THY- Noukşot

NATO, müttefiklerimiz ve güvenirlik

14 Temmuz 2018 Cumartesi

Başkan Erdoğan, seçimler sonrasında ilk uluslararası temaslarını NATO liderler zirvesinde gerçekleştirdi.

Ayrıca Başkan Erdoğan’ın, bu zirveye yardımcısı ve yeni kabinedeki bazı bakanlarıyla katılması, NATO Zirvesi’ni ne derece önemsendiğini ortaya koydu.

NATO üyesi Devlet ve Hükümet Başkanlarının katılımlarıyla gerçekleşen zirvede, yeni bir sistemle ve yeni bir döneme başlayan Türkiye’nin izleyeceği dış politikaların neler olacağı en çok merak edilen konuların başında gelmekteydi.

Bu konuda işaretler vermesi için gözler Başkan Erdoğan’da idi.

Başkan Erdoğan ile heyeti, NATO ve NATO üyesi ülkelerin güvenirliği konusunda hâlâ endişeli olduklarını hissettiriyorlardı.

Çünkü, şimdiye kadar ne NATO ne de NATO içinde müttefikimiz olan ülkeler, sorumluluklarını yerine getirmemişlerdir. 

Hatta NATO’nun kuruluş felsefesi ve anlaşma metninin 4. maddesine aykırı hareketlerde bulunmuşlardır. 

SORUMLULUKLAR YERİNE GETİRİLMELİ

Başkan Erdoğan, her şeye rağmen kalabalık bir heyetle NATO Zirvesine katılmış ve üye ülkelerin, sorumlulukları çerçevesinde hızlı hareket ederek, Türkiye’ye daha güçlü bir destek vermeli” şeklindeki beklentilerini dile getirdi.

Zira bu beklenti, aynı zamanda anlaşmalardan doğan bir haktır. 

Türkiye sorumluluklarını yerine getiren ülkelerin başında gelmektedir. 

Ancak NATO ve müttefiklerimiz olan NATO üyesi ülkeler,  Türkiye’ye karşı sorumluluklarını yerine getirdiklerini söylemek ise maalesef mümkün değildir. 

NATO‘nun antlaşma Metninin 4. maddesine göre “üyelerden herhangi birinin toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlığı ya da güvenliğinin tehdit edildiğini düşündüğü zaman, tüm taraf üyeler birlikte dayanışma içinde olur ve tehdit edilen üye ülkeyi koruma adına tehditkâr ülke veya örgüt unsurlarına karşı ortak mücadele edilir” ibaresi yer almaktadır.

Türkiye, zaman zaman dış ülkelerin hatta NATO içinde müttefikimiz olan üye ülkelerin tehdidiyle karşılaştı. 

Ülkemiz, yarım asra yakındır bölücü terör örgütleri yine müttefiklerimiz olan ülkeler tarafından himaye edilerek, silahlandırılıp desteklenmektedir. 

En son olarak NATO ve müttefiklerimiz olan devletler, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üzerinden ‘15 Temmuz 2016’ tarihinde, ülkemize karşı bir işgal kalkışması ihanetinde bulunmuşlardır.  

Tüm bu saldırı, tehdit ve işgal kalkışmalarına rağmen NATO, 4. maddeyi devreye sokmamış ve üyesi olan Türkiye’ye sahip çıkmamıştır.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi 15 Temmuz darbe ve işgal girişimine ilişkin soruşturmada NATO’da görevli TSK mensubu 462 subaydan 3’ü general olmak üzere 237’si hakkında ‘FETÖ’den adli ve idari işlem yapıldı. 

Bu subaylar arasında 200’ünün “Geri dön” çağrısına uymadığı gibi NATO üyesi ülkelere iltica etmeleri sağlanmıştır. 

  Türkiye’de NATO üyesi ülkelerin desteğiyle bir işgal gerçekleşeceğini bildiği halde hiçbir istihbarı paylaşımında bulunmaması NATO’nun bu suçun ortağı olduğunu gösteriyor.

Yaşanan bu olaylar beraberinde bir güven bunalımını getirmiştir. 

NATO ve müttefiklerimizin ihanetleri asla kabul edilmeyeceği artık bilinmeli.

GÜVEN DAHA ÖNEMLİ

Müttefik ülkelerin mensupları tanışmalı ve bir birlerini kabullenmelidir. 

Bu bakımdan zirvenin ikili görüşmeler bölümünde NATO yetkilileri ve üye ülkelerinin lider ve yetkilileri ile heyetimizde yer alan Başkan Yardımcısı ve bazı bakanlarımızın tanışmaları faydalı olmuştur. 

Ve yine Başkan Erdoğan’ın zirve kapsamında; NATO Genel Sekreteri, ABD Başkanı Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İngiltere Başbakanı Theresa May’le gerçekleştirdiği ikili görüşmelerde Suriye’deki gelişmeler kapsamında bölgedeki gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunması büyük önem taşıyor. 

ABD, Rusya, Türkiye ve AB ile işbirliğinin geleceği bakımından yararlı olmuştur.

Kısacası:

Bu ilişkiler ve görüşmelerin gerçekleştirildiği NATO zirvesi elbette önemli ve de faydalı, ancak güvenirliğin, her şeyden daha önemli olduğu bir gerçektir.

 

YORUM YAZ

  • rasim a.rasim a.4 ay önce
    türkiyenin natoya alınması bizim yararımıza olmadı amaç türkiyeyi kontrol altına almak,silah üretmesini engellemek,karıştırıp darbelerle ekonomiyi çökertmek,batıya borçlandırarak kaynakları sömürmek,bağımsız olmasını engellemek.63 yıl başardılar.ne zaman kendimize geldik,onbeş temmuzda tamamen ele geçirmeye kalktılar.bundan sonra batıya çok dikkat edelim,natoya güvenmeyelim,istihbaratı kuvvetlendirelim.bizim bizden başka dostumuz yoktur.