• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Rasim Bolbol
Rasim Bolbol
TÜM YAZILARI
19 Temmuz 2020

Tetikçiliği bırak be Bülent!

3 Temmuz’da Sakarya Hendek’te bulunan bir havai fişek fabrikasında meydana gelen patlama ve bu patlamanın hemen ardından söz konusu fabrikadaki infilak etmemiş malzemelerin sevkiyatı sırasında yaşanan facia gerçekten hepimizi derinden üzdü. 

Yetkililer, elim hadisenin gerçekleştiği işletmenin çalışma izninin en kısa zamanda iptal edileceğini belirtiyor. Her iki olayla ilgili soruşturmaların da sürdüğü ifade ediliyor. 

Elbette bu üzücü hadiselerde kimin ne sorumluluğu varsa, gerekli cezayı alması en büyük temennimiz. Dileriz adalet tecelli eder ve yaşanan acılar bu vesileyle bir nebze de olsa diner.

Müessif olayın nasıl meydana geldiği araştırılırken, geçmişte benzer hadiselerin yaşandığı fabrikanın faaliyetini nasıl sürdürdüğü hususu da en büyük merak konusu. 

Mevzu Habertürk TV Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir’in de dikkatini çekmiş. Hazret araştırmacı-gazeteci ya, bu yüzden olayı yerinde incelemek için atlayıp Sakarya’ya gitmiş. Burada, daha sonra patlamadaki sorumluluğu sebebiyle  tutuklanan fabrika sahibi Yaşar Coşkun’la görüşmüş.

Aydemir’in gözlemlerini aktardığı yazıda kullandığı ifadeler hakikaten çok ilginç.

Baksanıza şu süslü cümlelere: “İki gün boyunca yaptığımız yayınlarda Habertürk ekibi olarak, hem olan biteni tüm boyutlarıyla anlatmaya çalıştık hem de vatandaşın hissiyatına ortak olduk. Gördüğüm kadarıyla bu olaydan çıkarmamız gereken çok fazla ders var. Bu olayla ilgili aydınlatılması gereken birçok soru var.” 

Bir gazetecinin karanlıkta kalan bir hadiseyi aydınlatmak için harekete geçip haber yapmasının tabii ki yadırganacak bir tarafı yok.

Siz eğer hakikaten gerçekler ortaya çıksın diye yayın yapıyorsanız, elbette alkışlanacak bir işe imza atıyorsunuz demektir.

Ancak Aydemir’in yaptığı iş gazetecilik falan değil.

Daha ziyade “dostlar alışverişte görsün” kabilinden bir ameliye.

Öyle olmasa, patronunun merkezinde yer aldığı faciaları da masaya yatırırdı bu araştırmacı gazetecimiz.

Mesela, bugün yaptığı gibi yine mikrofonu eline alır ve yürek dağlayan maden kazalarının tam ortasındaki Turgay Ciner’in sahibi olduğu Park Teknik AŞ’nin Kahramanmaraş Elbistan’daki Çöllolar Kömür Havzası’nda 4 gün arayla meydana gelen iki göçükte yitip giden 11 canın nasıl göz göre göre ölüme sürüklendiklerini ortaya çıkarırdı. Örneğin, planlanan üretimin çok az altında kalındığı için işçilerini daha çok çalıştıran paragöze “Hiç utanmıyor musun” sorusunu sorardı. Hadi bunları es geçti diyelim, o zaman hiç olmazsa yine patronuna ait olan Siirt’in Şirvan ilçesindeki bakır madeni sahasında ölen işçilerin haberini yapardı.

Ama yapmadı. Medyadaki nüfuzunu madencilik sektöründe büyümek için ahlaksızca kullanan patronuna tek laf edemedi. İşvereninin sahibi olduğu termik santral ve kömür üretim sahalarındaki faciaları görmeyip üç maymunu oynadı. 

Söylesene Bülent! Turgay Ciner’in mide bulandıran işlerini daha ne kadar içine sindireceksin? 

Sakarya’daki havai fişek faciası için “Bu olayla ilgili aydınlatılması gereken birçok soru var” diyorsun ama, patronunun adının karıştığı vukuatları ustalıkla sümen altı ediyorsun. 

Sen ne biçim bir gazetecisin be Bülent? 

Van’da 42 insanımızın yaşamını yitirdiği bir çığ faciası olur, sen hemen kalkıp, “Olaydan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan sorumlu. Orhan, katılacağı bir toplantı için iş makinelerini yanına alıp yolları açtırmış. Makineler çalıştığı esnada da çığ düşmüş” iftirasını atarsın. Lakin hakkında kara propaganda yürüttüğün Gülşen Orhan’ın bırak meşum olaydan sorumlu olmasını, bilakis çığ felaketinde yaralandığı ortaya çıkınca dansöz gibi kıvırırsın.

Akit’te “kadınların nasıl dövüleceğinin tarif edildiği” bir yazı yayınlandığını ileri sürersin, fakat “Bu iddianı ispatlayabilir misin? Eğer Akit’te söylediğin gibi bir yazı çıkmadıysa, eşek gibi anırır mısın” denildiğinde dut yemiş bülbüle dönersin. 

İlkenin i’si, dürüstlüğün d’si yok sende Bülent!

Sen, kadına yönelik şiddetin önüne “Kur’an’daki kadınlarla ilgili ayetlere çekidüzen verilerek geçilebileceğini” söyleyen tuhaf bir yaratıksın. 

İyisi mi kalemini kır, basın kartını da çöpe at. Zira bu meslek senin gibilere hiç ama hiç yakışmıyor.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

ATABEY

BÜLENT AYDEMİR DE Mİ SABATAYCI Pİ.LERDEN YOKSA?
  • Yanıtla

Debelenmeler

O ki Ecevit zıbardı; obir bülentler vız gelir..
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23