• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
TÜM YAZILARI

Allah’ın Nizamı İslâm -63-

19 Ağustos 2026
A


Prof. Dr. Yusuf Özertürk İletişim:

Allah’ın Nizamı İslâm -63-

Prof. Dr. Yusuf Özertürk

B- İSLÂM DEVLETİ                                                                                                

4- İSLÂM DEVLETİNDE  KUR’ÂN ANAYASADIR                                  

*İslâm Nizamında devlet vardır. Ama devlet yönetiminde bir rejim biçimi, şekli tarif edilmemiştir. İslâm’da devletin temeli olan prensipler  (Anayasa) vaaz edilmiştir. İslâm’ın Anayasası Kur’ân’dır. Kur’ân’ı vaaz eden Allah’tır. Allah’ın hükümleri kesindir, kısmen de olsa değiştirilemez. Kur’ân’da; Tevhid, Hak, Adalet, Liyakât, Emniyet, Ehliyet, Şurâgibi temel kavramlar esas alınmıştır. Bu prensiplere uygun olan rejimin ismi önemli değildir. Kur’ân, devletin şekliyle ilgilenmez. Kur’ân,devlet yönetimine hakim olacak ve uyulması mecburi olan hükümleri göstermiştir. Kur’ân, Anayasa’yı tarif etmiştir. İslâm nizamında, devletin Anayasası Kur’ân’daki temel prensiplere uygun olarak yapılacaktır.*İslâm hukuku esas itibariyle iki temel kaynak olan Kitap(Kur’ân) ve Sünnet’in(hadisler) yorumlanmasıyla ortaya konmuştur. Bir meselenin çözümünde bu iki kaynakta bir hükmün bulunmadığı durumlarda da ise; İcmâ, Kıyas, Sahâbe fetvası, İstihsan, Maslahat, Örf gibi diğer kaynaklardan faydalanılmıştır. İlk iki kaynakta bulunan hukukî esaslar devletin esas teşkilâtı ile ilgili olsun veya olmasın temel kanun, bir nevi anayasa veya temel prensipler olarak görülür. Zamanla içtimai, sosyal, ekonomik vs sebeplerle ortaya çıkan yeni meselelere, ilgili ilim adamları ve müctehid hukukçuların ilmî çalışmalarıyla çözüm getirmenin yolu açıktır. Ancak getirilen hükümler, Kur’ân’ın temel kavramlarına karşı olmamalıdır. Hz. Resûlellah(sav) hicretten sonra Medine şehir devletinin ilk Anayası olan Medine Vesikasını Kur’ân’ın temel kurallarına uygun olarak düzenlemiştir. Medine Vesikası, etnik, kültürel ve inanç olarak farklı kesimlerin sosyal barış ve huzur içinde bir arada yaşamalarını sağlayan bir Anayasa hükmündedir.                                                              


Kur’ân’da devlet yönetimi ile ilgili temel hükümler             

1a- İslâm Devletinde Şûrâ(Danışma-Meclis) Esastır               


*İslâm’ın, biri Kur’ân ve diğeri de Hz.Resûlellah’ın(sav) tatbikatı-sözleri(Hadis-i şerif) olmak üzere iki temel kaynağı vardır. Allah-ü Teâlâ, devlet işlerinden ferdî işlere kadar her hususta meşvereti(istişare etmeyi-danışmayı) emrediyor(1). Allah bizzat Hz.Peygamber’e, Vahy’in dışındaki diğer bütün işlerinde bilenlerle istişare etmesini emrediyor(2). Allah istişare etmeyi emrediyor. Çünkü Allah’tan başka hiçbir kimse (Peygamber dahil) her şeyi bilemez. Bilmek bir eğitim ve öğretim işidir. Herhangi bir iş hususunda, o işle ilgili bilgisi, tecrübesi olan/ olanlar ancak isabetli karar alabilirler. Hz.Peygamber’in, Vahye mazhar olmuş, akl-ı selîm sahibi olmasına rağmen Din’in dışındaki meselelerde (Tıp, teknik, savaş, ziraat vs) ihtisası olmadığından her işi bilmesi mümkün değildir. Bir iş hususunda bilgisi, tecrübesi olan/olanlar ancak doğru karar alabilir ve isabetli davranabilirler. Hz.Resûlullah’ın, Vahye mazhar olmuş, akl-ı selim sahibi olmasına rağmen Din’in dışında, her işi bilmesi mümkün değildir. Bu yüzden işlerin şartlara uygun görülmesinde, o işlerle ilgili bilgisi olanlarla istişare etmesi tabii bir durumdur. Allah Resûl’ü işlerinde bilenlerle istişare ile emrolunca, bu demektir ki, sorumluluk mevkiindeki kişi/kişiler de işleri istişare ile yürüteceklerdir. Hz. Peygamber’de işlerin yürütülmesinde hem kendisi ashabı ile istişare etmiş ve hem de ashabının istişare yapmasını tavsiye etmiştir(3).


Nitekim Hz. Resûlullah, Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarında ve daha başka olaylarda hep, ashabıyla istişare neticesinde alınan kararlara göre hareket etmiştir. Hz.Peygamber, Bedir harbinde karargahını Bedir kuyusunun yakınına kurdu. Sonra ashabıyla istişare etti. Genç bir sahabi olan Hubab bin Münzir söz alarak şöyle dedi; ‘Ya Resûlullah, burası sana Allah’ın emrettiği bir yer midir, yoksa sizinşahsi görüşünüz müdür?’ diye sordu. Resûl-ü Ekrem ‘Hayır, şahsi birgörüş ve bir harp tedbiri olarak seçtim’ dedi. Bunun üzerine Hubab şöyle konuştu; ‘Ya Habiballah! Biz harpçiyiz. Ben bütün suları kapatıp, bir tek kuyu başında karargah kurmayı uygun görürüm. Siz karargahı buradan kaldırıp, Kureş kavminin konacağı yerin yakınındaki kuyu başına gidip konalım. Onun dışındaki kuyuları kapatalım. Biz su ihtiyacımızı karşılarız. Müşrikler su bulamaz ve zor duruma düşerler’ diyerek görüş belirtti. Bunun üzerine Hz.Peygamber, ‘Ey Hubab senin görüşün daha isabetli’ diyerek kendi görüşünden vazgeçip karargahı Hubab’ın bildirdiği yere nakletti(4). Aynı şekilde, Hz.Peygamber, Uhud’a çıkmayıp, Medine’de müdafa harbi yapmak taraftarıydı. Fakat ashabla yapılan istişarede, Uhud’a çıkma kararı alındığından, O da karara uymuştur (5). Hendek gazvesinde de Hz. Resûlullah, Selman-ı Farisi’nin Medine etrafına hendek kazma teklifini ashabla istişare ederek kabul etmiştir. Devam edecek…                                               

Kaynakça                                                                                                        

1- “….İşleri de hep aralarında danışmadır(işlerini bilenlerle istişare ederek yaparlar…” (Şûra-38)                                                                          


2- “..(Resûlüm)İş hususunda onlarla müşavere et..”(Âl-i İmran-159).      

3-Hz.Ebû Hüreyre de ‘Hz.Peygamber kadar istişareye önem veren bir kimse görmediğini’ söylemiştir.(Tirmizî, Cihâd-35)               

4- Sîre,2/272;Tabakât,3/567-568                                                                   

5-Vâkıdî, I, 209-214; İbn Hişâm, III, 67-68).

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23