--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Putin, ülkesinin çıkarlarını heba etmemeli...

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak

Rusya ile Türkiye arasında 25 yıldan beri ekonomik, siyasi, ticari ve enerji alanlarındaki ilişkiler olumlu yönde seyrediyordu. Rus askeri jetlerinin sınırlarımızı ihlali sonrası bir Rus jetinin Türk askeri jetleri tarafından düşürülmesinden sonra bu ilişkiler ve var olan bağlantılar çok ciddi anlamda zarar görmeye başladı. 

Uluslararası hukuka göre suçlu görülen Rusya, bir cinnet hali içinde başlattığı düşmanca tavrını ısrarla sürdürüyor. Sınırlarımızı ihlal eden taraf olmasına rağmen Putin’in ‘özür ve tazminat’ talebinde bulunması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşme tekliflerini reddederek telefonlarına dahi çıkmaması kelimenin tam anlamıyla bir külhanbeylik taslamasıdır. 

Onurumuzu, gururumuzu ve egemenlik haklarımızı Rusya ile var olan ticari ilişkilere kurban etmeyecek kadar şerefli ve izzetli bir millet olduğumuzu Sayın Putin, tarihi irdeleyecek olursa görecektir. Özür dilemek bir erdemliktir. Ancak o erdemliği göstermesi gereken Rus tarafıdır. Çünkü uyarılara rağmen sınırlarımızı ihlal eden Rusya’dır. 

Olayın sonuçlarından çok sebeplerine bakmak gerekir. Türkiye görevini yapmıştır ve devlet olmanın gereğini yerine getirerek angajman kurallarını uygulamıştır.  

“Biz hem ihlal ederiz hem de özür diletiriz, biz Rusya’yız ve ben Putin’im” şeklinde kabadayılığa soyunmak ve efkâr-ı umumiyeye karşı güç gösterisinde bulunmak Rusya’ya ve Putin’e hiç yakışmamıştır. 

Dünya kamuoyu bu olayla, hem Recep Tayyip Erdoğan’ın, Putin gibi egolarını tatmin edecek kadar basit ve sıradan bir insan olmadığını hem de Türkiye’nin, Rusya gibi sorumsuz, saygısız ve şımarık bir kılığa bürünmediğini görmüştür. 

Elbette Rusya ile ilişkilerimizin bu duruma gelmesini istemezdik ama gelişmelerin seyri bizi istemeyerek de olsa buraya taşıdı. 

ÇÖZÜM İÇİN ÖNEMLİ ADIMLAR 

Türkiye olaydan hemen sonra diplomatik kanallardan Rusya’yı ve NATO’yu başta olmak üzere bilgilendirmiş ve olayla alakalı bilgi ve belgeleri dünya başkentlerine servis etmiştir. Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan,  Paris’teki zirvede dünya liderlerini bir kere daha bilgilendirmiş ve Putin’e görüşme teklifini tekrarlamıştır. 

Başbakan Sayın Davutoğlu önce Brüksel’de AB yetkilileriyle ardından NATO Genel Sekreteriyle bir araya gelerek önemli görüşme ve temaslarda bulundu. Kısacası dünya kamuoyu ve siyasi başkentler haklılığımızı kabul etmektedir. 

Putin, Türkiye’nin bölgesel gücünü ve önemini hesaba katarak hareket etmezse, ülkesini felakete sürükler. Türkiye başka ülkelere benzemez. 1.3 milyonluk güçlü ordusuyla, düşman saldırılarını önleyecek ve karşı koyacak silah gücüyle aynı zamanda bir NATO ülkesidir. 

Putin, kendi kurnazlığına güvenerek kurguladığı oyuna konsantre olmuş durumda. Ama bu tutumun Rusya’ya ve Rus halkına hiçbir faydası yok. Aksine çok büyük zararı vardır. 

Mısır’da bir yolcu uçağının düşürülmesinden sonra Türk jetleri tarafından bir askeri uçağın ve ardından Türkmen savaşçılar tarafından bir helikopterin düşürülmesiyle ciddi prestij kaybeden Putin, kaybolan prestijini geri almak ve kinini bertaraf etmek için intikam duygusuyla hareket ediyor. 

Yersiz gurur ve manasız kibir Putin’i yanlışlara itiyor. Askeri üstünlüğünü hesap ederek, Türkiye üzerinden Suriye’deki askeri varlığını ve bölgedeki etkinliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Bunu Türkiye ile restleşerek değil anlaşarak yapmayı hedeflemeli. Aksi takdirde Türkiye ile ilişkileri bozulan Rusya sadece ülkesini ve halkını temsil gücü kalmayan Şam yönetimi üzerinden bölgede kalıcı olamaz ve emellerine ulaşamaz. İkinci bir Afganistan hezimeti yaşar ve büyük kayıplarla geri çekilmek zorunda kalır.  

Putin, bu gerçekleri iyi düşünmeli ve kuralsız tavrından ve krizi tırmandıran çıkışlarından vazgeçmelidir. Çünkü Türkiye’nin Rusya’ya karşı hasmane bir tutumu söz konusu olamaz. Karadeniz tarafından defalarca ihlaller yaşanmış olmasına rağmen sadece kınama ve uyarılarla geçiştirilmiştir. Ama burası Suriye sınırı ve Türkiye’nin bu bölgede bir uçağı düşürüldü. 2012’den bu yana karadan ve havadan angajman kuralları uygulanıyor. 

Putin, Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan’ın teklifini kabul ederek, görüşmeler yoluyla sorunun çözümü konusunda karşılıklı adımların atılmasının önünü açmalıdır. Paris zirvesi bu konuda iyi bir fırsattı ama bu fırsatın her iki ülke için hayra dönüştürülmesini Putin engelledi. 

Rusya, öncelikli olarak Türkiye’yi ciddiye almalıdır. Türk işadamlarına ve Rusya’daki Türk vatandaşlarına yönelik insanlık dışı davranışlara son vermelidir. ‘Özür ve tazminat’ takıntısında ısrar yerine bir uzlaşma zemininde çözüm aramalıdır. 

Dünya kamuoyu; “Rusya’nın Türkiye’ye yönelik ekonomik yaptırımlarının kapsamı ne olacak? Rusların Türkiye’ye ve Türklere bakışı değişecek mi? İki ülke arasındaki tansiyon düşecek mi?” gibi soruların cevabını merakla bekliyor.

Bu soruların cevaplanması, Türkiye konusunda empati kurarak geri adım atması gereken Putin’e bağlıdır. Eğer Putin, devlet adamlığına yakışır bir tutumla gerçekleri görür de olması gerekeni yaparsa, yukarıdaki sorulara cevap aramadan Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler yeniden eski durumuna dönecektir.

Ankara elinden geleni yapmıştır ve yapmaya hazır olduğunu bildirmiştir. Şimdi sıra Moskova’da…

Türkiye tüm bu dengeleri ve pazarlıkları kararlı bir diplomasiyle takip etmeli ve haklarını korumalıdır. 

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle