Süleymancıları ne yandan vuralım (1)
Süleymancıları ne yandan vuralım (1)
İDRİS GÜNAYDIN
Aslında bu sorunun doğrusu (Süleymanlıları) şeklindedir. Çünkü onlar Süleyman Efendi taraftarıdır. Lakin kamuoyunda meşhur olan ifadeye göre kendilerine “Süleymancı” denmiştir. Durum daha iyi anlaşılsın diye ben de o tabiri kullandım.
Bu yazımda tam da adalet ve hakkaniyet penceresinin önünden meseleye bakıyorum. Çünkü ben de bu cemaate karşı bazı çekinceler taşısam da bir tarihler, bir Kur’an kurslarında beni imam olarak biraz misafir ettiler. Orada kurduğumuz arkadaşlığın ve samimiyetin hatırına peşin hükümlü olmadan doğru bildiklerimi söyleme durumundayım.
Allah her şeyi görüyor. Nitekim ayeti kerime: “Ve inne aleyküm le hafızin, Kiramen katibin, Ye’alemüne ma tefalun” buyurur. Anlamı: Sizin üzerinizde hafazalar (koruyucu) melekler vardır. Kiramen Katibin (Yazıcı melekler) vardır. Yaptıklarınızdan haberlidirler” buyurur. Ne yaparsak onların haberi dahilindedir.
Süleymancılar, cumhuriyetin ilk dönemlerinde, Allah kendisini nur içinde yatırsın Süleyman Hilmi Tunahan adlı o büyük mücahidin, putçu rejimi, sağı gösterip solu vurması ile abandone etmiş kahramanının yolundandır.. O günlerde bu rejim tüm hışmı ile üzerine çullanmak isterken aslında kendi elinin ayağının bağlandığının farkına bilahare varmış ve o gün bir sivrisinek vızıltısı ile çıkan ses bugün bir orkestraya dönüşmüştür.
Süleymancı hocalarla beraber olduğumuz günlerde gördüm ki; aramızda dünya görüşü olarak hiçbir fark yoktur. Sadece yoğurt yeme farkı vardır. Peki hata nerede?
Bu cemaat, başlangıçta, biraz da rejimin asabiliğinden dolayı, iki şeyden uzak durmuştur: Diyanet Camilerinde Cuma Namazı kılmamak, İmam Hatip Okullarına çocuk vermemek... Burada biraz haklı olarak da değerlendirilebilirler. Bugün bile Diyanet İmamlarının çok az da olsa bir kısmının arkasında namaz kilmak caiz midir değil midir tartışması vardır. İmam Hatip Okulları ise safiyetini sürdürüyor mu, tartışıyoruz.
Tüm bunlara karşı bu iki kuruma mesafeli durmak, itikadi bir farklılık sayılmaz ancak zamanın ruhu gereğidir.
Ancak Süleymancı Cemaati, mesela şunu da yapmamıştır: Bazı camilerde bazı hocaları seçerek onların arkasında namaz kılmak, İmam Hatip Okullarının içinden bir mücadele başlatıp, okulların ıslahı yolunu benimsememiş, paralel bir eğitim modeli ile paralel bir cami- cemaat yapılanmasına gitmiştir.
REJİMİN İMTİYAZLI CEMAATİ
Bu anlamda Süleymancılar, laik rejimin imtiyazlı bir cemaati oluvermiştir.
1-Her seçimde iktidara gelecek solcu, sağcı, liberal partileri destekleyerek iktidarlardan beslenmişler fakat bu partilerden dindar olandan hep uzak durmuşlardır.
2- Partilerin; iktidara gelemese de mason, solcu, Fetöcü olanlarını desteklemişlerdir.
3- Devletin resmi kurumu olan DİB’i bypas ederek ayrı bir Cuma mescidi oluşturmuşlardır.
4- İmam Hatipleri bypas ederek başka bir eğitim metodu benimsemişlerdir.
5- Normal bir cemaat, tarikat görüntüsünden çıkıp, paralarla yuvarlanan örgüt durumuna gelmişlerdir. Devletin bunları bilmemesi mümkün değildir.
6-Böylece yardım almak için dil döktükleri insanlarla bugün karşı karşıya gelmişlerdir.
OĞUZHAN ASİLTÜRK’TEN BİR HATIRA
Ankara’da öğretmen olduğum yıllarda sık sık genel merkez olan “Etaş İşhanı”na gider Oğuzhan Bey rahmetlinin çayını içerdim. Onunla aramızda başka bir sebepten bir dostluk oluşmuştu. Çok akıllı biriydi. Geçmişte, koalisyon dönemlerinde, beraber oldukları hükumetlerle ilgili sorular sorardım. Bir defasında şöyle sordum: “Süleymancılar, sizin için, bakan olduğunuz 1973 yılında Süleymancı kurslarını kapattığınızı söylüyorlar. Ne dersiniz?”
Rahmetli: “Allah onları af etsin. O kadar yalan ki bu iddia. 12 Mart askeri rejimi gelmiş, partilerden karma bir hükümet oluşturmuş, Süleymancıların Kur’an Kurslarının kapatılmasına karar almış, bu kararın uygulanmasını da İç İşleri Bakanı İsmail Hakkı Tekinel’den istemişti. Sayın bakan daha doğru dürüst icraat yapamadan 1973 seçimleri oldu ve ben bakan oldum. 12 Martçılar bu kararı uygulamamı istiyorlar. Kemal Kaçar’ı (başkası da olabilir) çağırdım. 12 Mart cuntası bu kararı uygulamamı istiyor. Bunun kaçarı yok. Gelin bu kursların statüsünü değiştirin. Buraları öğrenci yurduna dönüştürün, dedim. Böylelikle onlara mazeret sunmuş oluruz.” Bu teklifimi orada kabul ettiler lakin dışarıda bu yalanı yaydılar. “Oğuzhan Asiltürk kurslarımızı kapattı dediler. İşin aslı bundan ibaret.” Vesselam.
DEVAM EDECEK.