Kemalist ve laikler neden bu kadar azdı?
Kemalist ve laikler neden bu kadar azdı?
İDRİS GÜNAYDIN
Kendi hayatımdan bir misal: çocukluğumda bu 5816 sayılı yasa orada paşalar gibi dururken, yaşı ortanın üzerinde olanlarda böyle heykel sevgisi yoktu. Hatta açık açık tenkit ederler bir itirazla da karşılaşmazlardı. Özellikle CHP’nin tek parti dönemi eleştirilirken mutlaka tabulaştırmaya değinilir ve kıyasıya eleştirilirdi.
Acaba neden kimse itiraz etmezdi? Bunun üç sebebi olabilir:
1-Nasıl olsa okullar ve resmi kurum ve seremoniler Kemalizmin geleceğini garantiye almış. 5816 sayılı yasa orada paşalar gibi duruyor. Yasayı Menderes hükümeti çıkarmış, lakin Menderes hükümeti tüm zamanların en kötülerinden yasası ise en iyilerinden kabul edilmiş.
2-Nasıl olsa askerde, okuyan-okumayan erkekler sıkı bir beyin yıkamadan geçiriliyor.
3- Nasıl olsa resmi hüviyeti olan, bizimle aynı dünya görüşüne sahip amirler, resmi bayramlarda konuşma yaparken, bürokraside yükselirim umudu ile veya çocuklarının okullarda aldıkları zehrin eve saçılması neticesinde kraldan fazla kralcı geçinerek bol kepçe heykel çorbası döküyorlar tabaklara.
Gel zaman git zaman; Ak Parti iktidar oldu. Yaptığı gözde icraatlar yanında bir nakıs tarafı vardı: Gözü kara ve Anti Kemalist siyaset… Bunun iyice farkına varanlar okullarda, asker ocaklarında kustukları zehiri yeterli bulmayanlar, demokratik seçimler de fayda getirmeyince gezi kalkışmasına baş vurdular. Hatta, o kadar ki; masum ot ve çiçekleri bile kasten, göstere göstere ezerek; siz de, ne kadar masum olursanız olun, böyle ezeceğiz demek istediler. Ertesi gün kurumlarda çalışma dolapları olanlar üzerlerini posterlerle doldurdular. Artık, kıyasıya, putçuluk ayağa inmiş, açık açık saldırı aleti olmuştu.
İki düşmanları vardı: Biri Ak Parti hükümeti diğeri İslami kavramlar… Bu ikisinden kurtulmadıkça, rahat edemiyorlardı. Çünkü Ak Parti hükümeti onca icraatlara imza atmasına rağmen, baş eğmiyor, kutsallara sahip çıkıyor, tabuculuğa karşı iyi niyet beslemiyordu.
Ne olduysa bizim sahte mücahitlere oldu. Şair Ahmet Arif’in, “Yorgun Demokrat” şiirinde yazdığı gibi: “Bu yolda ölenler oldu, mum gibi sönenler oldu…. Bir tek sen kaldın geride. Ah gelip geçiyor hayat, yüreğim anlıyor seni, Artık susma yorgun demokrat…”
Hükümeti deviremiyorlar. Güvendikleri dağlar kar ile boran. Ürettikleri kahramanlar Epstein Adasından diplomalı. Rezaletin, her alanda dibine vurmuşlar. Umut yok. Anti Kemalizm tüylenip, yeni ve yakası açılmamış belgelerle fırtına koparıyor. Hattı müdafaayı bıraktılar sathı müdafaya başladılar. Sokakta, okulda, vasıtada, plajda, camide… Kudurmuş gibi saldıranlar oldu.
Bir et mamacı sosyal medyada konuşuyor: “Ayhh Gitsinler artık. Defolup gitsinler. 25 sene olduy. Ay valla çıldıracam. Yoksa ben gidecem bu ülkeden.”
Ayıp ya. Çoktan gitme zamanı gelmedi mi? Millet açlıktan ölüyormuş da falan da filan da. Hiç biri her gün kapıma şu kadar aç geliyor, biz doyuruyoruz demiyor.
Sanki bizi yöneten adam zorla geldi. Söyle bize; daha getirmeyelim. Kendisi et mamacı. Üçe bölsen üç kişi oluyor.
Hem ne oldu? Yüz yıldır gencimizin, ihtiyarımızın, çocuğumuzun dokundurtmadığınız yerimiz kalmadı. Biz bu toprakları, bu bayrağı, terk etmedik. Biz kaçmayı düşünmedik.
25 yıl nedir ki?
Seyyid Nesimi idama mahkum olmuş.. Cezası derisi diri diri yüzülecek. Cellat bir ara usturayı eline kaçırmış.. Başlamış ufflanmaya.
Nesimi: Allah bize sebep versin. Derimiz soyuluyor gıkımız çıkmıyor.
Gel de Ömer
Seyfettin’in o “p..” hikayesini hatırlama.
“Filistin bozgunundan sonra müzakerelere ben de yüzbaşı olarak katılmıştım. Karşı taraftan bir yüzbaşı bana dik dik bakıyor. Derken yanıma geldi ‘Ne haber Ömer, beni tanıdın mı?’ dedi. Tanımamıştım. Anlattı. Hani seninle aynı sınıfta okumuştum. Osmanlının her başarısı beni huzursuz ediyor, içimi kevgire çeviriyordu. Bir gün anneme bunun sebebini sordum. Annem: ‘Senin baban bir Fransız” dedi. Ben falanca hastanede çalışırken Fransız bir doktordan peydahladım seni. Şimdi baban Fransa’ya gitti.’
O hastaneye koştum. Babamı soruşturdum, adresini aldım, Fransa’ya gittim. Kendisini buldum ve konuyu konuştuk. Beni kabul etti.”
Yaa. Şair der ki; “Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen iki kazma kürek iki de ırgat gerek;
Ancak hadi gel yapalım şunu geri desen bir Sinan bir de Süleyman gerek.” M.A.E
Kimler yıktı koca Osmanlıyı?
Bu dran dran konuşanların ucu nereye dayanıyor acaba? Vesselam.