--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

F. Gülen, aslında kendi erdemsizliğini ilan ediyor...

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak

Fethullah Gülen, resmi internet sitesi herkul.org adresinden yayınlanan son konuşmasında, “Biz de hata yapmış olabiliriz.” mesajı vererek genele “uzlaşma isteyen taraf” görüntüsü veriyor ama.. Aynı F. Gülen diğer yandan örgüt içi mesajlarında savaştan söz ederek “kelle vermeye hazır olun” çağrısında bulunuyor.

Suçları bağımsız mahkemelerce kesinleşip halen cezaevinde bulunan sınav sorularını çalan hırsızlara, devlet büyüklerini dinleyip dış ülkelere jurnalleyen casuslara, MİT Tır’larını durduran vatan hainlerine, işbirlikçi hukukçulara ve polislere F. Gülen sohbetinde;  “Sabredin, bu günler geçicidir. Daha güçlü bir şekilde döneceğiz ve hesap soracağız” diyerek onlara itiraflarda bulunmamaları uyarısı yaparken gelecek adına ümitler vaat ediyor. 

“Biz de hata yapmış olabiliriz.” mesajının örgüt içinde bir çözülmeyi başlatır korkusuyla F. Gülen yaptığı yeni sohbetinde;  “Kim görmüş  Hz. Hüseyin’in çevresindekilerin Yezid’den özür dilediğini, mazlumların Haccac-ı Zalim’den özür dilediğini, Musa’ların Firavun’lardan özür dilediğini? İnsanlığın iftihar tablosunun Ebu Cehil’lerden, Utbe’lerden, Şeybeler’den özür dilediğini kim görmüş?” sorusu üzerinden yola çıkarak kendisini Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v), torunu Hz Hüseyin ve Hz Musa’nın konumunda görüyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ı Yezid, Ebu Cehil ve Firavun gibi İslam’da lanetlenmişlerin yerine koyacak kadar küstahça ve alçakça hakaretlerde bulunuyor. 

O Cumhurbaşkanı ki; “Ben ülkemde uyuşturucu kullanan değil, İslam ahlâk ve faziletini benimseyen Müslüman bir gençlik yetişmesini istiyorum” diyerek, vesayetçi güçleri tüm baskılarına rağmen eğitim sisteminde ve hayatın her alanında inanmış kesimlerinde kendilerini ifade edebileceği ve inançlarını yaşayabileceği ortamı yasal olarak sağlamıştır. Meclisten başörtülü Merve Kavakçı kovulurken, bugün başörtülüler meclise rahatça girebiliyor ve hatta Bakan bile olabiliyor olması onun eseridir. 

Yine bu Cumhurbaşkanı sessiz yığınların ve ezilen dünya mazlumlarının sesi olmuş her fırsatta zalimlerin yüzüne suçlarını haykırmıştır ve haykırmaya da devam ediyor.

Kısacası; yaptığı devrim niteliğindeki reformlarla inançlı kesim üzerindeki ağır baskı ve yasakları kaldıran bir Cumhurbaşkanına İslam terbiyesi almış ve medrese eğitimi görmüş bir kişinin, bu benzetmeleri yapması yakışır mı? 

Ama biliyoruz ki; bazı kimseler başkalarını eleştirmek üzerinden kendilerine değer kazandırmaya çalışırlar. Kendilerini mükemmellik örneği ve kusursuz gösterirken karşılarındakilere hakaret, suçlama ve küfür gibi haddini aşan ifadeler de kullanmaktan geri kalmazlar. Bu kimseler inanç değerlerimizi istismar ederek inançlarımıza göre değer şahsiyetleri kendilerine atfederek karşılarındaki kimseleri ise o değer şahsiyetlere ve inançlarımıza karşı savaşan zalim, müşrik ve münafık olarak bilinen lanetlenmiş kişilere benzetirler. 

Koca Ragıp Paşa’nın deyimiyle “Merdi Kıpti Şecaat Arzederken Sirkatin Söyler” yani ‘’Kıpti’nin harbisi yiğitliğini anlatırken hırsızlığını söyler...’’  anlamına geldiği gibi bu söz “ahlaken bittiğini ve bir ‘hiç’’ olduğunu” kendi kendine itiraf etmesi anlamında da kullanılmaktadır. 

F. Gülen’i dinlerken o hali görüyorum. Aslında o, farkında olmadan bu gibi benzetmeler üzerinden hakaret, suçlama ve küfürlerle kendi erdemsizliğini ilan etmiş oluyor.

 Bu metot asla İslami değil, şeytani bir tavırdır. Bu tavrın içinde kibir, gurur ve suizan vardır. Diğer bir deyimle ahlaksızlık, ukalalık ve münafıklık bulunmaktadır.  İslam uleması bu durumu “Tenkis-i gayr ile faziletini izhar etmek” şeklinde izah etmişler.

ONDAKİ HAL KLİNİK BİR VAKA!...

F. Gülen, ağır hakaret ve suçlamaların yanında paralel yapıyı işleterek hukuk dışı operasyonların başlatılmasıyla devlet ve hükümete resmen savaş ilan etmiş oldu. Şimdi ise özür dileyip bir uzlaşma yolu yerine savaşı sürdüren kışkırtıcı ifadeler kullanmaya devam ediyor.  

Hakaret ve ağır suçlamalarla inançlar üzerinden bazı benzetmeleri yapan F. Gülen ile ilgili olarak psikiyatrik uzmanlar; “Çok zeki ve ilim sahibi olarak tanınan bazı kimselerde cahillerde görünmeyen ve ahlak sınırlarını aşan dengesizlikler görmek mümkündür” değerlendirmelerinde bulunuyorlar.  

Sadece psikiyatrik uzmanlar değil, aynı zamanda halkın büyük bir kesimi F. Gülen’in beddua seansları, vücut dili, el, kol hareketleri, Karun, Firavun gibi benzetmelerle hakarete varan açıklamaları nedeniyle onun içinde bulunduğu hali, klinik bir vaka yanı tedaviye muhtaç bir ruh hali olduğuna inanıyor. 

“Tüm servetini iki zar uğruna kaybeden bir kumarcı” durumuna düşmüş olan F. Gülen çeşitli halk katmanlarında var olan itibarını ve güveni sıfırlamıştır. Gülen’in ruh sağlığı cemaat mensupları tarafından da sorgulanmaya başlamıştır. Kimileri ilerleyen yaşı ve şekeri ile sinir sistemlerindeki bozukluklara bağlı olarak bir beyin travması geçirmiş olabileceğini ileri sürmektedir. 

F. Gülen’in yanında 30-40 yılını geçirmiş ve Hizmet Hareketine öncülük etmiş Yazar Latif Erdoğan, Eğitimci-Yazar Hüseyin Gülerce, İlahiyatçı Prof. Dr. Kemalettin Özdemir, Prof. Dr. Ahmet Keleş ve daha birçok kişi bugün yaşananları değerlendirirken onlar da F. Gülen’in ruh sağlığıyla ilgili bir sorun olduğunu kabul ediyorlar.   Hizmet Hareketinin F.Gülen Cemaatine dönüştüğünü ve milli refleks ile cemaat olma vasfının kalmadığı söylüyorlar. 

Bu görüşlere bende katılıyor ve beddua yerine “Allah tövbe yapmayı ve yanlışlardan dönmeyi nasip etsin” duasında bulunuyorum…

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle