Bir Prof’un portresi: Eğitim cehaleti alır eşeklik baki kalır
Yeryüzünde acaba haini bu kadar bol başka bir memleket var mıdır?
Yüzünüzü hangi yöne çevirseniz, onlardan biriyle karşılaşıyorsunuz.
Kâh sanatçı maskesiyle çıkıyorlar karşınıza, kâh köşe yazarı.
Bazen gazeteci olarak tebarüz ediyorlar, bazen de siyasetçi.
“Adam” demek için 40 şahit gerekmesine rağmen, kendisini “bilim adamı” diye pazarlayanlar bile var aralarında.
Yazı konusu ettiğimiz eleman da onlardan biri; hem de “Prof” titri taşıyor.
Bakmayın siz, mezkur zat için “Adam demeye 40 şahit gerekir” dediğimize…
Bir ara “adam”ı bir kenara bırakın, “akil adam” dahi olmuştu.
“Çözüm süreci” denilen o ne olduğu belirsiz süreçte piyasada bolca dolaşmıştı.
Hem de ne dolaşma, kendi ifadesiyle “mayın eşeği” gibi oradan oraya sürülmüştü.
¥
Mahut kişi, bir ara, 15 Temmuz darbe girişiminin hemen öncesindeki “Fetullah Gülen’e her şeyi diyebilirsiniz, ama terörist diyemezsiniz” sözleriyle gündeme gelmişti. O gün bugündür de pek sesi-soluğu çıkmıyordu.
Ne zaman ki ağa babaları talimatı verdi, yine sahne aldı.
“Prof” unvanlı bu bilim adamı(!), eğitimin cehaleti alacağını, eşekliğin ise baki kalacağını bize bir defa daha gösterdi. Kendisini “mayın eşeği” olarak gören bu şahıs, “Eşeğe altın semer de vursan eşek yine eşektir” atasözünün haklılığını tüm çıplaklığıyla ortaya koydu.
Önce, Zeytin Dalı Harekatı’nın durdurulması için milletvekillerine gönderilen “ihanet mektubu”na imza attı. Hemen ardından da Türkiye’nin Afrin operasyonunu karalamak için kolları sıvadı.
¥
Son yazısında, “Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?” diye soruyor.
Hiç öyle “Ne demek kim atıyor? Kimlerin inlerine girdiysek onlar atıyor” demeyin sakın!
Hazret “bilim adamı” ya, bu mevzuya da bilim adamı şüpheciliğiyle yaklaşıyor.
Roketlerin kimler tarafından atıldığının kanıtlanamadığını ileri sürüp, bu durumun kendisini işkillendirdiğini belirtiyor.
Zaten yazısının devamında da baklayı ağzından çıkartıyor.
Bu “mayın eşeği”ne göre, 20 Ocak’ta başlayan Afrin harekatının ardından Türkiye topraklarına roket atanlar, “PKK veya uzantıları da olabilirmiş”.
Neymiş, neymiş?
“Olabilir”miş.
Yani bir ihtimal. Hatta çok düşük bir ihtimal…
Nitekim iş dönüyor dolaşıyor, oraya geliyor. “Mayın eşeği”, “PKK böyle şeyler yapmaz” demeye getirip niyetini açık ediyor.
PKK veya PYD’nin Türkiye’ye roket yollayamayacağını, çünkü bu durumun “Suriye’de kendilerini silip atmaya yönelik bir harekatı meşrulaştıracağını” söyleyerek, PKK/PYD’nin böyle bir “çılgınlık” yapmayacağını ifade ediyor.
O halde, son 2 hafta içinde 7 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine, 100’den fazla vatandaşımızın da yaralanmasına sebep olan bu roketleri kim atıyor? Yani “şüpheci” bilim adamına göre, asıl “şüpheli” kim?
Şimdi sıkı durun, kendi ifadesiyle “1969 başından beri akademik çalışma, 1970’ten beri bilimsel yayın yapan” bu “bilim adamı(!)”na göre asıl şüpheli devletin ta kendisi...
Evet evet, yanlış duymadınız; devletin, her ikisi de terör örgütü olan DEAŞ ile PKK’yı aynı konumda görmesini bile eleştirip “Siz PKK ile DEAŞ’ı nasıl bir görürsünüz” diyen zat, sırf PKK’ya toz kondurmamak için “Hatay ve Kilis’te devlet kendi vatandaşını öldürüyor” iftirasına imza atıyor.
Roketli saldırılarda camilerin özellikle hedef seçilmesinin de “manidar” olduğunu yazıp, “geçmişte devletin halkı galeyana getirmek için düşman yapmış gibi bazı manevi değerlere sabotaj yaptığını, bugün de yapılanın aynısı olabileceğini” alçak bir şekilde ima ediyor.
Düşünebiliyor musunuz;
İsminin önünde “Prof” unvanı olan bir soytarı, düzenledikleri beyin yıkama seanslarında Kur’an-ı Kerim’lerin yakılmasını, camilere saldırılmasını öğütleyen din düşmanı PKK’ya cami yakıp-yıkmayı konduramıyor, “Bu işi yapsa yapsa devlet yapmıştır” demeye getiriyor...
Öyle ya, zaten ne yapmışsa bu devlet yapmıştır...
Katildir bu devlet, katil!
Ermenileri kıtır kıtır kesmiştir.
Kürtlere her türlü zulmü reva görmüştür.
Hem, “Kürtlerin kentlerini harabeye çeviren” de bu zırtapozun “bölgesel aktör” olarak nitelendirdiği PKK değil, “Erdoğan rejimi”dir.
Güvenlik güçlerimizin terör örgütü mensuplarına yönelik yaptığı operasyonlar mı?
Onlar da “mayın eşeği”ne göre tam anlamıyla birer “katliam”dır.
Öyleyse, “katil devlet”, nasıl ki Güneydoğu’da yüzlerce camiyi tahrip edip, Diyarbakır’ın ilk Osmanlı eseri olan 500 yıllık tarihi Kurşunlu Camii’ni ateşe vermişse, Hatay ve Kilis’te de kendi vatandaşlarını öldürüp camilere roket atmaktan geri durmamıştır.
Bunca alçaklığı, bunca kahpeliği, bunca namussuzluğu PKK mı yapacaktı ki?
Değil mi “mayın eşeği”?


