--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Cumhurbaşkanlığı makamı ve siyasi ilkesizlik...

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak

“Milli irade”ye saygı, sadece sandığa gitmek ve sonuçlarını kabullenmek değildir. Milli iradenin yüklediği sorumluluğun bilinciyle yeni bir hükümetin kurulması için üzerine düşeni yapmak demokrasinin temayülleri ve milli iradenin içselleştirilmesi bakımından da önemlidir. 

Ancak ne hazindir ki; seçim sonuçlarına rağmen sandıktan çıkan durumu siyasi partiler kabullenmiş görünse de koalisyon hükümeti kurma konusunda AK Parti dışındaki CHP, MHP ve HDP sorumluluktan kaçmaktadır. 

AK Parti, en büyük parti olmanın sorumluluğu içinde her türlü koalisyon formülüne açık görünüyor. Başbakan Sayın Davutoğlu, kapıları kapatmıyor ve görüşmelere hazır olduğunu açıkça beyan ediyor. 

Sayın Bahçeli, 3 puan bu seçim de, olmadı bir sonraki seçimlerde bir iki puan daha oylarını arttırıp Ana muhalefete kendini hazırlıyor. Sorumluluk üstlenmekten kaçıyor, sabır sınırlarını zorlayan ve de etik olmayan açıklamalarla hakaretler savurmayı sürdürüyor. 

Sayın Kılıçdaroğlu, seçim hezimeti üzerinden muhaliflerinin başlatmak istediği parti içi isyanı durdurabilmek için kurultaya hükümet ortağı olarak gitmek istiyor. 

Demirtaş ise hiç değişmeyen hezeyanlarına devam ediyor.

Ülkemizi ilgilendiren konularda bilimsel görüş ve önerilerini kararlılıkla ortaya koyan ve çözüm için partisini adres gösterenler şimdi sorumluluktan kaçmak için anlamsız bahaneler üretiyor.  

Gözlemlediğim kadarıyla siyasi ahlaktan uzak,  seviyesi düşük, siyasi bilinç ve “Uzlaşma kültürü” olmayan tavırlarla beceriksiz siyasilerin yüzünden ülke kısır çekişmelerin içine çekiliyor.  

Ülke ve ilkeler değil, siyasi ikbal, kibir ve gurur öne çıkıyor. 

Cumhurbaşkanı’nı devre dışı bırakma girişimleri Anayasaya aykırıdır.

Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin birliğini temsil eder. Anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetler. Hükümetlerin kurulmasına nezaret eder. 

Cumhurbaşkanımız Sayın R. Tayyip Erdoğan seçim öncesi sahalara inerek Anayasayı ihlal ettiği iddiaları doğru değildir. Anayasamızda Cumhurbaşkanının halkla buluşması yasak değildir. İstediği zaman ve mekânda halkıyla buluşur, dertleşir, hemhal olur. 

Ayrıca Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde: “Yatan, dinlenen bir cumhurbaşkanı olmayacağım, farklı bir cumhurbaşkanı olacağım” sözünü her mitingde ve her programda açık açık söylemiştir ve bu tip söylemleriyle % 52 oy alarak seçilmiştir. 

Halk “köşkte mahkûm” bir cumhurbaşkanı görmek istemediği için onu seçmiştir. 

Seçim yenilgisini kamufle etmeye çalışan Sayın Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’nun ağza alınması ahlaken mümkün olmayan hakaretli sözlerle Cumhurbaşkanına saldırıyor olması siyasi bir bedbahtlıktır. 

Cumhurbaşkanlığı makamını davetlere icabet etmemek suretiyle itibarsızlaştırmaya kalkmak, milletin iradesine saygısızlıktır. 

Unutulmasın ki; Türkiye’nin Cumhurbaşkanı adı üstünde cumhurun başıdır, şahsını sevmeyebilirsiniz ancak makamına saygı göstermek zorundasınız. Bu saygınız ülkeye ve milletedir. O makam milletindir ve o makama onu bu millet seçmiştir.  

Siyasi ahlak ve devlet adamlığı sorumluluğu ile teamüller gereği tüm siyasiler ve siyasi liderler Cumhurbaşkanlığı makamına saygı göstermeye ve o makamdan gelen davete icabet etmeye mecburdur. 

Çünkü Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan devletin başıdır, aynı zamanda TSK’nın da başkomutandır. 

ABD heyetinin ziyareti etkisini göstermeye başladı bile…

‘Ülkücü Hareket’in entelektüellerinden değerli dostum Alper Aksoy Bey’in “PENTAGON’DAN GELEN EMİR: “HİZAYA GİİİİİİİR !...” başlıklı mini bir değerlendirmede seçimden hemen sonra çok sert ve koalisyon içinde olmayacakları gibi kapıları kapatan Bahçeli’nin ABD heyetinin ziyareti sonrası nasıl değiştiğine şu şekilde dikkat çekti.   

“Alayına karşıyız, hiçbiri ile koalisyon yapmayacağız” (7 Haziran akşamı, Bahçeli)

“ABD Heyeti MHP’li Zuhal Topçu ve Tuğrul Türkeş’le görüştü.” (11 Haziran, Gazeteler)

“Biz AKP ile koalisyon yapmayız demedik. ‘Erdoğan’la görüşmeyiz’ dedik”. (15 Haziran, Bahçeli.)

Bahçeli’deki tavır değişikliği olacağını biz 8 Haziran’da yazdık: “Saftirik particilerin gazını alıyor” dedik hatta, “Kimin kimle koalisyon yapacağını Pentagon belirler” dedik.

ABD heyetinin MHP yetkilileri ile neler konuştuğu ilelebet açıklanmayacak. Ama görüşme gündemi Bahçeli’nin son sözleri ile netlik kazanmıştır.

Bu mini yorumdan sonra MHP Genel Başkan yardımcısı Tuğrul Türkeş ve MHP’li Zühal Topçu ile de bir araya gelen, ABD heyetinin “Türkiye’de tek başına iktidar görmüyoruz. Kendinizi koalisyona hazır hissediyor musunuz? Çok sert söylemleriniz var. Türkiye’nin yumuşak bir zemine iniş yapması gerekiyor” şeklinde MHP’ye uyarılarda bulunduğu basına sızdı.  

Sayın Alper Aksoy’un mini yorumunda bir gerçeğe işaret ederek ülkücüleri uyardığında bazı Bahçeli taraftarlarının sosyal medyada hakaretlerine şahit olduk… Sadece Alper Bey’e mi?. Iğdır eski milletvekili Sinan Oğan’ın partiden ihraç emri ve Meral Akşener’e tahditli uyarıyı kınayanlar da topa tutuldu…

Peki şimdi ne oldu? Kim haklı çıktı?..

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle