THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Bu toprakların ebedi vatan oluşunun nişanesidir Malazgirt…

29 Ağustos 2018 Çarşamba

26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi’nin yıldönümünü Başkomutanımız ve Başkanımız Erdoğan öncülüğünde milletçe büyük bir coşku ve gururla kutlamış olduk.

Malazgirt geçmiş yıllara nazaran daha bir başkaydı. 

Devlet, bütün imkân ve görkemiyle varlığını hissettirdiği gibi yerli ve milli siyasiler, sivil toplum kuruluşları ile halkın kendisi oradaydı. 

Malazgirt Zaferinin büyük komutanı Alparslan “bu topraklar bizim yeni vatanımızdır. İşte biz onun için geldik” diyordu.

Başkumandanlık Meydan Muharebesi yani ‘Kurtuluş Savaşı’mızın Başkomutanı Mustafa Kemal Paşa“Bu toprakları asla terk etmeyeceğiz. İşte buradayız ve gitmeyeceğiz” demişlerdi.

15 Temmuz 2016 işgal ve ihanetinin perde arkasındaki güç odakları ve işbirlikçileri FETÖ’cü hainlere Cumhurbaşkanımız Erdoğan, “18 milyon kilometrekareden, 780 bin kilometrekareye düştük. Kimse hesap yapmasın, hepsinin alnını karışlarız. Vatanımızı böldürtmeyiz, ezanımıza ve dinimize dil uzatanların da dilini koparırız” şeklinde haykırarak atalarının izini sürdü, sürüyor.

Bütün bu açıklamalar aslında hem uyarı hem de büyük mesajlardır. 

Bu mesajlar bizim için ise yol göstericidir. 

Bu duygular içinde milli bir tarihi günü ve o şanlı zaferin onurunu yeniden hep birlikte yaşamış olduk.

TARİH BİR MİLLETİN HAFIZASIDIR

Dış mihrakların yanında içimizdeki işbirlikçileri olan çevrelerin fitneci propagandalarının etkisinde kalan bazı zümrelerin ihanetleri ile karşılaştık bu ülkede. 

“Malazgirt işgaldir” diyen mecnunları gördük. “Zulüm, 1453’te başladı!” diyen cibilliyetsizlerin alçaklıklarına şahit olduk.

Onun için eğitime ve gelecek nesillerin yetişmesine özel bir önem vermeliyiz. Onların taze beyinlerini yabancı ideolojilerin uşaklığını yapan akımların aleyhteki kampanyalarından korumalıyız. 

Tarih bilgisinin yanında milli ve manevi değerlerin şuurunda bir nesil olmaları amacıyla çocuklarımıza hem devlet hem aile hem de fert olarak sahip çıkmamız şattır.

Unutulmasın ki, tarih bir milletin hafızasıdır.  

Hafızasını kaybeden kişiler, geçmişinden habersiz olacağı gibi geleceğini de doğru tasavvur edemezler.  

Hafızasını kaybeden milletler ise helak olmaya mahkûmdur.

Şu üç değer bizim için çok ama çok önemli ve anlamlıdır.

Bu üç değer, milletçe varlık sebebimiz olduğu gibi tarihi devamlılığımız için vazgeçilmez şartlarımızdır. 

Bu üç değerden kopmamız, uzaklaşmamız veya onları ihmal etmemiz düşünülemez. 

Çünkü o değerler bizi biz yapan ve bizi millet kılan değerlerdir.

Türk milleti olarak inanç değerlerimiz, milli kimliğimiz ve kültürel varlığımızı devam ettirebilmemiz için o değerleri yaşamak ve yaşatmak zorundayız.

Kısacası o değerler;  tarihtir, milli ruhtur ve manevi değerlerimizdir.

BİZİM İÇİN MALAZGİRT 

Ağustos ayı o üç değerden biri olan tarih şuurunu bize hatırlatan en önemli aylardan biridir.

26 Ağustos 1071 Malazgirt, 11 Ağustos 1473 Otlukbeli, 23 Ağustos 1514 Çaldıran, 24 Ağustos 1516 Mercidabık, 29 Ağustos 1521 Belgrad, 29 Ağustos 1526 Mohaç, 1 Ağustos 1571 Kıbrıs, 26-30 Ağustos 1922 Büyük Taarruz

Kısacası; Malazgirt’ten Başkumandanlık Meydan Muharebesine geçen süre içinde gerçekleşen büyük zaferler Ağustos ayına denk gelmiştir.

26 Ağustos 1071 tarihinde, Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen arasında gerçekleşen savaş. Alparslan’ın zaferi ile sonuçlanan Malazgirt Muharebesi, “Türklere Anadolu’nun kapılarını açan “savaş” olarak bilinir.

Ancak Malazgirt, bizim için sadece bir savaş ve bir zaferin adı değildir. 

Malazgirt bir tarihtir, bir destandır, bir onurdur, bir bayram ve bir şereftir. 

Kısacası Malazgirt, bu toprakların vatan edilişinin nişanesi ve bir kavganın adıdır.  

Malazgirt Savaşı’yla (1071) 26 Ağustos’ta milletimizin gücüyle var olan kahraman ordumuz; Anadolu’nun kapılarını açmıştı.

Kurtuluş Savaşında Başkomutanlık Meydan Muharebesi’yle aziz milletimiz, bu toprakların ebedi vatanımız olduğunu dosta ve düşmana bir kere daha göstermiş olduk.

15 Temmuz işgal kalkışmasında ise emperyalist güç odaklarına ve onların içimizdeki işbirlikçilerine Milletimiz, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın çağrısına uyarak, milli ve manevi ruhumuzun önünde hiçbir gücün duramayacağını ispatlamıştır. 

Bu tarihi zaferleri hatırlamak ve şanına uygun olarak kutlamak, onu ve o şanlı komutanı ile ordusuna dua etmek hepimiz için milli ve vicdanı bir görevdir.

Vatan, millet ve din adına büyük ve ağır bedeller ödeyen şehitlerimiz ve şanlı ecdadımızı rahmet ve minnetle anıyorum.

Aziz ruhları şad, mekânları cennet olsun inşallah. 

 

YORUM YAZ