Hans’ı boşverin; idamın geri gelmesini halk istiyor!
Kadın ve çocuklara yönelik günden güne artan ve Türkiye’yi ayağa kaldıran o iğrenç haberleri maalesef hepimiz takip ediyoruz.
Konu, son olarak Adana’da 3 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz edilmesiyle yeniden gündeme geldi.
O gün bugündür de gündemden düşmüyor.
Vatandaş öfkeli...
“Bazı suçlar için idam cezası yeniden gelmeli” diyor.
Dikkate almaya değmeyecek küçük bir azınlık dışında hemen herkes, “Karısını sokak ortasında öldüren caniler, minicik çocuklara önce tecavüz eden, daha sonra da katledip cesedini yakan alçaklar, bölücüler-teröristler darağacında sallandırılmalı” görüşünde birleşiyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da anlaşılan vatandaşla aynı görüşte.
Öyle ki, partisinin önceki günkü grup toplantısının ardından yaptığı açıklamada, idamla ilgili konunun kendileri için büyük önem arz ettiğini dile getirdi.
Konu üzerinde çalışıp, anayasal bir düzenleme yapabileceklerinin sinyalini verdi.
Hoş, sokakta ne zaman “İdam isteriz” sesleri yükselmeye başlasa, devlet yetkililerimiz aynı açıklamayı yapıyor.
Hatırlayın, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından da öyle olmuştu.
16 Temmuz sabahı, FETÖ’cü hainlerin idam edilmesini isteyen kalabalığa “Şehitlerimizin katillerini affetmeyiz” denilerek umut verilmişti.
Geçen yılki 16 Nisan referandumundan hemen önce, “Evet” çıkması durumunda idam cezasının hemen Meclis’e geleceği söylenmişti. Muhalefet destek çıkmazsa da, halk oylamasına gidileceği belirtilmişti.
15 Temmuz’un üzerinden 1.5 yıl geçti, 16 Nisan’da da sandıktan “Evet” çıktı, ama idam konusu, bırakın Meclis’in, kamuoyunun bile gündemine gelmedi.
Konu unutuldu gitti.
Umarız, son günlerde yaşadığımız vahim olayların ardından oluşan konsensus, ortadan kalkmaz.
Dileriz, halkın feryadına bu defa kulak verilir ve idam cezasını geri getirecek bir düzenleme Meclis’e sunulur.
¥
İsterseniz, idam konusuna diğer ülkeler nasıl bakıyor, biraz da onu irdeleyelim.
Efendim, şu anda dünyada idam cezasının uygulandığı 58 ülke var.
Savaş suçları ya da askeri kanunların ihlal edilmesi gibi durumlarda idam cezası öngören 6 ülkeyi de eklerseniz, bu sayı 64’e yükseliyor.
Bizim serüvenimiz ise malûm...
İdam cezasını 2004 yılında yasalarımızdan çıkardık.
60 yıldır kapısında beklediğimiz Avrupa Birliği “İdamı kaldırın, üyelik müzakerelerine başlayalım” dedi, sağolsun bizimkiler de yemi yutup AB üyeliği yolunda bir “reform(!)”u daha apar topar hayata geçirdi.
Peki, dün bize “İdamı kaldırın, sizi aramıza alalım” diyen hokkabazlar bugün ne âlemde?
Onlar, bugün de başka hokkabazlıklar peşinde.
İdam tartışmaları yeniden gündemimize geldi ya, nasırlarına basılmışçasına hemen ayağa fırladılar.
“Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tüm koşullarda idam cezasının kalkmasını öngören 13. Protokolü’nün tarafı. Dolayısıyla idam cezasını geri getirmeyi göze almamalı” diyerek açık açık tehdit ediyorlar.
Yasalarında idam cezası olan bir ülkenin AB’ye üye olamayacağını söyleyerek akılları sıra gözdağı veriyorlar.
Ya hu, Türkiye’de idam cezası olsa da olmasa da bu “Haçlı Birliği” bizi zaten arasına almayacak...
O halde, George’un, Hans’ın ne dediğine değil, milletin ne dediğine bakılmalı...
Vatandaşın haklı talebi, AB sevdasına kurban edilmemeli...


