Değişen yılların değişmeyen oyunları
2016 yakın tarihin en zor geçen yılların başında gelmektedir.
Emperyalist devletler ve onların oluşturduğu küresel sistem içindeki vesayetçi güçlerin yönettiği ve yönlendirdiği dünyaya işgal, savaş, korku ve endişeler hakim oldu.
2016 güvensizlik ve gelecek adına ümitlerin tükendiği berbat, korkunç bir yıl olarak tarihe geçti.
Dünya dengeleri bozuldu, çıkar savaşları ve sömürü planları uğruna milyonlarca savunmasız sivil insan hayatını kaybetti.
Yakılıp yıkılan o güzelim şehirler moloz yığınlarına dönüştü. Sokaklarda kan ve ceset kokusu gökyüzünde ise yıkımın, enkazın kirli dumanları dolaşıyor.
Tüm yaşanan olumsuzluklara rağmen ayakta ve hayatta kalabilenler ise, açlık ve sefalet içinde sürünüyorlar. Acı ve korku onlar için sıradanlaşmış.
Emperyalist devletlerin, Ortadoğu başta olmak üzere dünyayı kendi çıkarları yönünde yeniden şekillendirebilmek için geliştirdikleri zorbaca çözümler, pek çok insanı yurdundan etti.
Ülkelerinin yaşanamaz hale gelmesine sebep oldular.
İşte, bu acı fakat gerçek olan olayların en acımasız şekilde yaşandığı 2016 yılı artık geride kaldı ama terör belası yenilemedi, yenilemiyor.
Çünkü, arkasında emperyalist güç odaklarının desteği var.
2017 yılının savaşların ve terörün bittiği yıl olması için dualar yapılırken, bir Hristiyan geleneği olan yılbaşı eğlence çılgınlığı İstanbul’da kana bulandı.
Dünyada bunca acı ve keder yaşanırken, bu eğlenceleri tasvip etmemekle birlikte Allah’ın verdiği cana kıyan bu terör saldırısını da kınıyorum.
Bu saldırı asla o eğlencelere duyulan nefret değildir. Dış destekli bu hain terör saldırısının amacı, Türkiye’yi “terörü yenemeyen ülke” olarak gösterme gayretidir.
Demek ki, yıllar değişse de oyunlar değişmiyor…
İÇİ BOŞ, ANLAMSIZ KAVRAMLAR
Özgürleşme ve demokratikleşme adına ümit veren ‘Arap Baharı’, Batı emperyalizminin gizli plan ve ayak oyunlarıyla hedefine ulaşamadı.
Demokratik seçimlerle işbaşına gelen hükümetler, onlara uşaklık yapmayı kabul etmeyince yine demokrasi havarisi kesilen Batılı devletlerin desteğiyle indirildiler.
Mağrip ülkelerindeki diktatörlerden kurtulmanın adı olan ‘Arap Baharı’, direniş ve diriliş ruhu Batılı emperyalistler tarafından yok edildi.
Yerelde onlara uşaklık yapan despotlar, otokratlar ve diktatörler ve onların kadroları yenilendi.
Kişiler değişti ama diktatör ve despot rejimlerin devamı sağlandı.
Yaşanan gerçekler, demokrasi, insan hakları ve özgürlükler gibi kulağa hoş gelen ama siyasi olarak bir anlamı olmayan birer kavram olduklarını göstermiştir.
Batı, çıkarlar uğruna kendine ait olduğunu iddia ettiği bu değerleri yok saydı.
Her fırsatta dile getirdiğim “Batı, ilke ve değerlere göre değil, çıkarlara göre hareket eder” gerçeğini bir kere daha hatırlatmak isterim.
HEDEFLERİ MEZHEP SAVAŞI
Filistin’de hâlâ İsrail devlet terörü kol geziyor. Hava ve kara saldırıları, büyük yıkım ve toplu katliamlar maalesef devam ediyor.
Suriye, Yemen, Libya ve Irak’ta ise bir insanlık faciası olan iç savaşlar sürüyor.
Kısacası, Ortadoğu ve mağrip ülkeleri başta olmak üzere ‘İslam dünyası’ emperyalistlerin kışkırtıcı, yıkıcı, bölücü ve sömürgeci politikaları sayesinde, siyasi ve toplumsal patlamaların merkez üssü haline geldi.
İslam dünyasında önü alınamayan aşiretlerin, tarikat ve dini cemaatlerin birbirleriyle kanlı çatışmaları önümüzdeki yıllarda bir ‘mezhep savaşı’na dönüşmesi planlanmaktadır.
Hedef; Avrupa tarihinin en uzun ve yıkıcı savaşlarından biri olan (1618 ile 1648 yılları arasında) Protestan ve Katolikler arasında yaşanan ve ‘30 yıl savaşı’ olarak tarihe gecen mezhep savaşının bir benzerini İslam dünyasına yaşatmaktır.
Emperyalist devletlerin kışkırtmaları ve Bizans entrikalarının devamı olan oyunlarla İslam dünyası, mezhep savaşına doğru sürükleniyor.
“Mezhebi din, dini de mezhep” kabul etmenin yanlışlığını idrak etmeyi tüm Müslümanlara yüce Allah nasip etsin.
Bu ihaneti yenmenin yolu; İslam sancağı altında birlik olmaktan geçer.
Allah bu birliği, alem-i İslam’a nasip etmesi duasıyla.







