• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Yılmaz Yalçıner

09 Aralık 2021


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Allah rahmet eylesin. Ruhu için el-Fatiha.

Zor yazılardan biri daha! 

Hatıralar kendini kilitledi, kelimeler sise karıştı. Ne diyeceğimi nereden başlayacağımı, sönmüş kor ateşte kıvılcım arar gibi aramaktayım.

Bir yerden başlamalıyım ama nereden?

Yılmaz ağabeyin vefatından sonra namuslu ve dürüst yayın organları ile yine namuslu ve şerefli sosyal medya kullanıcıları tarafından neler yazılmış diye baktım.

Herkes bildiğince, duyduğunca, gördüğünce daha çok da “doğru mu, yanlış mı, eksik mi, fazla mı” diye araştırıp sormadan nakiller yapılmış.

Elbet bir diyeceğimiz yok. Kendi söyleyeceklerime bakayım.

Yılmaz Yalçıner’i çok genç yaşımda tanıdım. MTTB’de olduğumuz bir gün, “Vesika” adlı bir derginin çıktığını duymuş ve galiba Kızılay Karanfil sokaktaydı, birkaç arkadaşla derginin merkezine gidip tanışmıştık.

Bizi görünce çok sevinmiş ve heyecanlı bir sesle:

-“Gençler sizin işiniz okumak, araştırmak, memlekete ve millete sahip çıkmak, sizleri sokaklara dökmek ve sonra da tepenize çökmek istiyorlar, sakın tuzağa düşmeyin” demişti.

O günden bugüne 45 yıl geçmiş. 45 yıl içerisinde kayıp yıllar olsa da 1992 senesinden sonra kader ve nasip, tekrar buluşturdu.

Yılmaz Yalçıner’in hayran olduğum ve takdir ettiğim en büyük özelliği, katıksız iman ehli olmasıydı. Onun bu özelliği, başına işler açsa da hiç taviz vermedi.

Yılmaz ağabey, 11 yıl Diyarbakır Cezaevinde kaldıktan sonra rahmetli Özal’ın kısmi affıyla tahliye olunca İstanbul’a dönmüş ve işsiz birisiydi.

Hani yukarıda zor yazı dedim ya, gerçekten zor. 

“İstanbul’a dönmüş ve işsiz birisiydi” ifadesinin altını dolduracak olsam, onlarca fincancı katırları ürker. Geçelim.

Rahmetli Yılmaz ağabey de gördüğü vefasızlıkları anlatmak istemezdi. Bütün hesapları ahiret gününe bırakmıştı. Şimdi onları orada bekliyor.

1992 yılında Yılmaz ağabeye iki vefa insanı el uzattı. Birisi Hekimoğlu İsmail ağabey, diğeri Mustafa Karahasanoğlu ağabey.

Hekimoğlu İsmail, kitap hazırlamak üzere kendisine teklifte bulunmuş ama Yılmaz ağabey gazeteciliğe devam edeceği için teşekkür etmişti.

Mustafa Karahasanoğlu ağabey de “Nalbur” dükkânını satmış, “Cuma Dergisi” çıkarmaktaydı ve Yılmaz ağabeye istediği gibi çalışabileceğini söyledi.

Rabbim sağlıklı ömür nasip etsin, Mustafa ağabey bir vefa insanı olarak “hep düşenlerin ve düşürülenlerin dostu” olmuştur.

Bu sözlerimden herhangi bir mana çıkarılmasın lütfen. Sadece Mustafa ağabeyin, “çok zor taşınan insanları, dava adına taşıdığını” ifade etmek için söyledim.

Ezcümle:

Pek bilinmeyeni hatırlatayım.

Başbakan Demirel, Erbakan hocayı 1969 yılında Odalar Birliği Başkanlığından kanunsuz bir şekilde polis zoruyla attıracağı gün, Yılmaz Yalçıner, Erbakan’ı binanın arka kapısından kaçırarak teslim etmemiştir.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

katıksız ehli iman

katıklıları nasıl oluyor bunların?
  • Yanıtla

İsmail Ercikti

Yılmaz Muhtreme Canabuallah ganigani rahmetetsin makamin cennetmekânolsun İhşallah
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23