THY - Yeni Havalimanı Promosyon - Ankara

Türkiye bir müstemleke ülkesi olmadığı gibi ABD’nin de bir eyaleti değildir!

04 Ağustos 2018 Cumartesi

Çeşitli bahaneler üzerinden ABD’nin icat ettiği krizler, Türk - ABD ilişkilerini geri dönüşü olması çok zor bir sürece sürüklüyor.

Rahip Brunson ve S-400 krizleri nedeniyle yaptırım uygulamakla tehdit eden ABD, İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu ve Adalet Bakanımız Abdülhamit Gül’ü hedef alan hamlesiyle ilk adımı atmış oldu.

Dünya basınında “Türk - ABD savaşı” başlığıyla manşetlere taşınan kriz, dünya başkentlerindeki siyasi kulislerin de gündeminde olmaya devam ediyor. 

ABD Hazine Bakanlığı’nın skandal yaptırım kararı, tek kelimeyle hukuk dışı bir davranış olduğu gibihaydutluğun bir ifadesidir. 

Bugün ülkemize yönelik tehdit ve sürdürülen baskılar, Türkiye’yi yeniden kendi eksenlerine çekme ve geri adım atmaya zorlayan operasyonlardır.

Geçmişte dış güçlerin yönlendirdiği vesayetçi güçlerin baskıları yüzünden milli iradeyi temsilde acziyet gösteren siyasiler ve o siyasilerin iktidarlar dönemlerinde egemen güçler, ülkemizi kendi kontrollerinde tutmuş olsalar da bugün çok şükür o dönem kapanmıştır. 

Yeni sistemiyle Türk devleti, her türlü iç ve dış ihanet şebekelerine rağmen başarıya ulaşma azim ve kararlılığın merkezi olarak ülkenin önüne yeni ufuklar açan yeni bir dönüme girmiştir. 

Devlet Başkanımız Sayın Erdoğan’ın öncülüğünde Türk Milleti; emperyalist güç odaklarının her türlü baskı ve entrikaları ile tehditlerine rağmen hür ve bağımsız yaşama iradesini ortaya koymuştur.

Herkes bilsin ki; Türkiye Cumhuriyeti müstemleke bir ülke olmadığı gibi ABD’nin de bir eyaleti değildir.

Ve yine unutulmasın ki; Türk milleti kadim bir millettir ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti de o kadim milletin onuru ve şerefidir. 

Ona yönelmiş her türlü tehdit, şantaj, baskı ve yaptırım asla kabul edilmez. 

Türk Milleti ve devletine ihanet karşılıksız kalmadı, kalmaz ve de kalmayacaktır.

‘BÜYÜK DEVLET’ 

KİMDİR? 

Emperyalist kafalar ve onların yönettiği ülkeler güce tabanlardır. 

Ekonomik ve askeri üstünlükleri üzerinden hareket ederek “Büyük Devlet” olduklarını ve herkesi güce dayalı bu ‘Büyük Devlet’e boyun eğmeye zorlarlar. 

Bu güç karşısında diz çökmeyen ve teslimiyeti kabullenmeyen devletler ile siyasi liderler cezalandırılır. 

Onlar, bu cezalandırmaya terbiye diyorlar.

‘Siyonist gizli güç odakları’nın emrindeki ABD’nin yöneticileri de aldıkları emirler doğrultusunda Türkiye’yi terbiye etmeye kalkışmışlardır.

FETÖ ve PKK terör örgütleri üzerinden başlayan bu terbiye etme ve hizaya çekme girişimi, şimdilik ekonomik ve siyasi alanda devam ettiriliyor.

ABD, “Ben büyüğüm ve güçlüyüm bana uyacaksın” dayatmasındaki ısrarını sürdürüyor. 

Hâlbuki “Büyük Devlet” olmanın ekonomik, askeri veya coğrafi büyüklük ile tanımlanması hakikat acısından doğru değildir.

‘Büyük Devlet’ , uluslararası hukuk çerçevesinde hareket etmeyi, yapılan anlaşmalara bağlı kalmayı, adalet ve milletlerin egemen haklarına saygılı olmayı gerektirmektedir. 

ABD istediğini elde etme konusunda, karşılıklı hak ve hukuk çerçevesinde uzlaşma yerine zorla almaya kakışan hukuk dışı dayatmacı ve baskıcı bir anlayışı ‘büyüklüğün gereği’ olarak görüyor. 

Kısacası ABD, ahlak ve evrensel değerler üzerinden değil, baskı, işgal ve savaşlarla ‘Büyük Devlet’ olmayı her kese kabul ettirmeye uğraşıyor. 

MUTEKABİLEN 

MİSİLLEME YAPILMALI 

Bakanlarımız Sn. Süleyman Soylu ve Sn. Abdülhamit Gül’e yönelik ABD’nin yaptırım kararları, hem milli onurumuza hem de yargımıza bir hakaret edilmiş olmanın yanında egemenlik haklarımıza bir saldırıdır. 

Türk Milleti ve devletinin egemenlik haklarına, birlik ve beraberliğine ve itibarına müdahale etmek hiçbir ülkenin olmadığı gibi ABD’nin de ne hakkıdır ne de haddidir. 

Devlet Başkanımız Sayın R. Tayyip Erdoğan’ın öncülüğündeki Türk hükümetinin sert cevabı ile TBMM’deki dört partinin ortak açıklamayla tepki gösterilmesi elbette önemli bir gelişmedir. 

Ancak, bu tepkilerle mesele asla geçiştirilmemeli. 

Türkiye, mütekabiliyet esasına göre hiç vakit geciktirilmeden mutlaka misillemede bulunmalıdır. 

 

YORUM YAZ

  • MehmethanMehmethan3 ay önce
    Yazara da , Mesut beye de katılıyorum.. tebrikler, selâmlar
  • Mesut SarpMesut Sarp3 ay önce
    Mütekabiliyet esasına göre misillemelerdahi yetmez. Cünki ABD Türkiyede defaten askeri darbeleri ve hatta son FETO darbesi dahil yaptırmıştır. Bu saatten sonra Reiz ve hükümet Amerikaya yaranamaz. İlişkilerimiz Amerikayla sadeleştirilip Türkiye dünyada kendi yerini almak zorundadır