vardır herhalde.
İktidarlara nabza göre şerbet verme hususunda ihtisas sahibi olan Demirören’lerden iyi bilecek değiliz ya Hürriyet’in başına kimin getirileceğini.
Değil mi ama?


