“Havuz medyası” mı!? Güldürmeyin beni..
Batı tarafından fonlandığı ortaya çıkan medyanın, ne ironiktir ama “yandaş” ya da “havuz” olarak nitelendirdiği medyada kronikleşen bir sorunu var..
“Havuz” ya da “yandaş” yakıştırmasının hakkını verememek gibi ciddi bir arıza var.
Fonlu beslemelerin “yandaş”ın hası olarak yaftaladığı Y gazetesi, CHP’li X belediye başkanın skandalını yakalıyor..
Öyle böyle değil ama..
Yolsuzlun belgelerini, tanıklarını, aklınıza ne gelirse işte..
Her şeyi ifşa eden şahane bir haber yapıyor.
Bir sonraki gün yer yerinden oynaması lazım değil mi?
Taraflarla görüşüp devam haberi yapılması..
Bir sonraki gün savcılık boyutunun irdelemesi..
Skandalın günlerce gündemde tutulması lazım gelmez mi?
“Havuz”luk bunu gerektirmez mi?
“Mesela” mı?
Anlatalım efendim hemen..
Akit Gazetesi, CHP’li Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in yaşadığı Neptün Yalıevleri Sitesinin kaçak su kullandığını, sitenin havuzunun bu suyla doldurulduğunu, peyzaj sulamasının da yine aynı şekilde yapıldığını haberleştirdi.
9 sütuna manşet yaptık!..
CHP’nin üzerine karabasan gibi çöken muhabirimiz Zekeriya Say günlerce araştırdı..
Yetmedi, kaçak su tespiti yapan belediye personelinin hazırladığı tutanağı bile buldu..
O personelin CHP’li belediyeden kovulduğu dahi deşifre etti.
Manşet üstüne manşet yaptık..
Peki sonuç?
Hiç..
Hiç işte..
CHP’nin sözde dürüst, sözde haysiyetli, sözde tarafsız medyası kulağının üzerine yattı.
Onların bu tavrı normal tamam da..
Ya “havuz”, “yandaş” yakıştırması yaptıkları medyaya ne demeli?
Onlardan da ses çıkmadı..
Yahu bir günlüğüne “havuz”luğun hakkını verin bari değil mi?
Yok..
Tık yok kimsede..
Bizim haberi niye köpürtmüyorsunuz demiyorum..
Başka bir şeyi söylüyorum!..
Yerli ve milli medyamızda bir başı boşluk olduğuna, muazzam bir gücün parçalara bölünerek dağıtıldığına dikkat çekmek istiyorum.
Bir örnek daha..
Sabah Gazetesinin tecrübeli muhabiri Muhammet Uzun, CHP’li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun lüks makam araçları şöyle dursun, artık makam gemisi kullandığını deşifre etti.
Hangi gün, nereden, saat kaçtı binip, nereye gittiğini ortaya çıkardı..
Ve hatta bu seyahatlerin İstanbulluya olan maliyetini dahi belirledi.
Böyle bir rezalet AK Partili belediyede yaşansa..
CHP, İP, HDP birlik olur mecliste soru önergesi verirler...
Yetmedi bazı AK görünümlü eziklerimizi bile peşlerine takar eylem yaparlardı.
Konuyla alakası dahi olmayan TTB’yi, İstanbul Barosunu, TGC’yi bile konuştururlardı.
Ben Akit TV’de söyledim, bir iki gazetede ufak tefek haber oldu, A Haber üzerine gitmeye çalıştı, birkaç yazar arkadaş değindi ama sonrası gelmedi..
Önceki gün CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Cemal Kaşıkçı davasının Suudi Arabistan’a nakli üzerinden açtı ağzını yumdu gözünü..
“Utan Türkiye’nin onurunu gömdün” dedi..
Medyası köpürttükçe köpürttü..
Oysa aynı CHP’nin, 1995’te Irak’ın İstanbul’daki konsolosluk binası önünde eylem yapan 2 Türkü katleden konsolosluk çalışanını, birkaç varil petrol için nasıl Irak’a gönderdiğini kimse söylemedi..
Akit önceki gün “Davasını satmayı en iyi CHP’liler bilir” haberiyle skandalı ifşa etmişti.
Ama “havuz” denilen medyamız bu meselenin üzerine gitmedi.
Herifler öyle bir şebeke kurmuş ki..
Yalanı birinci gün Sözcü, Cumhuriyet, FOX, Halk TV ve diğer bileşenler dolaşıma sokuyor..
İkinci gün Karar, Birgün ve Milli devreye girip devam ettiriyor..
Üçüncü gün Yeniasya arkadan nal topluyor gibi görünse de, yalanı gündemde tutuyor.
Beslenen yüzlerce irili ufaklı internet sitesi, İBB’nin maaşlı Youtuberları, sosyal medya eşkıyalarını saymıyorum bile..
Biz ise bin bir çabayla ele geçirdiğimiz, soygunu, hırsızlığı, terörle ilişkiyi ortaya koyan belgeleri dahi dolaşıma sokmakta zorlanıyoruz.
Herkes kendi bahçesinde eşeleyip duruyor.
Öyle büyük bir gücü heba ediyoruz ki..
Vebal altındayız!..
Gelecekte çocuklarımızın, “Başkan Erdoğan ve yol arkadaşları canları pahasına milli bir siyaset, yerli ve milli bir ordu tesis etti ama yerli ve milli medyanın zafiyeti yüzünden algı operasyonlarına yenik düştü” diyebilirler.
Bu tehlike mevcut!..
Açık ve net konuşuyorum..
2023 seçimlerinin sonucunu icratlar ve asrın projelerinden ziyade, algı operasyonları belirleyecek..
Ülkeyi müstemleke kafasıyla esir almak isteyen zihniyet, hizmet ya da icraat bilmiyor ama algıyı yönlendirmeyi çok iyi biliyor.
Ne diyor Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, “Biz yeter ki bir olalım, iri olalım, diri olalım, hep birlikte TÜRKİYE olalım... Allah’ın izniyle aşamayacağımız engel yoktur.”
O sebeple biz de yerli ve milli medya unsurları olarak, bir olursak bu operasyon çetelerinin de üstesinden geliriz.
Selâmetle.







