Bahçeli’yi anlamakta zorlanıyorum...
Türkiye’de seçim kampanyaları çerçevesinde partiler arası miting yarışı son hızıyla devam ediyor.
Bu demokratik bir yarıştır ama maalesef olması gereken düzeyde değil.
Dün F. Gülen Cemaati için AK Parti’yi eleştirenler 17 Aralık sonrası kurtarıcı simit gibi Cemaate sarılıyor.
Yine dün HDP’yi bölücü ihanetin adresi gösterip en ağır hakaretleri yapan F. Gülen cemaatinin güdümündeki medya, bugün Pensilvanya’nın yönlendirmesiyle, AK Parti’nin milletvekili sayısında düşüş olsun diye HDP’ye destek veriyor.
Kısacası dostluk ve düşmanlıklar bazen yer değiştiriyor bazen iç içe oluyor. Anlayacağınız; siyasetteki şakul kayması ahlak sınırlarını zorlar hale geldi.
Seçim sürecinde yaşanan zikzaklar, yanlış söylem ve inandırıcı olmayan vaatler, hem alay konusu oldu hem de utanç verici bir boyut aldı.
Ülkemizde kısır çekişmelerle kaybedilen enerji ve zamanlar, insanın aklına ister istemez “Nereye gidiyoruz?” sorusunu getiriyor.
Üslup değişmezse siyasetin tansiyonu düşmeyeceği gibi birlik ve beraberliğimizi olumsuz yönde etkileyen gelişmeler olacaktır.
Rotasını Şaşıran Liderler “Devlet Sırrı” Taşıyamıyor...
Her toplumda olduğu gibi siyaset arenasında bulunan bazı insanlar da menfaat, çıkar, makam ve kişisel egoları için, inançlarıyla çelişen tavırlar sergileyebiliyorlar.
İhanet içindeki cemaatin “MİT TIR’larına” yönelik operasyonunda olduğu gibi...
Suriye’de ölüm-kalım mücadelesi veren Türkmen soydaşlarımıza gönderilen insanı yardım konusunda CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bütün görüntü ve belgelerle silah gidiyor” iddiasında bulunurken; MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli: “Erdoğan, hangi yetkiyle, ne karşılığında silah gönderdi?” sorusunu soruyor.
Beyler...
Bir ülkede istikrarı sağlayacak birinci unsur “Milli çıkarlar ve milli uzlaşma” politikalarıdır. Siyasi Partiler; milli uzlaşma ve ülkenin âli menfaatleri söz konusu olduğunda partiler üstü, milli bir refleksle politikalar üretmelidirler.
Yeni bir anayasa, ülkenin dış politikası, milli savunma ve bazı özel durumlarda ülkenin bölgesel veya uluslararası girişimleri gibi önem arz eden konularda siyasi farklılıklar bir kenara itilerek, milli bir ruh içinde hareket edilmeli.
İzlenen politikalarda yanlışlar olsa da bunlar özel mahfillerde devlet adamlığı ciddiyetine ve adabına uyan tarzda ilgili ve yetkili kurumlara bildirilir ve uyarılar yapılır.
Ancak, bunu aleni tartışır hale getirecek beyanlarda bulunmak ve ülkemizi uluslararası arenada zor durumda bırakacak şekilde seslendirmek milli çıkarlarımız acısından fevkalade sakıncalıdır ve milli politikalarımıza da ihanettir.
Bu konuda işgalci egemen güçler ve onların istihbarat kuruluşları doğrudan ya da dolaylı olarak düşmanca bir tavırla ülkemizi suçlamaktadır. Diğer yandan işbirlikçileri olan medya çevreleri ile Paralel yapının ihanet derecesindeki faaliyetleri devam etmektedir.
CHP ve MHP’nin benzer bir siyası tavırla bu kervana katılıyor olması bizi son derece üzmektedir.
Beyler aklınızı başınıza devşirin: “Devlet Sırları”nı hafife almak hiç kimsenin haddi değildir. Hele hele siyasi ihtiraslara malzeme edilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez.
Çünkü bu sırlar namustur, şereftir...
Sıradan siyaset yapanlar için “Politika böyle bir şey herhalde” diyerek geçiştirebiliriz ama bir siyasi liderin siyasi ihtirasları uğruna bu hataya düşmesi kabul edilir bir şey değildir.
HDP’in durumu belli, Kılıçdaroğlu’nun milliliğini ise ciddiye almıyorum, fakat Sayın Bahçeli bu hataya nasıl düşüyor, anlamış değilim.
Bunlar bugün olduğu gibi geçmişte de vardı, dileriz bundan böyle bunları yaşamak zorunda kalmayız.
Sayın Bahçeli,
Sizi yakinen takip ediyorum. Yeni anayasa, dış politika, demokratikleşme ve özgürlükler ile Çözüm Süreci gibi önemli konularda sentezleyemeyen politikalarınızla hâlâ eski Türkiye anlayışlarından kurtulamadığınızı görüyorum.
MHP’nin kurucu lideri Merhum Alparslan Türkeş’in “ülkemizin geleceği için ‘Başkanlık Sistemi elzemdir” şeklindeki görüşlerine kitaplarında da yer vermişti. Siz ise ülkenin geleceği için değil, sadece AK Parti istediği için karşı çıkıyorsunuz. Aslında siz bu tavrınızla sadece rahmetli Türkeş’in öğretilerinden uzaklaşmıyorsunuz aynı zamanda ülkeye de zarar veriyorsunuz.
Bahçeli kendine gel...
Seçim süreci içindeki miting konuşmalarınız, bir akademisyen, bir ilim adamı ve şahsiyetli bir siyasetçi profilinden uzak, siyasi ahlak ve nezaket sınırlarını aşmaktadır.
Sayın R. Tayyip Erdoğan bu ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanıdır. Ona saygı devlete ve millete saygıdır. Çünkü o makam milletindir ve onu o makama bu millet getirmiştir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’a ağza alınamayacak kadar ağır hakaretlerle bulunmanız onun şahsında onu seçen milyonlara yani milli iradeye yapılan saygısızlıktır.
Bir yanda “Devlet Sırları”nı ifşa edeceksiniz, diğer yandan da Cumhurbaşkanımıza saygısızlıkta bulunacaksınız.
Doğrusu size bunları hiç yakıştıramıyorum...







