• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Rasim Bolbol
Rasim Bolbol
TÜM YAZILARI
20 Ekim 2019

Barış Pınarı ile bir başarı elde ettik, ancak soru işaretleri de yok değil

Çok değil, sadece 10 gün süren Barış Pınarı Harekâtı bölgedeki hemen hemen bütün dengeleri alt üst etti. Her türlü tehdide ve neredeyse bütün dünyanın karşımızda olmasına rağmen, askeri operasyon seçeneğini kullanmamız, Suriye’nin geleceğine yönelik pazarlıklarda bizi en etkili aktörlerden biri haline getirdi. Neticede düşük maliyetle hızlı bir sonuç aldık.

Şunu söyleyebiliriz: Aslında “Barış Pınarı” salt bir askeri harekât olarak planlanmamıştı. Bunu ortaya çıkan sonuçlardan da anlıyoruz zaten.

Kahraman Mehmetçiğimiz sahada teröristlerle çarpışırken, Dışişleri bürokratlarımız da masada teröristlerin ağababalarıyla mücadele etti.

Kolay işler değil bunlar.

He, istediklerimizin tamamı gerçekleşti mi?

Elbette hayır. Ancak yine de önemli kazanımlar elde ettiğimizi yadsıyamayız.

Sahadaki başarı ortada.

Rasulayn, Suluk ve Tel Abyad’ı PKK’dan temizledik. Üstelik bunu yaklaşık 750 teröristi etkisiz hale getirerek yaptık.

Barış Pınarı ile aynı zamanda Suriye PKK’sının siyasî ve askerî dokunulmazlığını da kırdık.

Suriye’nin kuzeyinde bir özerk yapı veya devlet kurulması artık -en azından yakın dönemde- mümkün gözükmüyor.

10-15 gün öncesine kadar Fırat’ın doğusunda ne Türk askeri ne de Suriye Milli Ordusu unsurları vardı. Şu an Mehmetçiğimizin de Suriyeli muhaliflerin de orada olması önemli.

PKK koridorunun Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı’ndan sonra üçüncü defa yarılmış olması ise işin cabası.

Yani askerî harekâtla hedeflerimizin yüzde 90 gibi büyük bir bölümünü hayata geçirdik. Bu kazanımlardan sonra ABD ile masaya oturulmasında bir mahzur olamazdı. Masada da akıllı bir diplomasi yürüterek hem güvenli bölgeyi ABD’ye kabul ettirdik, hem de uygulamaya koydukları yahut koyabilecekleri muhtemel yaptırımların önüne geçtik.

ABD ile anlaşmaya varılmasında siyasî hedef açısından Türkiye’nin bir taviz vermediğini ifade edebiliriz. 

En başta neyi hedefliyorsak, o doğrultuda hareket ettik. Pozisyonumuzda hiçbir değişiklik olmadı.

Nihayetinde bu operasyonu güvenli bölge kurmak için başlatmıştık. ABD’yi de masaya uzun süredir istediğimiz güvenli bölge şartıyla oturttuk.

Şimdi PKK/YPG’nin 32 km’nin gerisine çıkması için operasyona ara verdik. 

Anlaşmada YPG’nin yalnızca çekilmesi değil, elindeki silahların alınması ve mevzilerinin kullanılmaz hale getirilmesi gibi detaylar da var. 

Dikkat edin, bunun adı “ateşkes” değil, “ara verme”.

Teröristler tamamen çekilirse harekâtı durduracağız. Fakat bunu yaparken, bir yandan da bölgedeki güçlerimizle oradaki varlığımızı devam ettireceğiz.

Şimdi gelelim madalyonun öbür yüzüne...

Öyle ya, işin içinde bir de başka faktörler var. 

Örneğin Rusya ve İran realitesi...

Baktığımızda, yaşanan son gelişmelerin en çok Rusya’nın işine yaradığını söylemek için kahin olmaya gerek yok. Öyle gözüküyor ki, bundan sonra yürüteceğimiz müzakerelerde en güçlü aktör Rusya olacak. 

Türkiye’nin asıl hedefi Gaziantep’in Karkamış ilçesinin karşısına denk gelen Cerablus’tan Irak sınırına kadar, yani 444 kilometrelik bir genişlikteki alanda hiçbir teröristin kalmaması ve tüm bu bölgenin güvenli bölge olarak tesis edilmesi. Bunun bir kısmını ABD ile hallediyoruz, Kobani, Münbiç ve Kamışlı havalisi içinse kaçınılmaz olarak Rusya ile masaya oturacağız. 

Esed güçlerinin bizim en baştan beri hakim olmak istediğimiz Münbiç ve Kobani’ye yerleşmesi, 444 kilometrelik alanın bütününde güvenlikli bölgenin oluşmasını engelliyor; Tel Abyad ile Rasulayn arasında kalan 140 kilometre ile sınırlıyor.

Bu birinci nokta.

Ayrıca “5 günlük bekleme sürecinin akabinde operasyona son verirsek, terör örgütünün çekildiği alandaki faaliyetleri veya devlet oluşturma çabaları konusunda ABD ne gibi bir adım atacak ya da atacak mı” sorusu da önem arz ediyor. 

Bugüne kadar Ortadoğu’da terörün ve teröristlerin hâmisi emperyalist devletler tarafından dağıtılan hiçbir silah toplanamamışken PKK’ya verilen silahların toplanılacağının iddia edilmesi ise kafamızdaki bir başka soru işareti.

Kısacası, “Türkiye şu an için bir başarı elde etti” diyebiliriz.

Lakin meselenin kökünden çözülmediği de kabak gibi ortada.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Emek

Biraz akıl abd 60 bin tır verdiği silahı geri alacağını düşünmek bile hatadır neden bir sınır çizdi niçin biz bu sınırı tanımıyoruz diyemedik bu antlaşmayla bize çizilen sınır 30 km derinliğinde 120 km eninde alan peki şunu sormak lazım kamışlı 1adım ötedeyken münbiç kobani sınırında kuvvetlerimiz varken aynı durumda sınırımıza bir adım olan bir ilçe daha varken neden harekatı bunlardı bırakıp sadece 2 ilçeyi kapsayan alandan girip sağımızı solumuzu açık bıraktık varılan antlaşmayamı uyduk İsrail’de harekattan önce yayınlanmış bir haritada da bu şekilde gösterilmiş ve harekatın başlama ve bitiş tarihleride gösterilmiş elimize geçecek alan önceden belirlenmiş birileriyle ortak oynuyoruz vede memleketin ne hale getirildiğide ortada müslüman dünyası son demlerini yaşıyor
  • Yanıtla

Mehmet ay

Halkbank dosyasi cikarilinca anlasmaya varildi. Bu dosyada bizi yönetenlerin tüm kirli camasirlari oradaydi. Ortaya cikmamasi icin, terör örgütüyle anlasma saglandi. Ypg yi resmen tanimis oldu .
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23