HDP üzerinden Türk siyaseti dizayn ediliyor
Batı emperyalizmi, kendi buyruklarını emir telakki eden bir iktidar olmadığı için AK Parti hükümetinden ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan rahatsızlık duyuyordu ve kirli emellerini hayata geçirebilmek için bir değişim istiyordu.
Gezi olayları ve Paralel yapının ihanet içerikli operasyonları gibi hukuk dışı girişimler bu güçler tarafından aleni olarak desteklenerek bu değişim sağlanmak istendi.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde R. Tayyip Erdoğan’ın önünü kesmek için oluşturulan alternatif cephe istediği sonucu alamayınca hezimete uğradı.
Batılı güçler; içerideki işbirlikçileri olan Doğan Medya Grubu ve Paralel yapı destekli CHP ile olamayınca bu defa sol tandanslı irili ufaklı örgüt ve partilerin desteklediği HDP’i seçti.
Bu başarı görünürde HDP’in zaferi olsa da gerçekte dış güçler ile onların içimizdeki işbirlikçilerinindir.
Bugün; “AK Parti iktidarından kurtulduk” sevinç naraları atan, sadece içteki işbirlikçiler değil, aynı zamanda ülkemiz üzerinde derin hesapları olan emperyalist güçler de sonuçtan duydukları mutluluklarını gizlemiyorlar.
İslam dünyası ise AK Parti’nin tek başına iktidar olamamasının hüznünü yaşıyor.
Bunlar, içteki taşeronları sayesinde Türkiye’yi siyasi istikrarsızlığa ve ekonomik çöküşe sürükleme fırsatı yakaladıklarına inanıyorlar.
İngiliz gazetesi The Guardian, Amerika’da yayınlanan Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, İsrail televizyonu Kanal 2 ile Alman televizyon kanalı ZDF seçimle ilgili analizlerini ekrana taşıdı.
Batı medyasının “Osmanlı İmparatorluğu’nun Geri Dönüşü Durduruldu” şeklindeki haber ve yorumları dikkat çekti.
Kılıçdaroğlu ve Bahçeli değişime direniyor…
Bu sonuçlar her partiye önemli görevler ve sorumluluklar yüklemiştir.
AK Parti bu sonuçlar üzerinden çok ciddi bir özeleştiri yapmalı. “Nerelerde ve neden oy kaybedildi?” sorularına cevap aranmalıdır. Oy kaybetti ama hâlâ en büyük parti ve mağlup sayılmaz. En büyük parti olması hasebiyle hatalarını kabul edip, gelecek adına yeni bir kadro ile erken genel seçime hazırlanmalıdır.
CHP, olmayan başarılarla övünüp kendini kandırmaktan artık vaz geçmeli ve gerçeklerle yüzleşmelidir. Her seçimde yenilgi sonrası “Yönetim kadroları ve Genel Başkanlık Yenilenmesi”nin önünü açmalıdır.
Sayın Bahçeli seçim gecesi yaptığı değerlendirme konuşmasında hükümet olma niyeti ve hazırlıkları olmadığını ima ederek, MHP dışında hükümet alternatiflerini alaycı bir üslupla seslendirdi.
Seçim meydanlarında esip gürleyen Bahçeli konuşmasının özetinde, muhalefetten hoşlandığını ve iktidar olmak istemediğini endirekt olarak söyledi.
Seçimlerde meydanları HDP’ye bıraktığı gibi şimdi de bu partiye iktidar yolunu açıyor…
Aldığı oyun oranı, “Genel Başkanlığını korumaya yetiyor” düşüncesinden hareketle, ülkenin çözüm bekleyen sorunlarını dikkate almadan demagoji (lafebeliği) yapıyor.
Aslında MHP’nin aldığı sonucu büyük bir başarı görmesi aynı zamanda siyasi hatadır. Ülkücü camiayı aptal yerine koymaktır, aldanmaktır, aldatmaktır.
MHP’nin aldığı oy ülkücüleri tatmin etmiyor. Yeni bir program, vizyon ve yeni çözüm projeleri ile yeni kadroların oluşumu isteniyor.
Sayın Bahçeli yenilgiyi kabul ederek tabandan gelecek yeni arayış ve seçenek baskılarını beklemeden değişime fırsat vermeli…
Sosyal medyada “MHP için artık değişimin zamanıdır… Bu böyle devam edemez” görüşünden hareketle çağrılar yapılıyor.
HDP sorumluluğunu yerine getirmek için harekete geçmeli…
HDP bu seçim sonuçlarından sonra aklını başına almalı, sözde değil özde bir Türkiye partisi olma yolunda yeni yaklaşımlar sergilemeli ve uzlaşmacı bir tavır içinde olmalı.
Dış güçlerin ve içteki taşeronlarının gazına gelmeden, “Silahsız mücadele yolu açılmıştır. Silahlar gömülmeli” çağrısına kulak vermeli ve bu konuda üzerine düşeni yapmalıdır.
Haksız taleplerde bulunmamalı ve tehdit dili kullanmaktan sakınmalı, Milli güvenlik ve milli birliği zorlayıcı politikalar peşinde olmamalı.
Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan haklı çıktı…
Gönül ister ki; Seçim sonuçları siyasiler tarafından iyi okunarak şartlar gereği “milli mutabakat” çerçevesinde ülkenin geleceği için uzlaşma yoluna gidilsin. Ancak siyasi partilerin değerlendirmelerinde koalisyon hükümeti yerine bir seçim hükümeti kurulup, 6 ay içinde erken seçime gidileceğini gösteriyor.
Bu sonuçlar sonrasında Cumhurbaşkanımız Sayın R. Tayyip Erdoğan’ın; “Eski koalisyon Türkiye’sine dönüş ülke için felaket olur, sistem tıkandı değişim şart” diyerek “Başkanlık Sistemi”nde ısrarlı oluşunda ne kadar haklı olduğu şimdi daha iyi anlaşılıyor.
İlk erken seçimlerde Cumhurbaşkanımız Sayın R.Tayyip Erdoğan’ın mesajları daha kuvvetli bir kitlesel kabul bulacağına inanıyorum…
Çünkü: “Milli Mutabakat” arayışında oluşturduğumuz zorluklar bize “Başkanlık Sistemi”ni gösteriyor.







