--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Başarılı bir koalisyon örneği yok...

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak

7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan milli irade muhalefet cephesi ve bilhassa MHP lideri Bahçeli’nin engelleyici tavırlarıyla bu irade maalesef koalisyona dönüştürülemedi. 

Şimdi ise Türk siyasi tarihinde ilk defa meclis kararıyla değil anayasal bir zorunluluk gereği 1 Kasım’da yeniden sandık başına gidiyoruz. Ancak şimdiden herkes “ya tekrar benzer bir sonuç çıkarsa ne yaparız” kaygısını yaşıyor. Çünkü 7 Haziran sonuçları ülkemizde koalisyon kültürünün oturmadığını bir kez daha göstermiştir.  

AK Parti’nin tek başına iktidar olma şansı var. Olamaz ise her halükarda Türkiye’nin en büyük partisidir ve koalisyon hükümeti kurma görevi siyasi temayüller gereği Cumhurbaşkanı tarafından yine ilk olarak AK Parti’ye verilecektir. 7 Haziran sonrası koalisyon görüşmelerinde CHP’nin 3 önemli teklifi oldu: 

1. İmam Hatip Okulları kapatılsın 

2. Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın 

3. Milli Eğitim, Dışişleri ve İçişleri Bakanlıkları CHP’ye verilsin. 

Kalan bakanlıkların paylaşımı yapılsın ve Başbakanlık dönüşümlü olsun.

Görüldüğü gibi AK Parti ile CHP arasında bir fikir ve doku uyuşmazlığı söz konusudur. Bu iki partinin koalisyonu ise 7 Haziran’da gerçekleşmediği gibi 1 Kasım sonrası da çok zor bir ihtimaldir. 

AK Parti ile tabanlarının birçok konudaki fikir yakınlığı nedeniyle MHP ile koalisyon en doğru olandır. Ancak MHP lideri kabulü mümkün olmayan bazı zorlaştırıcı şartlar öne sürerek buna engel oluyor.   

Kılıçdaroğlu’nun AK Parti’yi dışarıda bırakma planı olan CHP+MHP+HDP koalisyonuna Bahçeli, “sivri zekalı. Bizi oyuna getiremezsin” şeklinde sert tepki göstererek bu blok  koalisyon ihtimaline de kapalı olduklarını şimdiden ilan etmiş oldu.  

Sayın Bahçeli, “Eğer benzer bir sonuç çıkarsa, AK Parti ile CHP’nin, Türkiye’nin bu ateşle çevrili ortamında; ister reform veya icraat, isterse de restorasyon hükümeti olsun hemen bir koalisyon kurmalarını şart görmekteyiz. Bu koalisyon ülkemizin hayrınadır”. Sayın Bahçeli, kendi tabanını ve milli iradeyi hiçe sayan tavrıyla daha seçim sürecinde koalisyon yollarını kapatmış oluyor ve kendisi dışındakilere kendince sorumluluk ve görevler yüklemektedir. 

CHP ile HDP’in de koalisyona hazır olduklarını ancak milletvekili sayıları yetmediği için böyle bir koalisyon imkânı yok. 

Siyasi lider ve kadrolarının takındıkları üslup ve sergiledikleri tavır ile sert söylemleri, ülkede koalisyon hükümeti kurma şansının 1 Kasım sonrasında da olmayacağını açıkça göstermektedir.

Geleceği görmek için kâhin olmaya gerek yok. Şu bir gerçek ki; eğer bu seçim sonuçları AK Parti’nin tek başına iktidarını getirmez ise, ülkede yeni bir siyasi kaos beraberinde ekonomik bir çöküşü başlatacaktır.O zaman seçmen şimdiden bu gerçekleri nazarı dikkate almalı ve siyasi istikrarsızlığa sebep olan sonuçların bu seçimde tekrarlanmaması için gereğini yerine getirmelidir. 

Geçmişten ders alınmalı…

Tek parti döneminden bu yana ülkemiz siyasetçileri arasında bir çekişme var.   Siyasi partilerde hâlâ ideolojik kamplaşmalar mevcut. Birbirini kabullenmede ciddi sorunlar var. Mesela AK Parti’nin 13 yıllık tek başına iktidarında devrim niteliğinde reformlar gerçekleştirilerek ekonomik kalkınmanın yanında hak ve özgürlüklerin alanları genişletildi. Fakat muhalefet cephesinden hiçbir siyasi lider veya onların etrafındaki bir parti yetkilisi o doğruları alkışlamadığı gibi destek yerine köstek oldular ve olmaya da devam ediyorlar. 

Bütün bu olumsuzlukların yanında  Türk siyasi tarihinde zorla, güç-bela oluşturulan koalisyon hükümetleri de hiçbir zaman uzun ömürlü olmadılar. Koalisyon dönemleri Türkiye’nin gelişmesi konusunda da başarılı olmadıkları bilinen bir gerçektir. 

Bütün bu gerçekler gösteriyor ki; ülkemizde siyaset, henüz evrimini tamamlayamadığı için koalisyon kültürü de geliştirilemedi.

Şimdi, tüm muhalefet cephesi partiler, F.Gülen örgütü, Doğan medya ve benzeri işbirlikçiler dışında herkes var olan istikrarın devamını istiyor. Ayrıca; siyasi istikrarsızlık beraberinde ülke sorunlarının katlanarak büyüyeceğini ve ülke ekonomisinin çıkmazlara sürükleneceği gibi bölücü terör örgütüne karşı sürdürülen mücadelenin hedefine ulaşamayacağı endişesi her geçen gün artıyor.  

Başörtülülerin kamusal alanlardan kovulup, üniversite kapılarından içeri alınmadığı, ikna odaları ve peruk takma, hastanelerde rehin kalma, senetler imzalayıp ölülerini morgdan alma ve ilaç kuyruklarında ölümler gibi eski Türkiye devrine geri dönüş olur korkusu yaşanıyor.

Bu endişe ve korkuları yenmenin ve daha güçlü ve daha güvenilir bir ülkeye sahip olmanın yolu, bu ülkenin sorunlarını çözme konusunda deneyim, tecrübe ve birikime sahip inançlı ve imanlı kadrolarını iktidara taşımak şarttır. “Ben varım, hizmete hazırım ve hiçbir sorumluluktan kaçmıyorum” diyen parti desteklenmelidir.

Tüm anket sonuçlarına bakıldığında görülüyor ki; Türkiye’de tek başına iktidar olabilecek tek parti yine Ak Parti’dir. Bu gerçekten hareketle koalisyon çıkmazına ülkenin sürüklenmemesi için şimdi düşünme ve geçmişten dersler çıkarma zamanıdır…

Yarın, “EYVAH ve KEŞKE” dememek için ilk günki AŞK ile haydi bismillah.

1 Kasım’da tek başına iktidara, 2 Kasım’da yeniden işbaşına… 

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle