--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sıra, Akılcı İcraatlarla Zaferi Taçlandırmakta...

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak

Aziz Milletimiz % 85.5 rekor katılım oranıyla AK Parti’yi açık ara bir farkla tekrar tek başına iktidara taşıyarak üzerine düşeni yaptı. Dünya siyasi literatüründe bunun adı “Sandık Devrimi ve Zafer”dir. Bu zafer sadece bir iktidar zaferi değil, bir değişim ve öze dönüşün en güçlü ilanıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın koyduğu 2023, 2071 hedefleri artık hayal değil. “Eski Türkiye” bir kere daha tarihin çöp tenekesine atıldı ve “Yeni Türkiye’nin İnşa Projesi”nin yolu açıldı. Bu seçim sonuçlarıyla emperyalist güçler ile işbirlikçilerinin “Yeni Türkiye Erdoğan’ın hayalidir” iddiaları suya düştü ve “Yeni Türkiye”ye projesine bu desteğiyle Türk milleti onay verdi.

Bu zaferi AK Parti hak etmişti. Çünkü 7 Haziran 2015 Genel Seçim sonuçlarını kabul ederek bir yandan en büyük parti olarak ülkenin hükümetsiz kalmaması için ciddi bir mücadele verirken diğer yandan seçim sonuçları ile yetinmedi ve sonuçlar üzerinden yanlışlarıyla yüzleşerek seçmenin uyarılarını tartışmaya açtı. “Nerelerde yanlış yapıldı?” sorularına cevap arandı ve seçmeni değil kendini sorumlu tuttu.

Yanlışlarını düzelterek aday listesini ve kadrolarını yenileyerek kuruluş amaç ve hedeflerine geri döndü. AK Parti kadroları “ilk günkü heyecanla haydi bismillah” diyerek yeni bir öz güvenle çok ciddi bir seçim kampanyası yürüttü.

MUHALEFET CEPHESİ YANLIŞLARIYLA YÜZLEŞMELİ…

AK Parti’ye kitlesel yönelişin en önemli sebeplerinden biri de muhalefet cephesinin beceriksizliği ve 7 Haziran sonuçlarını iyi okuyamamaları ile sorumluluktan kaçmaları oldu. “Demokrasilerde iktidar kadar muhalefet de sorumludur” bilinci içinde hareketle hükümet alternatifi projeler muhalefet partileri tarafından geliştirilemedi. Hedeflerine halkın seçtiği Cumhurbaşkanı Sayın R.Tayyip Erdoğan’ı aldılar. Sermayeleri, suçlama, küfür ve hakaret oldu ve halka güven veremediler. 

Sonuçta… AK Parti zafer kazandı. CHP bir varlık gösteremedi. Bahçeli’ye bu sefer millet “Hayır” dedi. Kürt Milliyetçiliği yapan ve bölücü ihanetin borazanı HDP’yi ise terör tokadı çarptı.

Eğer CHP ve MHP şartlar koşup koalisyona engel olmasalardı veya seçim hükümetine destek verip, sorumluluk alsalardı. HDP terörle arasına mesafe koyup, “Silahlı mücadeleye hayır, siyasi mücadeleye evet” diyebilseydi elbette bu hale düşmezlerdi.

Sözü uzatmaya gerek yok… Kılıçdaroğlu Sarayın altın kaplama klozetlerini  kafaya takıp, şaşkın ördek gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a saldırdıkça, Bahçeli, Saray ve 4 madde naraları atıp her şeye hayır dedikçe. HDP bölücü ihanete desteğini arttırdıkça ve F.Gülen, kumpaslar kurup hukuk dışı operasyonlara baş vurup beddualar ettikçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’na duyulan güven arttı ve AK Parti’nin oylarında büyük artış oldu.

EKONOMİ, KALKINMA VE VAATLER…

Hükümet gecikmeden kurulmalı. Hukuk devleti, Ekonomik kalkınma, Suriye krizinin etkileri, Bölücü terör ve F. Gülen Örgütü ile mücadele gibi çözüm bekleyen öncelikli sorunlar ele alınmalı. Bu sorunların çözümü yolunda mesafeler alınırken bizi gelecek yüz yıllara daha sağlıklı bir şekilde taşıyacak Başkanlık sistemi ve Yeni Anayasa, Türkiye’nin gündemine taşınmalı.

Ekonominin mimarlarının tam kadro olarak mecliste yer alması ümit vericidir. Hükümet ilk icraat olarak ekonominin taşıyıcı kolonlarına zarar vermeden kaynaklar üreterek vaatlerini mutlaka ve eksiksiz yerine getirilmelidir. Çünkü bu vaatler sosyal devlet ve sosyal adaletin bir gereği olarak halkımızı rahatlatacaktır.

Yabancı sermeye akışı için kolaylaştırıcı yasal düzenlemeler yapılarak yabancı yatırımlar teşvik edilmeli. Kalkınma hız kesmeden devam ettirilmeli ancak tüketen değil, üreten bir ekonomiye sahip olmak için orta ölçekli sanayi desteklenerek ağır sanayiye dönüştürecek hamleler başlatılmalıdır. Halkımızın kahır ekseriyetinin beklentileri bu yöndedir.

ELDE EDİLENİ KALICI KILMAK!..

Bütün algı ve çelme operasyonlarına rağmen elde edilen bu sonuç hiç şüphesiz büyük bir başarıdır. Demek ki; diklenmeden dik durmanın bir karşılığı varmış.. Ancak o, başarıyı korumak ve o zaferi devrime dönüştürmek asıl hedef olmalı. Yani geçmişi değil geleceği konuşmalıyız. Bu gerçekten hareketle şimdi sıra; halkımızın verdiği bu büyük destekle bismillah deyip akılcı icraatlarla bu zaferi taçlandırmaya geldi. Aksi halde “bu millet verdiği desteğin hakkını vermeyeni cezalandırır” gerçeği tezahür eder.

Başbakan Prof. Dr. A. Davutoğlu’nun balkon konuşmasında verdiği mesajlar doğrultusunda rehavete kapılmadan ve hiç kimseyi ötekileştirmeden, sevinci, şımarıklığa dönüştürmeden daha uzlaşmacı ve hoşgörülü bir tavır içinde olunmalı. “Biz size karşı zafer kazandık” gibi kışkırtıcı, öfkelendiren ve nefret ettirten yerine “Kazanan Türkiye oldu, kazanan demokrasimiz ve kazanan hepimiz olduk” cümlelerini kurulmalı.

Çünkü her zamankinden daha çok birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var ve AK Parti aldığı bu halk desteğiyle çok daha sorumlu olduğu unutulmamalıdır. 

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle