Gandhi ile ‘Çakma Gandhi’nin yürüyüşü
Kılıçdaroğlu, bir skandal kasetle CHP’ye genel başkan edildiğinde fiziksel benzerliğinden hareketle ona “Gandhi” yakıştırması yapılmıştı.
Ama tutmadı.
Şimdi de başlattığı “Adalet için Yürüyüş”ünü Mahatma Gandhi’nin 1930 yılında yaptığı “Tuz Yürüyüşü”ne benzeterek, malum medya yeniden Gandi hatırlatması yapmaya başladı.
Hatta bazı CHP’li vekiller, iki yürüyüşün resimlerini bir arada gösteren afişler hazırlatıp, sosyal medya üzerinde “Gandhi yürüyüşü başlattı” paylaşımı yaptı.
Ben de bu yazımda Gandhi’yi ve ‘çakma Gandhi’yi karşılaştırarak bazı tespitler yapacağım.
Önce “kimdi o Gandhi? ve kime karşı mücadele verdi? Ne istiyordu? Toplumun saygısını ve sevgisini nasıl kazandı?” Ona bakalım.
Mohandas Karamçand Gandi, ‘Hindistan Bağımsızlık Hareketi’nin siyasi ve ruhani lideri olarak bilinen tarihi bir şahsiyet.
Gerçek ve kötülüğe karşı aktif ama şiddet unsuru içermeyen direniş ile ilgili olan Satyagraha felsefesinin öncüsüdür.
İngilizlerin, Hindistan’da sürdürdüğü insan ayırımcılığı, işgal, baskı ve köleleştirme politikalarına karşı tavizsiz mücadele başlatmıştı.
Kısacası Gandi, ülkesini dış müdahaleler karşısında savunma adına yola çıkmış ve bin bir eza ve cefa ile ağır bedeller ödemişti.
Meşhur Tuz Yürüyüşü:
Yürüyüşün amacı, yılda 25 milyon Pound’luk vergiye kaynaklık eden Tuz Yasası’nı (Britanya’nın tuz tekelini) ihlal etmek için denizden tuz çıkarmak amacıyla başlatılan bir eylemdi.
12 Mart 1930’da Gandhi ve 78 yoldaşı (satyagrahis) ünlü Tuz Yürüyüşü’ne başladı.
Ardından da halkına “kendinizi yeterince güçlü hissediyorsanız hükümetin işlerini terk edip, bu yürüyüşe katılın” çağrısını yapmıştı.
Bu çağrı büyük ilgi gördü ve denize doğru yapılan bu yürüyüşte Gandhi’ye binlerce Hintli eşlik etti.
Kendi tuzunu yapmak için Ahmedabad’dan Dandi’ye 12 Mart’tan 6 Nisan’a kadar 400 kilometre yürüdüğü “Tuz Yürüyüşü” bu pasif direnişin en önemli bölümüdür.
İngilizler buna karşılık olarak 60 binin üzerinde kişiyi hapse attı.
Ama o, yılmadı ve işgalci İngiltere’ye karşı rahatsız edici tavizsiz eylemlerini sürdürdü.
Gandhi’yi Gandhi yapan işgalci İngiliz sömürgeciliğine karşı ülkesinin bağımsızlığı ve halkının özgürlüğü adına yaptığı bu ve benzeri eylemleri oldu.
Ve o, halkıyla birlikte ağır bedeller ödeyen oldu.
ÇAKMA GANDHİ, KEMAL
Şimdi gelelim bizim çakma Gandhi’ye
Bir kere aralarında şekli bir benzerliğin dışından asla bir ortak bağ söz konusu değil.
Çünkü çakma Gandhi, ülkesi için değil, ülkesini dize getirmek isteyen egemen güçlerin işbirlikçisi ihanet çetelerinin servis ettiği devlet sırlarını ifşa eden suçlular için yürüyor.
Bana göre can alıcı farklılık bu.
‘Adalet’ bahane asıl hedef; Türkiye’yi kurumları ve yönetim kadrolarını itibarsızlaştırmaktır.
Bu itaatsizlik, emperyalist güçlerin ‘Türkiye karşıtı politikaları’ ve operasyonlarına karşı yapılmıyor.
Aksine onların Türkiye karşıtı politikalarına destek verir mahiyettedir.
Bu yürüyüş, Gandhi gibi halkla beraber değil, halka rağmen yapılıyor.
Bu yürüyüş, bölücü terör örgütleri ve onların siyasi uzantılarının önünü açmak amacıyla dış güçlerin kışkırtması ve yönlendirmesiyle başlatılmıştır.
Bu yürüyüşü alkışlayanlar kimler olduğuna bakıldığında bu gerçek görülecektir:
Bu yürüyüşü; Türkiye’ye diz çöktürüp itaate zorlayan emperyalist güçler ile onların işbirlikçisi olan legal ve illegal örgütler tarafından desteklenmektedir.
Bunların içinde PKK terör örgütünün uzantısı HDP, DHKP-C ve FETÖ mensupları vardır.
Katılan herkesi suçlamak elbette doğru olmaz. Aralarında bu gizli gerçeklerden habersiz CHP’liler de bulunmaktadır.
Ancak herkes bilsin ki; bu yürüyüş bir hak arayışı değil, hak arayışı görüntüsü altında yargı ve yargıçlar ile devleti yöneten siyasi iktidarı yıpratmaktır.
Onun için Kemal (çakma Gandhi) asla Gandhi, olamaz ve başlattığı yürüyüşün Gandhi’nin öncüsü olduğu ‘tuz yürüyüş’üyle uzaktan yakından bir benzerliği yoktur.







