--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Referandum ve ülkücüler

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak

Uzun ve yorucu olduğu kadar, zaman zaman da sertleşen görüşmeler TBMM’de tamamlandı. 

Artık söz milletin kendisinde.

Anayasa değişikliği teklifi hakkında TBMM’de grubu olan partiler ne düşünüyor? AK Parti ve MHP neden destek veriyor, CHP ve HDP neden karşı? Sorularının cevaplarını meclis görüşmeleri esnasında öğrendik.

Herkes safını belli etmiş ve bazı ortak cepheler oluşmuş bile. 

Şimdi ise milletin ne düşündüğünü referandumdan çıkacak sonuçtan öğrenmiş olacağız.

Birilerinin birileriyle beraberliği veya ortak cephede birleşmelerini anlıyorum ve normal karşılayabiliyorum. 

Amma, “Bu ülke ve milleti her şeyin üstünde seviyorum” diyerek idealist bir tavır takınan bir kesim ülkücülerin, siyasi ihtiraslar ve küçük hesaplara yenik düşmelerini anlayamıyorum. 

Burada tabii özellikle eleştirdiğim kesim, referandum sürecini parti içi hesaplaşmanın bir aracı olarak kullanan kesimdir. 

Bunlara ne anlatırsanız anlatın, bunlar, değişmez. Çünkü bunlar, Sayın Bahçeli’nin ‘müzmin’ muhalifleridir. 

Aralarında ikiye ayrılıyorlar. 

Bir kesim referandumu fırsat bilerek muhalefeti genişletmeyi amaçlıyor. Bir diğer kesim ise değişim ve dönüşüm ile yeniden yapılanmaya taraf olmakla birlikte ‘Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ için bazı maddelere itirazları olanlardır. 

SİYASİ İHTİRASLARA YENİK DÜŞMEK

Batılı emperyalist ülkelerin taşeronu olan bölücü terör örgütünün sözcüleri referandum için ‘HAYIR’ çağrısı yapmaktadır. 

PKK-PYD/YPG, DHKP-C ve FETÖ gibi terör örgütlerinin hamisi olan Almanya ve diğer AB üyesi ülkeler, ‘HAYIR’ kampanyalarına destek vermektedir.

Bunların amaçları ve hedefleri bellidir. Onları yorumlamaya bile gerek yok. 

Ancak, “Bahçeli karşıtı bir kesim ülkücüler”in de benzer çağrıları yapıyor olması tek kelimeyle utanç vericidir. 

Ülkemizde süre gelen siyasi istikrarsızlığı sonlandırmak, vesayetçi güçlerin dizginlerini çekmek adına başlatılan ‘yeniden yapılanma’yı, o bir kesim ülkücülerin engellemeye kalkışması ‘Ülkücü Hareket’ tarihinde bir kırılma noktasıdır. 

Gerekçesi ne olursa olsun, bu gibi kalkışmalar ve çağrılar, hem davaya, hem de davayı temsil eden siyasi harekete hatta bu ülke ve millete büyük zararlar vermiş ve vermektedir.

O bir kesim ülkücüler, ülkenin varlığı, ali menfaatleri ve geleceği söz konusu olduğu halde, maalesef hâlâ siyasi hesap içindedirler. 

Herkes bilmeli ki; yanlışlarda ısrarcı olmak, ideallerden uzaklaştırdığı gibi gelecek nesillerin tertemiz ümitlerini yıpratmaktadır. 

‘Hayır’ çağrısı yapan o bir kesim ülkücüler unutmasınlar ki, o şehitler, hiç kimsenin siyasi ihtiraslarını tatmin etmek için canlarını vermediler. Birileri genel başkan, başbakan veya bakan olsun diye o ülkücü gençler, zindanlarda gün saymadılar.

Onlar sadece inandıkları değerleri yüceltme adına yola çıktılar, “davam yücelsin” anlayışıyla inandıkları o yüce değerler uğruna can verdiler. Bunca çile ve cefaya katlandılar. 

Yine ‘o bir kesim ülkücüler’ bilsinler ki, bizi biz yapan değerleri yeniden ihya etme adına yola çıkanları engellemek için şer mihrakların başlattığı karalama kampanyalarına katılmak, dava adamına ve idealist ülkücüye yakışmaz.

BAHÇELİ’NİN KARARLILIĞI

O bir kesim ülkücüler, sadece AK Parti önerdiği ve Sayın Bahçeli desteklediği için, ‘HAYIR’cılar cephesinde yer alıyorlar. 

Ama Sayın Bahçeli liderliğindeki MHP ve Ülkü Ocakları, o bir kesim ülkücülere rağmen büyük bir kararlılıkla destek verdi vermeye de devam ediyor.

Sayın Bahçeli “Ya onurlu ve huzurlu bağımsız bir millet olarak yaşayacağız. Ya da küresel oyunlara boyun eğerek bölünme ve parçalanma oyununa düşeceğiz” diyerek, 15 Temmuz sonrası yürüttüğü yapıcı siyasetin gerekçesini özetlemiş oldu. 

O bir kesim ülkücülere çağrım şudur:

Birlik beraberlik dağılmadan, herkes kendi şahsi öfkesinin peşine düşmeden, Türkiye’ye karşı sürdürülen asimetrik savaş ve kuşatmayı kırma adına “Güçlü Türkiye İçin Büyük Adım” anlayışıyla hazırlanan ‘Cumhurbaşkanlığı Sistemine’ EVET diyerek hem oyuna gelmeyelim, hem de o büyük oyunu bozalım.

 

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle