AK Parti’de yeniden yapılanma şart
‘Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ referandumu sonrası Sayın Erdoğan’ın yeniden AK Parti Genel Başkanı olmasıyla AK Parti’nin geleceği gündeme geldi.
Bir öz eleştiri yapıldı ve belediye başkanı, milletvekili veyahut teşkilatlarda görev alacak kişiler mercek altına alındı.
Hazırlanan kapsamlı raporlar hareketin lideri olan Erdoğan’a takdim edildi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Sayın R. Tayyip Erdoğan eleştirileri nazari dikkate alarak son dönemde sık sık dile getirdiği metal yorgunluğunu aşmak için düğmeye bastı.
Açık haber kaynaklarında yer aldığı gibi AK Parti teşkilatlarının yüzde 50’si yenilenecek.
Bugün ilçe kongreleri başlıyor. Devamında gerçekleştirilecek il kongreleriyle AK Parti, ‘değişim’, ‘dönüşüm, ‘yeniden yapılanma’sı tamamlanmış olacak.
Gelin “Peki AK Parti neden bunu yapmaya ihtiyaç duydu?” sorusuna birlikte cevap arayalım…
Çünkü, süreç içinde partiye yönelik saldırılar, baskılar ve algı operasyonlarının sebep olduğu kaos ortamından istifade eden bazı rantçı, fırsatçı, rüşvetçi ve de istismarcı kimseler parti kadrolarına sızma imkanı buldu.
Parti içinde güç kazandılar ve iktidar nimetlerini kendilerine ve yandaşlarına yonttular.
Bilhassa yerel yönetimlerdeki rüşvet ve yolsuzluklar ile görevi kötüye kullanma gibi gayrı ahlaki olaylardaki artış hem samimi partilileri hem de vatandaşı çok ciddi anlamda rahatsız etmeye başladı.
Parti kadroları ve yerel yönetimler ile hükümet kadrolarında çok ciddi bir temizliğe ihtiyaç var olduğu gerçeği inkâr edilemez.
Halkla partinin buluşmasını sağlayan güzel hizmetlere takoz olan bu unsurların sökülüp atılmasının tam zamanıdır.
AK Parti Genel Başkanlığına Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın gelişiyle beklenen an geldi diyerek harekete geçilmesi hem parti hem de halkta yeni ümitleri beraberinde getirdi.
HALKA RAĞMEN DEĞİL, HALKLA BERABER
Kimlerin gideceği belli.
Biz asıl kimlerin geleceğine bakalım.
Sayın Erdoğan, iki şeyi çok önemsiyor.
Biri halk, diğeri teşkilatlar.
“Halka rağmen değil, halkla beraber” siyaset yapmayı kendine temel ilke edinmiş.
Vatandaşla iyi ilişki içinde ve onların dertleriyle hemhal olanları tercih ediyor.
Her konuşmasında ısrarla “Halka efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik” sözleriyle halkı ne derece önemsediğini dile getiriyor.
Teşkilat kadroları, Sayın Erdoğan’a göre halkla buluşmayı ve bağlantının devamını sağlayan köprüdür.
Bu gerçekten hareketle, halkta karşılığı olan teşkilat birikimi ve yetenekli ve de hizmet etmekte samimi olan kişiler kadrolarda yer bulacak kanaatindeyim.
Diğer bir önemli ayrıntı şudur:
‘Ranta bulaşmış’ veya ‘FETÖ’ ile uzaktan, yakından ilişkisi bulunan kimselerin yeni kadrolarda olmamasına azami dikkat edileceği inancındayım.
Çünkü hareketin lideri Sayın Erdoğan’ın, bu iki konuda tavizsiz olduğunu biliyorum.
GEÇMİŞİN HATALARI TEKRARLANMAMALI
Burada acizane olarak bir hatırlatma ve bir de uyarıda bulunmak istiyorum.
Malum, AK Parti’nin nitelikli siyasetçi yetiştirme adına 2008 yılında başlattığı “Siyaset Akademisi” adlı eğitim programı var.
Bu akademiye inanarak katılıp siyaseten kendini yetiştiren tecrübeli elemanlardan elbette yararlanılmalı.
Ancak kâğıt üzerinde katıldı görünen ve hileyle sertifika alanlar veya “Yarın fırsat ellerine geçerse lazım olur, teşkilat kadrolarına girmem için elimde bulunsun” düşüncesiyle bu eğitim programına katılıp sertifika alanlar mutlaka tespit edilmeli ve kadro dışı bırakılmalıdır.
Liyakatli, mütevazı aynı zamanda halkın içinden gelen kişiler kadroya alınmalı. Geçmişteki hataların tekrarlanmaması için dikkat edilmeli.
Eğer, bekleneni layıkıyla yapmayı başarabilirse işte o zaman AK Parti, kuruluş heyecanı ve ruhunu yakalayıp yeniden halkın teveccühüne mazhar olacak.
Dileğimiz ve duamız da budur.
Çünkü AK Parti sadece kendinden menkul bir siyasi hareket değildir.
Gözü, kulağı ve ümit ışığı Türkiye olan İslam dünyasının da AK Parti’yi izlediği ve de başarısı için dua ettiği unutulmamalı.







