Atina'nın diz bağları çözüldü
Atina'nın diz bağları çözüldü
MUSTAFA CEYLAN
Batı’nın şımarık çocuğu, Avrupa’nın ardına saklanıp kabadayılık taslayan Yunanistan’ı yine derin bir korku, yine bir panik havası sardı.
Hamdolsun, bu kez onları titreten şey sadece Ege’deki kararlı duruşumuz değil; ecdad yadigârı Balkanlar’da, o mübarek Evlad-ı Fatihan topraklarında yeniden gürleyen ayak seslerimiz!
Yunanistan’ın meşhur Kathimerini gazetesi uzun uzun analizler döşenmiş.
Neymiş efendim?
Türkiye, Balkanlar’ı çembere almış.
Ankara, bölgede adım adım bir ağ örüyormuş.
Günaydın Atina!
Siz uyurken Türkiye çoktan ecdadının at koşturduğu topraklara, hem de en görkemli haliyle dönüş yaptı bile.
Kathimerini’nin satır aralarındaki o "eyvah" çığlıklarını okudukça insanın göğsü kabarıyor.
Adamlar açık açık itiraf ediyorlar:
“Türkiye diplomatik, askeri ve kültürel hamleleriyle, soydaş toplulukları ve yumuşak güç unsurlarıyla Balkanlar’ı adım adım etki altına alıyor.”
Ne bekliyordunuz?
Yüzlerce yıl "Pax Ottomana" (Osmanlı Barışı) ile huzur ve nizam bulmuş o toprakları, Haçlı zihniyetinin insafına, Batı’nın asimilasyon çarklarına terk edeceğimizi mi sanıyordunuz?
Yunan basını tek tek harita çıkarmış, adeta bir "nüfuz haritası" çizerek kendi kamuoyuna korku pompalıyor.
Kuzey Makedonya’da patlak veren hükümet krizinin, Türk partisi TDP’nin devreye girmesiyle nasıl çözüldüğünü yazmışlar.
Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın bizzat madalya taktığı Zülfikar Zeynula kardeşimizin o kabinede bakanlık koltuğuna oturması, anlaşılan Atina’nın uykularını fena kaçırmış.
Sadece o mu?
Arnavutluk meselesi var bir de.
Resmi bir Türk azınlık olmamasına rağmen, Ankara-Tiran hattındaki o sarsılmaz kardeşlik köprüsü Yunan’ı çıldırtıyor.
Şanlı Türk donanmasının Arnavutluk’taki "Paşa Limanı" Deniz Üssü’ne demir atması...
İsmi bile ne kadar manidar değil mi?
"Paşa Limanı"...
Ecdadın mührü vurulmuş bir kere.
Üstüne bir de göklerde süzülen, düşmana korku dosta güven veren yerli ve milli gururumuz Bayraktar SİHA’lar Arnavutluk envanterine girince, Yunanistan’da alarm zillerinin çalması gayet normal.
Bulgaristan’da nüfusun sadece yüzde 7,8’i Türk olmasına ve etnik parti yasaklarına rağmen, soydaşlarımızın siyasette kilit rol oynaması, koalisyonların kaderini belirlemesi...
Bosna-Hersek ve Sırbistan’ın Sancak bölgesindeki yiğit Boşnak ve Türk kardeşlerimizin Ankara ile omuz omuza durması...
Bütün bunlar, Yeni Türkiye’nin vizyonudur!
Bu, lider ülke olmanın, "Ümmetin Umudu" olmanın sahadaki tecellisidir.
Kathimerini'nin analizindeki en can alıcı ve en sefil yer ise Batı Trakya ile ilgili olan kısım.
Adamlar diyorlar ki;
"Türkiye’nin Balkanlar'daki bu stratejisi, Yunanistan'ın kendi deneyimlerinden bildiği Batı Trakya'daki uygulamalara benziyor. Müslümanları şekillendirip kültürel bir alan yaratıyorlar..."
Siz önce Batı Trakya’daki Müslüman Türk azınlığa yaptığınız zulmün, gasbettiğiniz müftülük haklarının, tabelalarından "Türk" kelimesini söküp attığınız derneklerin hesabını verin!
Kendi ülkenizdeki Müslümanlara nefes aldırmamaya çalışırken, Türkiye’nin Balkanlar'da dindaşlarına ve soydaşlarına sahip çıkmasını "Avrupa Birliği (AB) entegrasyon süreçlerinde kırılmalara yol açabilir" diyerek Batı'ya şikayet etmeye kalkıyorsunuz.
Sizin o "AB entegrasyonu" dediğiniz şey, Balkanlar'ı Müslüman ve Türk kimliğinden koparıp, Hıristiyanlaştırma projesinden başka nedir ki?
Türkiye, Sayın Erdoğan’ın liderliğinde ezberleri bozdu.
Artık savunmada değiliz, masada da sahada da oyun kurucuyuz.
Balkanlar bizim arka bahçemiz değil, ecdadımızın bize emaneti, gönül coğrafyamızın ta kendisidir.
Yunanistan paniklemekte haklı.
Çünkü artık karşılarında onlardan icazet bekleyen eski Türkiye yok;
İHA'sıyla, SİHA'sıyla, diplomasisiyle ve arkasına aldığı milyonlarca soydaşının duasıyla gümbür gümbür gelen, küresel bir aktör var!
Allah'a emanet olun ...