Fransa eliyle Avrupa’ya açık mektup
Ortadoğu’nun her gün yaşadığı cehennem sahnelerinden birisinin Paris’e taşınmış olması Avrupa’yı ayağa kaldırdı. Fransa hükümeti Paris katliamı nedeniyle Avrupa Birliği’nden resmen yardım talebinde bulundu. Brüksel’de buluşan AB savunma bakanları da oybirliğiyle Fransa’ya askeri yardım yapmayı kabul etti.
Sadece Fransa değil aynı zamanda Amerika ve Avrupa şokta. Her an her yerde bombalar patlayabilir, insanlar ölebilir korkusu yaşanıyor. Maçlar, konserler, toplantılar ve seyahatler iptal ediliyor. Sinemalar, opera ve eğlence mekânları müşterisiz kaldı. İnsanlar canlarını korumak için zevklerini terk ediyor.
Kısacası özgür yaşamın tadı artık gerilerde kaldı.
Çünkü sivil toplumları rahatsız eden ve endişelendiren sadece terör değil, aynı zamanda terör üzerinden alınan aşırı tedbirlerdir. Özgür ve sivil yaşam alanları güvenlik tedbirleriyle nedeniyle daraltılıyor. Polislerin yanında askeri devriyelerin her köşe başında boy göstermesi Avrupa toplumunun alışık olmadığı bir durumdur.
Kimlik kartını evinde unutanlar ciddi sıkıntılar yaşıyor. Sokaklarda kontrol noktaları, ihbarlar ve şüpheler üzerine çalan siren sesleri, polis baskınları olağanüstü bir hayatın varlığını gösteriyor.
Benzer korkuları Rusya da yaşıyor.
Peki, ama neden?
Dünyayı bu çıkmaza kimler, nasıl ve niçin sürükledi?
Bana göre bu soruların kısa cevabı şudur!..
İslam karşıtlığı, İslamofobi ve Müslümanlara uygulanan baskılar. İslam dünyasına yönelik saldırı ve işgaller.
Teröre verilen destek ve terör örgütleri ile gizli ilişkiler.
Batılıları Afrika ve İslam dünyasına yönelik kolonyal yanı sömürgecilik faaliyetleri
Batının tarihinde var olan ve soykırıma varan toplu katliamları.
Irkçı ve yabancı düşmanlığının yükselişi.
Bu başlıklar altında konular irdelendiğinde bugün yaşanan terör saldırıları ile Batı dünyasına duyulan öfke ve nefretin sebepleri açık bir şekilde görülecektir.
BATI MÜSLÜMANLARA CİHAT İLAN ETTİ
Avrupa genelinde en büyük baskılara maruz kalanlar hiç şüphesiz Müslümanlardır. Müslüman mültecilere ise kapılar kapatıldı. Fransa’da saldırılar sonrası camilere, İslam vakıflarına, Müslüman derneklerine ve topluluklarına yönelik ciddi baskılar başlatıldı. Şüpheli kişilerin girip çıktığı gerekçesiyle bazı camiler kapatıldı.
“Terörist arıyoruz” bahanesiyle Müslümanların evleri basılıyor ve pervasızca mahrem olan yatak odalarına giriliyor. Gençler zanlı olarak kelepçelenirken itiraz eden anne ve babalarına küfürlü hakaretler yapılıyor.
Bu haksızlıklar ve adaletsizlikler hiç şüphesiz radikalleşmeyi beraberinde getireceği gibi benzeri saldırıların sadece Fransa’da değil, Rusya ve Amerika başta olmak üzere tüm Batılı ülkelerde olabileceği ihtimal dâhilindedir.
Çünkü İslam dünyası; Filistin’in İsrail’e kurban edilmesinden, Afganistan ve Irak’a müdahalelerin yol açtığı trajedilerden ve genel anlamda Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da sürmekte olan baskı ve zulümlerden Batı emperyalizmini sorumlu tutuyor.
BATILI ÜLKELER TERÖRE DESTEK VERİYOR
AB ülkeleri her zaman “Avrupa’da eylem yapmayan, Avrupa’yı tehdit etmeyen ve kendileriyle işbirliğini kabul eden örgütler terör örgütü ve bu örgütlere mensup kişiler terörist değildir” anlayışı ile hareket etti, ediyor. Binlerce terörist Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da mülteci statüsünde himaye ediliyor.
Bazı Avrupa ülkelerinde teröre destek için kurulan televizyon istasyonlarının yayın yapmasına izin verildi. Yunanistan’da Kıbrıs Rum kesiminde, Belçika, Hollanda, Almanya, Danimarka ve Fransa’da PKK ve DHKP-C terör örgütlerinin irtibat büroları hâlâ faaliyettedir. Bu ülkelerde siyasi ve mali destek buluyorlar ve de örgütlerine militan topluyorlar. Yaralı militanlar bu ülkelere çeşitli yollardan getirilip tedavileri sağlanıyor.
AVRUPA BU SESE KULAK VER…
11 Eylül 2001’de New York, 2004’te Madrid, 2005’te Londra ve 2015’te Suruç, Diyarbakır, Ankara, Beyrut, Bağdat ve Paris’i vuran saldırılar bu sorumsuz politikaların istenmeyen neticeleridir.
Aslında!.. Fransa’da bu ve benzeri kanlı eylemlerin olabileceğinin sinyalleri Ekim 2005’deki göçmen gençlerin başlattığı isyanda verilmişti.
Fransa’da göçmen gençlerin hem yabancı hem de Müslüman oluşları nedeniyle uğradıkları haksızlıklar yüzünden birikmiş öfkenin isyana dönüşmesi sonucu Paris’te 5 bin araç ateşe verilmiş ve Paris adeta cehenneme dönmüştü. O isyan bastırıldı ama o öfke dinmedi ve dindirilemedi.
Eğer o isyandan gereken dersler çıkarılabilseydi. Fransa’nın başkenti Paris’te yayınlanan ve yaptığı Hz. Muhammed karikatürüyle büyük tepki çeken Charlie Hebdo dergisine o saldırı olmazdı. Belli ki dergiye yapılan saldırı da iyi okunamamış ve 10 ay geçtikten sonra bu sefer Paris’te 6 ayrı noktada silahlı ve bombalı eylem yaşanmıştır.
Unutulmasın ki!..
Batı, Ortadoğu’nın arı kovanına çomak sokarken bu arıların bir gün gelip kendilerini de sokacağını hesaba katmalıdır…
Bu gerçekten hareketle!... Avrupalı siyasiler kin ve nefreti artıracak ve yeni saldırılara sebep olacak intikamcı yanlış politikalar yerine toplumsal güveni ve bir arada yaşama kültürünü geliştirmeye katkı sağlayacak yeni politikalar geliştirmelidir…
Yani Avrupa’da insan hakları, hukuk devleti ve demokratik özgürlükler gibi değerler görüntü ve söylemden ibaret kalmasın. Terör bahanesiyle Müslümanlar bu haklardan mahrum bırakılmamalıdır. Bu uyarılar ve temenniler aslında Avrupa’nın güvenliği ve toplumsal barış için çok önemlidir.







