‘Sözde’ medeni Avrupa’da kurumsal Haçlı zulmü!
‘Sözde’ medeni Avrupa’da kurumsal Haçlı zulmü!
MUSTAFA CEYLAN
Her fırsatta bize insan hakları, demokrasi, özgürlük ve inanç hürriyeti pazarlayan o “tek dişi kalmış canavar” Avrupa’nın maskesi bir kez daha düşüyor.
Mesele İslam ve Müslümanlar olunca, o dillerinden düşürmedikleri insan hakları beyannamelerini nasıl ayaklar altına aldıklarını, Haçlı zihniyetinin kodlarının o kravatlı, modern görünümlü devlet dairelerinde nasıl tıkır tıkır işlediğini artık sağır sultan bile duydu.
Georgetown Üniversitesi’nden Prof. Dr. Farid Hafez adında namuslu bir akademisyen çıkmış ve bu sözde medeni kıtadaki kokuşmuşluğu, devlet eliyle yürütülen o sistematik İslam düşmanlığını yüzlerine çarpıvermiş.
Hafez’in tespitleri çok net ve bizim yıllardır bu köşeden haykırdığımız gerçeğin akademik bir tescili niteliğinde.
Avrupa’da İslamofobi, sokaktaki üç beş dazlağın, birkaç faşist serserinin bireysel nefreti filan değildir!
Bu nefret, bizzat devlet politikalarıyla kurumsallaştırılmış, yasalarla koruma altına alınmış resmi bir zulüm mekanizmasıdır!
Özellikle Almanya’nın ikiyüzlülüğüne dikkat çekiyor.
Neymiş efendim, Almanya’da Müslüman karşıtı ırkçılığın bir türlü kabul görmemesinin sebebi ülkenin o meşhur Holokost geçmişiymiş!
Alman siyasi aklı "Bir daha asla" üzerine kuruluymuş da, eğer bugün ülkelerinde büyük bir ırkçılık olduğunu kabul ederlerse, geçmişteki o korkunç soykırım günlerinin hortlayacağından korkuyorlarmış.
Sevsinler sizin siyasi bilincinizi!
Yahudilere yaptıklarının utancını bir kalkan gibi kullanan Almanya, “Bizde artık ırkçılık bitti” masalı okuyarak, bugün göz göre göre Müslümanlara karşı sergilediği faşizmi ve ayrımcılığı örtbas etmeye çalışıyor.
Kendi kanlı geçmişleriyle yüzleşemeyenler, bugün faturayı Avrupa'nın göbeğinde alnı secdeye giden Müslümanlara kesiyor.
Bir de Fransa gibi, laikliği bir din düşmanlığı sopası olarak kullanan devletler var tabii.
İşlerine gelince "Bizim İslam diniyle bir derdimiz yok, sadece radikallerle, ayrılıkçılarla mücadele ediyoruz" derler.
Küba'ya demokrasi götürmek bahanesiyle dünyayı kana bulayan zihniyetin bir başka versiyonu!
Güya "terörle savaş" kılıfı altında, "güvenlik" yalanıyla neler yapıyorlar bir bakın.
Başörtülü bacılarımızın okullara girmesi yasak, devlet dairelerinde çalışması yasak!
Müslümanların kurduğu sivil toplum kuruluşları, dernekler, vakıflar birer birer kara listelere alınıyor.
Hepsini potansiyel bir suçlu, birer tehdit gibi görüp gözetim altında tutuyorlar.
Sivil alanda Müslümanların nefes almasını, organize olmasını, hak aramasını engellemek için ellerinden gelen her türlü devlet terörünü estiriyorlar.
Açıkça "İslam’ı yasaklıyoruz" diyemeyecek kadar ikiyüzlü oldukları için, fiiliyatla Müslümanı toplumdan tecrit ediyor, kamusal alandan kazıyıp atmak istiyorlar.
Ey Müslümanlar, uyanın!
Karşımızda bireysel önyargılarla hareket eden cehalet kurbanları yok.
Karşımızda yasalarıyla, istihbaratıyla, eğitimiyle İslam’ı ve Müslüman varlığını Avrupa'dan silmeye yemin etmiş, İslamofobi’yi devlet dairesinde kurumsallaştırmış modern Haçlılar var.
Biz kendi değerlerimize, kendi derneklerimize, inancımızın izzeti ve şerefine sahip çıkmadıkça, bu ikiyüzlü Batı'nın çarkları Müslümanları ezmeye devam edecektir.
Avrupa'nın insan hakları masallarına aldanmayı bırakıp, saflarımızı sıklaştırmanın vakti gelmedi mi?
Allah'a emanet olun ...