--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yeni Nesil Ülkücüler

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak

Okuyan, düşünen, araştıran ve yazan genç kalemlerden değerli dostum Hakan Boz birkaç gün önce bana iki kitap gönderdi. İlki; kendi editörlüğünde kabiliyetli bir grup yazar kadrosuyla kaleme alınan ve Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri olan sözde “Ermeni Soykırımı” konusunda karanlıkta kalan pek çok konuya bilgi ve belgelerle ışık tutan bir çalışma. Yüzüncü Yılında Ermeni Meselesi “İddialar, Yalanlar, Gerçekler” adlı 633 sayfalık bu eseri halen okuyorum. Nasip olursa tamamladığımda değerlendirmemi sizinle paylaşacağım.

İkinci kitap ise yakın siyasi tarihimizin en önemli olaylarında belirleyici güçlerden biri olarak bilinen  “Ülkücü Hareket” üzerine söyleşilerden oluşan ve Ülkücüleri farklı yönleriyle ele alarak, hareketin sorunlarını eleştirel bir yaklaşımla açıklamaya çalışan önemli bir çalışma. Editörlüğünü İkbal Vurucu ve Fırat Kargıoğlu’nun yaptığı bu kitabın giriş bölümünde yer alan şu tespitlerini gerçekçi ve çok anlamlı buluyorum:

“Ülkücü Türk Milliyetçiliği tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar heyecansızlık, bitkinlik, yorgunluk, amaçsız, boşvermişlik içinde bulunmaktadır. Ülkücü hareketin tarihine yakışmayan bu durumun bir değil pek çok sebebi bulunmaktadır. MHP’nin yönetim sorunları yanında ideolojik alandaki tıkanma, kendini geliştirememe, çağa ayak uyduramama, ülküyü içselleştirememe gibi birçok eksiği, sorunun kaynakları arasında sayabiliriz….” 

Keşke bu çalışma öncesinde Ülkücü Hareket’in dünden bugüne ve hâlihazırdaki durumunu analiz eden, paradigmalarını araştıran bir çalışma yapılabilseydi. Bana göre Ülkücülerin bugününü değerlendirmeden önce “12 Eylül askeri darbesi öncesi Ülkücü Hareket, 12 Eylül sonrası değişimi yaşayan Ülkücüler” tartışmaya ve yoruma muhtaçtır. 

Çünkü 12 Eylül ihtilali Türk siyasi hayatında bir dönüm noktası olmakla beraber ideolojik hareketleri değişim ve dönüşüme zorlayan fikri bir darbedir. Darbe öncesi Ülkücü gençliğin Türkiye siyaseti üzerindeki kanaatleri ve beklentileri, tarumar olmuş ve değişime yöneliş başlamıştır. O günden bugüne Ülkücü camiada yaşananlar bu gerçeği göstermektedir.

FARKLI BAKIŞ AÇILARI, FARKLI DEĞERLENDİRMELER, ELEŞTİRİLER…

Yakın zamanda piyasaya sunulan “Yeni Nesil Ülkücüler” adlı kitaptan da anlıyoruz ki; “düşünme, araştırma ve sorgulama. İtaat et” şeklindeki telkin ve dayatmalarla sürdürülmek istenen ‘Biat Kültürü’ne karşı çıkan, parti ve Ülkü Ocakları’nın hiyerarşisi dışında kalarak ahlaki ve düşünsel ilkeler etrafında bütünleşmek isteyen yeni bir Ülkücü gençlik var. 

Türkiye ve dünya gerçeklerini içeren sosyolojik gelişmeleri sağlıklı bir şekilde okuyan ve okuduklarını bir düşünce sistematiği çerçevesinde analiz ederek kendi eylemlerini, düşünce ve davranışlarını kendileri belirlemek istiyorlar. Fikir dünyasını yeniden formatlamak isteyen bu gençlik, kendilerini “davanın vazgeçilmezleri” olarak görenlere teslim olmayı reddediyorlar.

Çünkü onlar “Her şeyi ben bilirim. Bana itaat eden ya dışlanır ya ihraç edilir” gibi oportünist bir anlayışla yönetilen Bahçeli’nin MHP’si ile onun güdümündeki Ülkü Ocakları’nın Ülkücülerin bir umudu olma potansiyelini taşımadığına inanıyorlar. 

Kitabın önsözünde yer alan  “Ülkücü hareketin en frenleyici ve kısırlaştırıcı özelliği eleştiri ve öz-eleştiriye olan kapalılığıdır. Eleştiri ve öz-eleştirinin ‘hainlik’ ve ‘fitne’ olarak görüldüğü siyasi ve entelektüel harekette en ufak bir gelişme dahi beklenmemelidir” görüşü Yeni Nesil Ülkücülerin görece daha bağımsız hareket etmeyi tercih etmelerinde etkili oluyor. Bu bağımsız tavra rağmen “gruplar arasındaki ayrılık fikri değil fikrin gerçekleşmesi için uygulanacak yöntemin seçilmesi konusunda yaşanıyor.”

Elbette Ülkücü camiayı sadece MHP ve Ülkü Ocakları’ndan ibaret kabul edip yorumlamak yanlış olur. BBP ve Nizami Alem Ocakları ile her ikisinin dışında kalan ve büyük bir kitle olan Ülkücülerin de hesaba katılması gerekir. Eğer; MHP ve BBP ile onların gençlik yapılanmaları olan Ülkü Ocakları ile Alperen Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı (eski adı: Nizam-ı Âlem Ocakları), teşkilatlanma mantığını güncelleştirmiş olsaydı, modernleşme arzusu ve sosyal medyanın sağladığı özgürlük üzerinden Yeni Nesil Ülkücülerin sergilediği profil ile potansiyel ayrışmalar ve arayışlar yaşanmazdı. Ama maalesef zamanın ruhunun “Yeni Nesil Ülkücüleri” nasıl etkileyeceği bu parti ve kuruluşlar tarafından fark edilemedi ve Ülkücü gençlik doğru organize edilemedi. 

MHP’nin ve BBP’nin siyasette güçlü bir varlık gösterememesi ile son yıllarda (bilhassa 1 Kasım seçimlerinde) AK Parti’ye her iki partinin tabanından ciddi bir kayma yaşanıyor. Bunun sebebi de yukarıda sıralanan eleştirilerdir. 

Ayrıca; Ülkücü-Milliyetçi çizgideki partilerde ve onların gençlik kolları olarak faaliyet gösteren teşkilatlarda dünya ve Türkiye’de yeni oluşan şartlar nazari dikkate alınmadan merkezi yapıdaki statükoculukta ısrar edildi.  “Yeni Nesil Ülkücüler” ise dayatmacı geleneksel anlayışların ötesine geçmeyi ve yeni bir bakış acısını ortaya koymayı hedefliyor. 

Bana göre “Yeni Nesil Ülkücüler” adlı kitap bu amaçla hazırlanmıştır. Bu kitap beraberinde tartışmaları getirecek yeni arayış ve yönelişlerin şekillenmesine önemli katkı sağlayacağı inancındayım. Unutulmasın ki; her dönem kendi şartlarında sosyolojisini oluşturur.  Bu kitaptaki röportajlar bir deneyim, tecrübe ve birikimin sonucu oluşu bakımından önemlidir ve okunmaya değerdir. 

Emeği geçenleri kutluyorum. Ülkücü gençliğin karşılıksız mücadelesi üzerinden siyasi ikbal peşinde koşanların aklını başına almalarına vesile olması dileğiyle …

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle